Şimdi de camizedeler mi?

Avrupa’da yayın yapan Türkçe gazetelerin çoğu bir kaç gündür, Münih’teki büyük cami projesinin neden iptal edildiği yönünde haber ve yorumlara yer veriyor. Münih’in merkezinde tarihi bir kilise karşısında 15 milyon Euro’ya mal olması planlanan büyük cami projesi, Köln’deki DİTİB Genel Merkezi tarafından maddi sorunlar gerekçe gösterilerek iptal edilmiş.

Bu karara karşı çıkanların başında sözünü ettiğimiz gazeteler geliyor. DİTİB’e sürekli “hatasından dönme” çağrısı yapılıyor.

Hem de ortada “ilginç” bir durum olmasına rağmen.

Bağışlarla yapılması planlanan cami projesinin iptal edilmesi, bağış veren insanlar arasında tam anlamıyla “düş kırıklığı” yaratmış. Temiz duygularla bir ibadethanenin açılması için bağışta bulunan cemaat üyeleri şimdi tepkili.

Cami üyeliğinden istifa eden Mansur Söylemez’in şu sözleri, aslında yeni bir mağdur kesiminin oluşmakta olduğunu gösteriyor: “DİTİB cami projesi için bize söz verdi. Bu nedenle proje için 60 bin Euro verdik. Madem destek vermeyecekti, o zaman proje yarışmasına neden evet dedi. Ben geceleri tuvalet temizliyorum ve bu camiye para ödüyorum. Bundan sonra vermem.”

Projenin iptal edilmesi nedeniyle cami başkanı da istifa etmiş. Yönetime fiili olarak konsolosluk görevlisi Din Ataşesi el koymuş.

Cami planı ve tasarımı için 60 bin Euro harcanmış.

Münih’teki cami projesinin başına gelenler, aslında Almanya’da yapılan ya da yapılması planlanan bütün büyük cami projelerinin de bir aynası.

Çünkü, milyonlarca Euro’ya mal olması planlanan camilerin asıl olarak “bağışlar” karşılığında finanse edileceği söyleniyor.

Benzer bir durum Duisburg’da açılışı yapılan büyük cami içinde de yaşanmıştı. Toplanan bağışların amacına uygun kullanılmadığı basına yansımış, yönetim istifa etmek zorunda kalmıştı.

DİTİB tarafından Köln’de yapılması planlanan ve temeli atılan Avrupa’nın en büyük camisinin “nasıl finanse edileceği” sorulduğunda yöneticilerin tümü “bağışla” yanıtını veriyor.

Tam 25 milyon Euro’luk projenin bağışlarla nasıl finanse edileceği merak konusu.

Bu satırların yazıldığı 02.03.2010 tarihi itibariyle bu proje için toplam 3 milyon 798 bin 313 Euro bağış toplanmış.

Az bir para değil.

Ama, caminin tamamlanabilmesi için “devede kulak”.

Eğer, başka bir gelir kaynağı yoksa, büyük cami asıl olarak vatandaşlardan toplanacak bağışlarla finanse edilecek.

Bu da daha fazla bağış kampanyası açmak anlamına geliyor.

Almanya’da yaşayan birinci ve ikinci kuşak işçiler, yarım yüzyıllık göç tarihi sürecinde pek çok kurum, kuruluş tarafından dini ve milli duyguları suiistimal edilerek dolandırıldı.

Bu yüzden de Merkezzededen, Holdingzedeye kadar değişik sıfatlar takıldı.

“Bağışlar” üzerinden en büyük yolsuzluk ve dolandırıcılık Deniz Feneri olayında ortaya çıkmıştı.

En temiz, insanı duygular suiistimal edilerek sermayeye çevrilmiş ve Kanal 7’ye aktarılmıştı.

Münih’teki cami olayı, şimdi yeni bir “zede” biçimiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Camizedeler…

Dini vecibelerini yerine getirmek için gerektiğinde tuvalette çalışıp bağış yapan insanların inançları başka bir şekilde sermayeye dönüştürülüyor.

Şimdi sormak gerekmiyor mu: Münih’te cami inşaatı için toplanan bağışlar nerede, kime gitti?

Cami yapma adına toplanan paraların başka amaçlar için kullanılması en büyük ‘günah’ değil mi?

Elbette ‘günah’.

Ve bu en büyük günahı göz göre göre cemaatin hocaları işliyor.

Bu durumda cemaate düşen dönüp kendisine bakmak, bazı şeyleri sorgulamaktır.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: