Parlamento dışı hareketle ilişki kurulmadan sol politika yapılamaz

wagenknecht_sahra

Alman kamuoyunda haftalardır Sol Parti hakkında kişiler üzerinden yoğun bir tartışma yürütülüyor. Bu tartışma anlaşamadıkları ileri sürülen Lafontain ile Bartsch arasındaki sorunlar mı, yoksa  genel olarak partinin yönelimiyle ilgili politikalardan  mı kaynaklanıyor?
Sol Parti içinde  yönelimin nasıl olacağı konusunda farklı görüşler olduğu bir sır değil. Bir yanda Dietmar Bartsch’ın temsil ettiği kesim, iktidara ortak olma amacıyla SPD’ye önkoşulsuz bir şekilde yaklaşmayı taktik olarak belirlemiş durumda. Diğer yanda ise, bugün asıl görevin partinin SPD ile uyumlu hale getirilmesi değil, kendi görüşlerinin ön plana çıkarılması gerektiğini savunan bir kesim var. Oskar Lafontaine, Sol Parti’nin bu noktada açık bir çizgi izlemesi gerektiği savunanlardan.
ÖNCE SPD TEMEL KONULARDA TUTUM DEĞİŞTİRMELİ
Bu tartışmalar sırasında Lafontaine’nin geri çekilmesiyle birlikte, önümüzdeki genel seçimlerden sonra SPD, Yeşiller ve Sol Parti arasında bir “sol hükümetin” kurulmasının önünün açıldığı ileri sürüldü. Sizce bu ne kadar doğru? Böyle bir hükümetin kurulması ne kadar mümkün?
Kendi kimliğini yitirme pahasına SPD ile koalisyon kurulması söz konusu olamaz. Bu SPD ile bir işbirliğine gidilemeyeceği anlamına gelmiyor. Ancak bunun için de SPD’nin temel konularda tutumunu değiştirmesi gerekiyor. Bunların başında, federal düzeyde en başta Hartz IV’e ve emeklilik sisteminin özelleştirilmesine son verilmesi, Alman ordusunun başka ülkelerde savaşlara gönderilmemesi konuları geliyor.
LAFONTAINE’NİN ÇEKİLMESİ ÖNEMLİ BİR KAYIP
Oskar Lafontaine’nin eşbaşkanlıktan ayrılması, gelecek açısından Sol Parti’yi nasıl etkileyebileceğini düşünüyorsunuz?
Bu durumun partiyi nereye götüreceği henüz belli değil. Gerçi Lafontaine’nin federal düzeyde politikadan çekilmesi parti için önemli bir kayıp. Ama partinin bu kaybın altından kalkabileceği konusunda iyimserim. Tabii bunun için de, yeni yönetimin Oskar Lafontaine’nin temsil ettiği çizgiyi sürdürmesi gerekir.

Sol Parti’nin bugüne kadar SPD ile eyaletler düzeyinde kurduğu hükümetler Sol Parti’ye ne kazandırdı?
Bilindiği gibi ben, bugüne kadar gerçekleştirilen koalisyon ortaklıklarını eleştirenlerden biriyim. Bunun nedeni, Sol Parti’nin koalisyon ortaklıklarına ilkesel olarak karşı çıkmam değil. Tersine, Sol Parti’nin çok fazla taviz verdiğine inandığım için karşı çıktım. Hükümet ortaklıkları, temel konularda kendi savunduklarınızı kabul ettirebildiğiniz açıkça görüldüğü ve inanılırlığınız zarar görmediği sürece bir anlam ifade eder. Özellikle Sol Parti, sosyal açıdan kabul edilebilir bir siyaset yapıp yapmadığına bakılarak değerlendiriliyor. Sol Parti’nin koalisyon ortaklıklarında maalesef bu temel ilkenin bazen çiğnendiğini görüyoruz.
DOĞU-BATI AYRIMI ABARTILDI
Sol Parti içinde Doğu-Batı ayrımının olduğu ileri sürülüyor. Sizce bu ayrım ne kadar gerçekçi? Ayrımın özel olarak sürmesini isteyen güçler var mı?
Bu çatışma biraz da medyada abartıldı. Bugün medyanın batı eyaletlerindeki parti teşkilatlarına yönelttiği suçlama ve karalamalar, kısa bir süre önce doğu teşkilatlarına yöneltiliyordu. Bugün yine aynı medyanın doğu eyaletlerindeki teşkilatları, “gerçekçi ve ılımlı” diye göklere çıkarması dikkat çekici. Kesin olan bir olgu var; o da şu: Bugün ileri sürülen Doğu-Batı kategorileri gerçekliğimize denk düşmüyor. Örneğin benim durumuma ne diyecekler? Ben doğuda doğdum ve bugün NRW’yi temsilen, bu eyaletin listesinden Federal Meclis’e seçilmiş bir politikacıyım.
ÖNERİLEN YENİ YÖNETİM TÜM KESİMLERİ KAPSIYOR
Gelecekte Sol Parti içinde yer alan değişik akımlar arasındaki uzlaşmanın bozulmasında hangi konuların önemli ölçüde rol oynayabileceğine inanıyorsunuz?
Bugün yer yer sert olsa da, Sol Parti içinde sürdürülen tartışmaları değerlendirirken unutulmaması gereken bir gerçek var: Farklı akımlar arasında grup sınırlarını aşan ortak yönler de var. Gelecekteki işbirliğini belirleyecek olan temel soru, Mayıs ayındaki parti kongresinde yeni yönetimin nasıl belirleneceği olacak. Ben yeni yönetimin, geçtiğimiz günlerde ortaya konulan ortak öneri doğrultusunda oluşacağını umuyorum. Öneri parti içindeki dengelere denk düştüğü ve yakından bakıldığında parti içindeki tüm kesimlerin temsil edildikleri görüldüğü için bunu başaracağımıza inanıyorum.

Sol Parti, 2005’te Federal Meclis’e girmeden önce ülkedeki bütün muhalif, ilerici parlamento dışı hareketin parlamentodaki temsilcisi olacağını ilan etmişti. Bu konuda son beş yıl içinde nasıl bir gelişim sağlandı? Yeni yönetimde genel başkan yardımcılığına aday gösterilen birisi olarak, parlamento dışı hareketle ilişki konusunda nasıl bir politika izlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
Parlamento dışı hareketlerle sürekli ilişki içinde olunmadan sol politika yapılamaz. Geçtiğimiz dönemde Federal Meclis’te olmadığım için bu noktadaki çalışmaları, kendi deneyimlerime dayanarak kapsamlı bir şekilde değerlendirmem mümkün değil. Ama şundan eminim: bu yasama döneminde sosyal hareketlerle ilişkilerimizi geliştirip yoğunlaştırmak için elimizden gelen bütün çabayı sarf edeceğiz.

Mehmet Saray

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: