Haiti’de insanlık dramı

QUAKE-HAITI/

Deprem sonrası Haiti halkı ölüm kalım savaşı verirken depremi fırsat bilen ABD binlerce silahlı askerle başkent havaalanını işgal etti.
Haiti’de şu ana kadar 25 bin kişi hayatını kaybettiği, kayıplarla birlikte ölü sayısının 200 bin’e çıkacağının tahmin edildiği korkunç depremin üzerinden 10 gün geçti. Halk hala sokakta, aç, susuz ve sağlık yardımı almadan bekliyor. İnsanlar, devlete ve başkent  Port-au-Prince Havaalanı’nı sözde yardımların koordine edilmesi için işgal eden ABD askerlerine karşı öfke içinde.
Açlık, yoksulluk, hastalıkla boğuşan insanlar arasında yardım dağıtılmaması nedeniyle öfke  artıyor. Küçük kavgaları bahane eden polis ve ABD askerlerinin askeri araçlarla halka saldırması, şiddet uygulaması ise öfkenin daha da artmasına neden oluyor.
ABD askerlerine karşı uluslararası tepki de giderek artıyor. Binlerce silahlı asker havaalanındaki uçuşları kontrol altında tutarak, diğer ülkelerin vatandaşlarının Haiti’yi terk etmelerine bile izin vermiyor. Karibik Ülkeleri Birliği (Caricom), başka ülkelerden gelen yardım uçaklarının havaalanına inmesine izin vermeyen ABD’yi eleştirirken çok sayıda devlet başkanının da aralarında olduğu bir delegasyonun izin verilmemesi nedeniyle Jamaika’ya geri döndüğüne dikkat çekiyor.

ABD’YE ULUSLARARASI TEPKİ
Fransa, Brezilya, Nikaragua ve diğer bir çok ülke de resmen ABD’nin bu keyfi uygulamasını protesto etti. ABD’nin yol açtığı karmaşadan çıkmak için getirilen öneriler arasında Jamaika Başbakanı Bruce Golding’in, yardım koordinesinin Haiti’ye 45 dakika uzaklıktaki Kingsley Havaalanı’ndan yapılması önerisi yer alıyor. Aralarında Rusya’nın da bulunduğu bazı ülkeler ise yardımlarını Venezuella’ya göndereceklerini ve dağıtımı da oradan yapacaklarını açıkladılar. Venezuella Devlet Başkanı Hugo Chavez ise ABD’nin Haiti’ye yardım değil, silahlı asker göndermesini eleştirerek ülkesinin Haiti halkına ihtiyaca cevap verecek oranda petrol göndereceğini bildirdi. ABD’nin yardımı militaristleştirmesi, 10 bin civarındaki silahlı askeri Haiti’ye göndermesi ve Dışişleri bakanının ‘bu gün buradayız, yarın da burada olacağız’ türünden açıklamaları değişik ABD yardım örgütleri tarafından da mahkum edildi. ABD’li insan hakları savunucularından Brian Concannon jr, gazete ve televizyon haberlerinde Haiti halkının saldırgan ve barbar bir halk olarak gösterilmesi ve askeri müdahalenin zorunlu olduğunun kafalara yerleştirilmesi çabalarını kınadı. ABD’nin eski yarı sömürgesi olan ülkede egemenliğini arttırmak ve deprem sonrası ABD’ye sığınmacı akınını engellemek için Haiti’ye önem verdiği eleştirileri de yükseliyor. Fransa ise uzun yıllar sömürgesi olan Haiti’yle bağlarını güçlendirmek çabası içinde.
Haiti Devlet Başkanı Rene Preval ise Dominik Cumhuriyeti’ne yaptığı ziyarette yardımların koordine edilmesi için uluslararası bir zirve hazırlığını başlattı. Önümüzdeki günlerde yapılacak olan zirveye AB’yi temsilen İspanya Başbakan Yardımcısı Maria Teresa Fernandez’in katılacağı açıklandı.

AMERİKA KITASININ EN YOKSUL ÜLKESİ
Haiti yıllardır yoksulluk ve açlıkla boğuşuyor. Deprem sonrası ekranlara gelen görüntüler, daha önce de varoşlardaki yaşam, içecek su, yiyecek yemek bulmayan ailelerle Amerika kıtasının en fakir ülkesinin görüntüsünü oluşturmaktaydı. Tabi ki Haiti’de de kendi gettolarına kapanmış zenginler mutlu yaşamlarını sürdürürken yoksulla zengin arasındaki uçurum derinleştikçe derinleşmekteydi. Haiti devlet başkanları Baby Doc ve Aristide, uzun yıllar halka baskı yaparak, en basit demokratik hakları bile yok ederek egemenliklerini sürdürdüler.
10 gün önceki deprem böylelikle sosyal ve politik açıdan dünyanın en azgın şekilde sömürülen ülkesini yerle bir etti. Daha önceki yıllarda da değişik felaketler ülkenin yoksullarını vurmuş, 2004’de Jeanne adı verilen fırtına 3 bin kişinin ölümüne yol açmıştı. 2008’de yeni bir fırtınada yüzlerce kişi hayatını kaybetmişti. Zaten açlıkla boğuşan Haiti halkı fırtınalar da üstüne gelince çözümü yakın ülkelere göçmekte aramaya başladılar.
ABD, korkunç deprem sonrası Florida üzerinden gelecek göçü engellemek için neredeyse Haiti’yi işgal etti. Haiti, Dominik Cumhuriyeti ile birlikte Karibik adalarından Hispaniola’yı paylaşıyor. Küba’nın doğu kıyılarına uzaklığı ise birkaç kilometre.
SÖMÜRGECİLERİN KOVULDUĞU İLK ÜLKE
1492 yılında Christoph Kolumbus tarafından keşfedilen ülke, asırlar boyu Fransız sömürgesi olarak kaldı. Fransız sömürgeleri arasında en zengini olan Haiti, 1804 yılında köleliğe ve sömürgeciliğe karşı verdiği mücadeleyi kazandı, böylelikle dünyanın sömürgeciliği, köleliği yenen ilk ülkesi olarak tarihe geçti. Sömürgeci Fransa’nın kovulmasıyla iş bitmedi, ara dönemdeki açlık, yoksulluk ve karmaşayı bahane eden ABD, sık sık ülkeye müdahale ederek, kendi istediği diktatörlerin yönetime gelmesini sağladı. Halkın karşı çıkışları en kanlı şekilde bastırıldı.
Şu an Haiti halkının dörtte üçü günde 2 Dolar’dan az parayla geçinmek zorunda. Bebek ölümlerinin oranı yüzde 9, çocuk ölümlerinin oranı ise yüzde 13. Yüz binlerce çocuk modern köle pazarlarında fuhuş sektörü ve ucuz iş alanlarında çalıştırılmak için satılıyor. Halkın ortalama yaşam süresinin 50 yıl olduğu ülkede nüfusun yarısı okuma yazma bilmiyor işsizlerin oranı da yüzde 50’nin üstünde. Başkent Port-au Prince’in Cite Soleil (Güneş Şehri) adındaki semtinde 300 bin kişi hiçbir şeye sahip olmadan yaşamaktalar. Dünyanın en tehlikeli yeri olarak ilan edilen Cite Soleil’de teneke evlerin duvarları kurşun delikleriyle kalbura çevrilmiş durumda.

PAZARI ELE GEÇİRME SAVAŞI
ABD’nin kuklası eski devlet başkanı Aristide’nin adamları sesini çıkararak, hak isteyenlere saldırarak semti bir savaş alanına çevirdiler.
2004 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Haiti’de 9 bin barış gücü, polis ve sivilden oluşan Minustah adlı bir misyon başlattı. Başlangıçta şekilsel düzeltmeler yapan Minustah’a her yıl milyarlarca Dolar verilmesine rağmen ülkede yeni bir elit kesimin oluşundan başka bir işe yaramadı.
Bu arada Haiti emperyalist ülkelerin yanı sıra dini, lobici örgütlerin de at koşturdukları bir arenaya dönüştü. Örneğin George Soros, Cite Soleil bir fabrika açacağını ilan etti.
Deprem sonrası BM tarafından özel elçi olarak Haiti’ye gönderilen Bill Clinton, heyetine çok sayıda ABD’li patronu kattı. Haiti’yi ucuz iş gücü cenneti olarak pazarlayan Clinton’u diğer emperyalist ülkelerin temsilcilerinin izleyeceğine de kesin gözüyle bakılıyor.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: