GM/Opel’in işçi düşmanı politikaları sürüyor

General Motors (GM) yönetimi Ocak ayı sonunda Belçika’nın Anvers şehrindeki fabrikanın kesinlikle kapanacağını ilan ettiler. Böylece bir yılı aşkın bir süredir devam eden “ne olacak” sorusu Belçikalı Opel işçileri açısından kesinlik kazandı! GM patronları verilen bütün tavizlere ve teminatlara karşın Belçika’daki fabrikayı kapatmaktan vazgeçmiyorlar.
GM, BASKIYI ARTIRIYOR!
Anvers’deki fabrikanın kapatılacağını açıklayan Opel ve Vauxhall yeni şefi Nick Reilly’in sözlerine bakılırsa, Avrupa’da hiçbir Opel/Vauxhall fabrikası güvencede değil. “2009 yılında Opel fabrikalarında 1,1 milyon araç ürettik. Anvers kapatıldıktan sonra bile 1,5 milyon araç üretme kapasitemiz geriye kalacak” diye konuşan Reilly, fazla kapasite sorununa dikkat çekerek sendikalar üzerinde “sıra size de gelecek” diye baskıyı artırıyor.
Ne var ki ulusal sendika yönetimleri basında verdikleri tüm “sert” demeçlerin ve “Avrupa çapında grev yaparız” tehditlerinin aksine kapalı kapılar ardından GM patronlarıyla “kendi” fabrikalarını kurtarmanın peşindeler.
GM şefleri ise bu durumu kendi lehlerine kullanıyorlar. Belçika’daki fabrikanın kapatılmasına karşı çıkan ve bunu “işçilere karşı savaş ilanı” olarak değerlendiren sendikacılara seslenen Reilly, “Opel’in güvenceye alınması için sendikalar verdikleri sözü yerine getirmeliler ve 265 milyon Euro ücretten hemen feragat etmeliler” dedi.
GM şefleri ayrıca hükümetler üzerindeki baskılarını sürdürüyorlar. Opel’in üretim yaptığı ülkelerin hükümetlerine 2,7 milyar Euro yardım sözlerini hatırlatan Reilly, “Bu yardımlar kısa süre içinde gelmezse Avrupa’da Opel olarak üretim yapmamız mümkün değil” diyor.
‘GİZLİ’ PLANLAR – DAHA FAZLA KÂR PLANLARI!
Ocak ayının son haftasında Frankfurter Rundschau gazetesi GM’in Avrupa’daki üretim tesisleriyle ilgili “gizli planları” olduğuna ilişkin bir haber yayınladı. “Güvenilir ve iyi haber alan kaynaklara” dayandırılan haberde, GM tekelinin Opel’deki üretimin tümüne alternatif olabilecek planlar hazırlattığı bildirildi.
“Gizli planlar” ve “güvenilir kaynaklar” bir yana GM ve Opel ile ilgilenen herkes, tekelin, Avrupa’da ciddi oranda fazla üretim kapasitesi olmasına karşın, özellikle işgücünün ucuz olduğu doğu Avrupa ülkelerinde kapasitesini sürekli artırdığını biliyor. Polonya ve Macaristan’a yapılan yeni yatırımlarla otomobil montaj, motor ve şanzıman üretimi daha fazla artacak. Buda GM şeflerinin üretimi istedikleri ülkeye kaydırma olanaklarını daha fazla genişletecek ve dolayısıyla ülkeler üzerindeki baskısını da artırmış olacak.
Diğer yanda GM tekeli, Chevrolet markasının Avrupa satışlarını ikiye katlamayı hedefliyor. Özellikle Güney Kore’de GM tekeline ait Deawoo fabrikalarında üretilen Chevrolet modelleri, bir süredir Rusya ve Macaristan’da da üretilmeye başlandı. Chevrolet modellerinin birçoğunun Opel modelleriyle benzer veya aynı olması, GM için başka olanakları da gündeme getiriyor. Yani Macaristan’daki fabrikada aynı üretim bandında rahatlıkla Chevrolet ve Opel modelleri üretilebilecek.
Bu ise Anvers’ten sonra İspanya’da Saragasso, Almanya’da  Bochum, Eisenach ve Kaiserslautern’deki fabrikaların kapatılmasının sırada olduğunu gösteriyor.
Sonuç itibariyle GM’in planlarının tek hedefi üretim maliyetini düşürme, daha az işçiyle daha fazla üretme ve dolayısıyla daha fazla kâr etmektir. Bunun içinde her türlü yol ve yöntemi deniyorlar.
ANVERS DERS OLSUN!
Birkaç ay öncesine kadar “bütün fabrikaları korumaya çalışıyoruz” diye Opel işçilerini oyalayan ve işyerlerinin korunması için ortak mücadele etmelerinin önüne geçen GM şefleri, 23 Ocak günü 2 bin 500 işçinin çalıştığı Anvers’deki fabrikanın kapatılacağını açıklamışlardı. Açıklamaya göre Anvers’te çalışanlarla birlikte toplam 8 bin 300 işçi işten çıkartılacaktı. Ardından bir hafta geçmeden bu kez işten çıkartılacakların 10 binden fazla olacağı yine GM Avrupa şefi Reilly tarafından açıklandı.
Tekel yönetiminin tutumundan anlaşıldığı gibi sendikalar, bütün işyerlerinin korunması uğruna ortak mücadeleyi örgütleme yönünde adım atmadıkları süre GM patronları yeni saldırıları hayata geçirmekten geri durmayacaklar.
26 Ocak günü Anvers’te yapılan işyeri toplantısına Rüsselsheim ve Bochum’dan katılan işyeri temsilcileri, Belçikalı işçilerin ve sendikacıların “ortak grev” çağrılarına, “bu durumda grev yaparak olumlu sonuç alacağımızı sanmıyoruz. Öncelikle elimizdeki kozları iyi değerlendirip Anvers’in kapanması planlarını geri aldırmalıyız” diye yanıt verdiler.
Oysa Alman sendikacıların tamda bu uzlaşmacı ve sosyal barış yanlısı tutumları, GM patronlarını daha fazla saldırma ve planlarını hayata geçirme yönünde yüreklendiriyor.
GM tekelinin Anvers’i kapama ve buna rağmen işçilerden 265 milyon Euro feragat talep etmelerini “işçilere karşı savaş ilanı” olarak değerlendiren IG Metall Genel Başkanı Berthold Huber, Avrupa Metal Sendikası’na (AMS) başvurarak GM’in planlarından etkilenen bütün ülkelerin metal sendikalarının başkanlarının Brüksel’de bir araya gelmesini talep etti.
AMS talep edilen toplantının 23 Şubat günü yapılacağını açıkladı. Sendika bürokratları toparlanıp bir araya gelinceye kadar “atı alan Üsküdar’ı geçmiş” olacağa benziyor. Bunun yerine Sol Parti Federal Meclis Fraksiyonu Ulaşım Politikaları Sözcüsü Sabine Leidig’in, “Anvers’in kapatılacağı açıklanmasından sonra Avrupa’daki bütün Opel işletmelerinde süresiz işyeri toplantısı örgütlemek tekelin saldırılarına verilebilecek en iyi yanıt olurdu. İşyeri toplantılarının gündemi ise çalışma sürelerinin kısaltılması ve otomobil endüstrisinin dönüşümü olabilir” önerisi çok daha yerinde bir öneri.
n Serdar Derventli

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: