2010 yılı ‘TİS yılı’ olacak

DGB’ye bağlı Hans-Böckler-Vakfı (HBS), 2009 yılında imzalanan ve 2008’den 2009’a sarkan toplusözleşmeleri başarılarının bir kanıtı olarak gösteriyor. HBS tarafından hazırlanan TİS Raporu’na göre ücretler yüzde 2 ila 4 arası yükselmişti. Ücret artışlarının karşısında ise yüzde 0,3’lük enflasyon oranını koyan HBS uzmanları böylece emekçilerin ücretlerinin yüzde 1,7 ila 3,7 arası yükseldiğini söylüyorlar.
Tabi ki gerçek, her zaman olduğu gibi görünenden çok farklı. Kriz nedeniyle gündeme gelen kısa çalışma, ücret zamlarından (değişik gerekçelerle) feragat edilmesi veya belli bir süre ertelenmesi, neredeyse bütün işkollarında Noel ve izin paralarının tümden veya kısmen gasp edilmesi, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi, ücret karşılığı olmadan çalışma sürelerinin kısaltılması gibi daha birçok saldırı nedeniyle işçi ve emekçiler 2009 yılında aslında çok ciddi ücret kaybı yaşadılar.
Sadece kısa çalışma nedeniyle yaşanan ücret kaybı yüzde 33 ila 40 arasında gerçekleşti. Noel ve izin paralarının tümden veya kısmen gasp edilmesi ve diğer saldırılarla birlikte bu oran birçok branş ve işletmede çok rahat yüzde 50’lere kadar çıkabiliyor. Bu durumda “başarılı bir TİS yılından” söz etmek gerçekleri alt üst etmekten başka bir şeyi ifade etmiyor.

İLERİ SÜRÜLEN TALEPLER
Almanya genelinde 78 branşta çalışan 9,4 milyon emekçinin ücret toplusözleşmelerinin pazarlığı bu yıl gündemde. Birleşik Hizmet Sendikası ver.di, Kimya İşçileri Sendikası IG BCE ve Gıda İşçileri Sendikası NGG geride bıraktığımız haftalarda taleplerini belirlediler (kutuya bkz.). IG Metall ve İnşaat İşçileri Sendikası IG BAU ise taleplerini önümüzdeki haftalarda belirleyecekler.
Taleplere bakıldığında en somut taleplerin NGG tarafından belirlendiği görülmekte. NGG Yönetim Kurulu bölge TİS komisyonlarına gönderdiği öneride ücretlerin 12 aylık bir süre için yüzde 4-5 arası yükselmesini ve en düşük ücret gruplarında saat ücretlerinin 7,50 Euro’ya yükseltilmesini tartışmaya açtı.
Rakam belirlemekten genelde kaçınan IG BCE ise “makul” bir zam talebiyle müzakere masasına oturacağını ifade etti. Ancak “makul” olanın ne olduğu konusu IG BCE yönetiminin açıklamadığı bir sır! Ücret görüşmelerine işyerlerinin korunması ve “Eğitimle geleceğe” sözleşmesinin geliştirilmesini de ekleyen IG BCE yönetimi, böylece “makul” ücret zammından da geriye bir şeyin kalmayacağı sinyalini vermiş oldu.
İşin içinden en çıkılmaz olan talebi ise ver.di gündeme getirdi. Son 10-15 yıl içinde kamu emekçilerinin çalışma koşulları (özellikle ver.di Sendikası’nın 2001’de kurulmasından sonra) sürekli kötüleştirilirken ücretleri de düşürüldü. Ver.di Sendikası geçen TİS dönemlerinde olduğu gibi bu yıl da bütün sorunları “yüzde 5’lik paket içinde” (kutuya bkz.) çözecek (!) gibi bir tutum içine girdi. Yönetimin bu tutumu, kamu emekçilerinin bu yıl da ciddi bir ücret artışı elde edemeyecekleri gibi diğer konularda da emekçileri tatmin edecek bir sonuç sağlanamayacağının işaretini veriyor.

IG METALL ‘TARTIŞIYOR’ – IG METALL GÖRÜŞÜYOR!
Krizden en fazla etkilenen branşların (otomobil, makine ve yan sanayileri) yetkili sendikası IG Metall’de ise talepler henüz ‘tartışma’ aşamasında.
IG Metall’in bütün büyük bölgelerinde yapılan özel konferanslarla TİS tartışmalarına başlandı. Genelde sendikanın fabrikalardaki temsilcilerinin katıldığı konferansların dikkat çeken en önemli yanı sendika yönetiminin 2010 TİS döneminde nasıl bir çizgi izlenmesi gerektiğini örgüte aktarması oldu. Katılımcılara söz hakkının verilmemesi, tabanın hangi talepleri tartıştığının gündeme bile alınmaması sendika yönetiminin 2010 TİS döneminde “demir yumruk” stratejisini uygulayacağını, yani en ufak bir itiraza dahi müsaade etmeyeceğini gösterdi.
Önümüzdeki TİS döneminin en önemli yönünün “işyerlerini güvenceye almak” olduğunu ilan eden IG Metall yönetimi bunun için konferanslarda sendika temsilcilerine sunulan “strateji” (kutuya bkz.) üzerinden metal patronlarıyla Aralık ayında, 25-26 saatlik çalışma haftasının maliyetinin kimin tarafından ne kadar karşılanacağı üzerine müzakerelere başladı bile. Bu ayın ortasında ise yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlar doğrultusunda talepler somutlaştırılacak ve kısa süre içinde müzakerelere başlanacak.

KRİZDE TİS STRATEJİSİ VE İLERİ SÜRÜLMESİ GEREKEN TALEPLER
Yazımızın başında kriz nedeniyle işçilerin ekten karşı karşıya kaldıkları saldırılardan söz etmiş ve yer yer işçilerin yüzde 50’lere varan ücret kaybıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtmiştik. Böyle bir durumda sendikalardan beklenen, kriz dönemine uygun olarak ve bütün branşları kapsayan ortak bir strateji belirlemeleridir. Ve bu stratejinin merkezinde işten atmaların engellenmesi ve emekçilerin gerçek alım gücünün yükseltilmesi bulunmalıdır.
Ancak mevcut sendika yönetimleri bu tarz bir strateji belirlemek bir yana sermayenin çizdiği sınırlar içinde sermayenin çıkarlarını gözeten çizgi izliyorlar ve bunu işçilerin lehine izlenen politikanın olmazsa olmazı olarak sunuyorlar. 2008 ve 2009’da izlenen bu çizginin sonuçları ortada!
Taleplere gelince öncelikle şunları görmemiz gerekiyor: 1.Bir yılı aşkın bir süredir yaygın biçimde uygulanan kısa çalışma, işyerlerini güvenceye almanın asıl olarak çalışma sürelerinin (haftalık çalışma sürelerinin düşürülmesi ve emeklilik yaşının aşağı çekilmesi) düşürülmesi yoluyla sağlanacağını ortaya koymuştur. 2. İhracata yönelik üretimin ağırlıkta olduğu Almanya’da, sermayenin rekabet gücünün artırılması için ücretler sürekli düşürülüyor ve emekçiler giderek yoksullaşıyor.
Bu tespitlerden hareketle ileri sürülecek taleplerin başında -İşten atmalar yasaklansın, -Haftalık çalışma süreleri tam ücret karşılığı bütün branşlarda 30 saate düşürülsün, -Emeklilik yaşı aşağı çekilsin ve en önemlisi –İşçilerin alım gücü (reel ücretler) yükseltilsin gelmelidir.
Önümüzdeki haftalarda bütün metal işkolunda TİS talepleri üzerine tartışmalar artacak. Sendika yönetimi yukarıda tarif edilen tutumuyla metal emekçilerine çok fazla seçenek bırakmadan belirlediği stratejiyi dayatmaya çalışacak. Sınıftan yana, mücadeleci sendika temsilcileri ve işçiler hareketi ileri taşıyacak talepleri tabanda tartışmaya açarak ve TİS komisyonu toplantılarında sendika bürokratlarının baskılarına boyun eğmeyerek işbirlikçi stratejiyi boşa çıkartabilir.

Belirlenen talepler

IG BCE
Ücretler 12 ay geçerli olan bir sözleşme dahilinde “makul” oranda yükselmeli
İşyerlerinin korunması ve “Eğitimle geleceğe” (“Zukunft durch Ausbildung”) sözleşmesinin geliştirilmesi

Ver.di
Ücret ve diğer talepler için paket halinde yüzde 5 talep edilecek.
Paketin içinde çıraklar için 100 Euro zam talep edilirken genel ücretlerin “hissedilebilir ölçüde” ve “sosyal yönleriyle” yükseltilmesi talep ediliyor. Ayrıca yine bu paketten kısmi emeklilik sözleşmesinin devamı ve emekliye ayrılanların yerine çırakların işe alınmasının giderlerinin finanse edilmesi öngörülüyor. Ücret gruplarının normal yükselmesi, kıdem tazminatları,  Doğu ve Batı arasındaki ücret farkının ortadan kaldırılması vs. yine paket kapsamında çözülmek isteniyor. Ne var ki bu taleplerin üçte biri bile yüzde 5’lik bir paket kapsamında çözülemeyecek kadar kapsamlı.

NGG
Ücretler yüzde 4-5 arası yükselmeli – Sözleşme 12 ay ile sınırlı olmalı.
En düşük TİS ücretleri en azından 7,50 saat ücretine yükseltilmeli.

IG Metall’in TİS stratejisi*
Metal işkolunda geçerli olan sözleşmelere göre haftalık çalışma süreleri ekonomik nedenlerden ötürü ücret karşılığı olmadan geçici olarak 30 saate düşürülebiliyor. İşyerlerinin güvenceye alınmasını “asıl hedef” olarak belirleyen IG Metall yönetimi haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak 25 – 26 saate kadar düşürülmesini öneriyor.
30 saate kadar ücret karşılığı olmadan düşürülebilen haftalık çalışma sürelerinin tekrar  4-5 saat daha ücret karşılığı olmadan düşürülmesinin işçiler arasında çok ciddi hoşnutsuzluğa neden olacağını bilen sendika yönetimi, işçilerin çok ciddi ücret kayıplarıyla karşı karşıya kaldıklarını ve bu nedenle 25 saatlik çalışma haftasının yükünü tek başlarına omuzlamalarının mümkün olmadığını belirterek“kısmi ücret denkleştirilmesi” karşılığında olabileceğini bildiriyor.
Kısmi olsa da “ücret denkleştirilmesinin” işverenlere yük getireceğine dikkat çeken IG Metall yönetimi, “devlet krizde bankaların yanı sıra üretim sektörlerini de korumalı” görüşünden hareketle bu modele devletin katkısını talep ediyor. İşverenlerin, ücret denkleştirmesi için yaptıkları ücret yan giderlerinden muaf tutulmasını talep eden sendika yönetimi böylece yükün devlet-işveren ve işçi arasında adil dağıtılacağını ileri sürüyor.

*Daha geniş bilgi için www.igmetall.de adresine bkz.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: