TEKEL direnişi okul oldu

Tekel işçileriyle dayanışma göstermek için, işçi ve sendikacı arkadaşlardan oluşan bir komite kurduk ve değişik çalışmalar örgütledik. Berlin Türkiye Elçiliği’ne protesto mektubu verdik. İşletmelerden bağış topladık. İşçilerle, Tekel direnişini konuştuk. Hem topladığımız bağışları ulaştırmak, hem de TEKEL işçileriyle dayanışmak için üç arkadaş 20 Şubat günü Ankara’ya uçtuk.

DUYMAKLA GÖRMEK ARASINDAKİ BÜYÜK FARK

Tekel direnişini gazetelerden okuyoruz. Hayat TV’nin hazırladığı kısa bir filmi izliyoruz. Duymak ve izlemekle, çıplak gözle görmenin aynı şey olmadığını yaşayarak gördük. Emek Partisi’nden arkadaşlarla mitingin yapılacağı Sakarya Meydanı’na doğru yürüyüşe geçtik. Sloganlar ata ata meydana geldik. DİSK, KESK, Türk İş ve Türk Kamu Sen’e bağlı işçiler meydanı kısa sürede doldurdular. Öyle ki meydana giremeyenler yan sokaklara taştı. “Tekel işçisi yalnız değildir!”, “Genel grev, genel direniş!”, “Hükümet 4/c’yi al başına çal!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!” ve daha bir çok slogan, hiç durmadan Sakarya Meydanı’nda yankılanıyor. İşçi ve sendikacılar 20 Şubat gününü direnen Tekel işçileriyle geçirmek için, Türkiye’nin bir çok yerinden Ankara’ya gelmişler.

Türk İş önünde yaptığımız kısa konuşmada, dayanışmanın önemine vurgu yapıyoruz. İşçiler mesajımıza, “yaşasın enternasyonal dayanışma” sloganıyla karşılık veriyorlar.

KAZANDIĞIMIZ HER KURUŞU HAK ETTİK

Pala, Batman’dan geliyor. Gerçek ismini sormuyoruz çünkü herkes ona Pala diyor.  “Biz kimseye bir şey yapmadık. Biz, ekmeğimiz için buradayız. Biz işimizi istiyoruz. Ben dokuz kişiye bakıyorum. 4/C’yle (600 – 700 Türk Lirası) bunu nasıl yapabilirim?” diyor.

Ustabaşı Metin, kendileri için söylenenlerin doğru olmadığını, çok çalıştıklarını, hiç kimsenin yan gelip yatmadığını, boş oturup para kazanmadıklarını söylüyor. Pala’nın 1100 TL, kendisinin de ustabaşı olmasına rağmen 1300 TL aldığını söylüyor. 600 – 700 TL ile geçinmenin mümkün olmadığını söylüyorlar.

KARADENİZ HAMSİSİ SİZE KURBAN OLSUN

Malatya çadırına giriyoruz. Almanya’dan geldiğimizi söylüyoruz. Yer gösteriyorlar. Oturuyoruz. Kurnaz arkadaş, Ankara halkının ve esnafının Tekel işçilerine gösterdikleri dayanışmayı anlatıyor.

Tokat çadırında Sami ve Ünal arkadaşlar direnişin kendilerine, dayanışmayı, emeği, dostluğu, birlik olmayı, mücadele etmenin teröristlik olmadığını öğrettiğini anlatıyorlar. “Kadın erkek demeden bir arada mücadele ediyoruz. Burası bize okul oldu. Dava sadece bizim davamız değil. Türkiye’nin davası, bütün dünyanın davası. Bu yüzden üzerimizde büyük sorumluluklar var.”…

Biz sendikaların önündeyiz. İterek bu noktaya geldik!

Manisalı Nusret eski bir AKP’li. “İki ay öncesine kadar benim yanımda kimse AKP’yi eleştirmezdi. Artık her şeyi daha net görüyorum. İlerde kimi seçeceğimi bilmiyorum. Ama kimleri seçmeyeceğimi çok iyi biliyorum.

Manisa’lıların çadırında bir de Ekrem arkadaş var. Bir kamu kuruluşunda memur olarak çalışan Ekrem her sabah saat 4:30’da kalkıyor. İşe gidiyor. İşten sonra ev yerine çadır kente geliyor. Her gün. Ta ki, uyumak için eve gidene kadar. Kafasını öne eğerek uzamış saçlarını göstererek , protesto için saçlarını kesmeyeceğini söylüyor.

Konu dayanışmaya geliyor. “Emekli bir vatandaş, maaşını işçilere vermek için yanımıza geldi. Biz bunu kabul etmeyeceğimizi söyledik. Vatandaş bunun üzerine bir fırına gidiyor ve bütün parasıyla börek yaptırtıyor. Getirip işçilere dağıtıyor. Çocuklar karne paralarını işçilere getirip veriyorlar. Dayanışma o kadar büyük ki, güvenlik güçleri engellemeye çalışıyor”.

Bursa çadırında da dostça karşılanıyoruz. Pazar günü sabah başlayan yağmur, öğlene kadar sürüyor. Çadırların önündeki oyuklardan sular akıyor. Naylon çadırlardan sular damlıyor. Bu durum kimseyi rahatsız etmiyor. Çünkü Ankara’nın dondurucu soğuğunda bu çadırlarda kaldıklarından, yağmura aldırmıyorlar. Çadırlarda, dağıtılan bildirileri, gazeteleri okuyanları görüyoruz. Okuduklarını arkadaşlarına gösterenler oluyor. En çok da sohbet.

TARİH YAZILIYOR

Trabzonlu Halil gerçek açılımı biz yaptık diyor. “Türk, Kürt, Alevi, Sünni demeden, kadın erkek demeden omuz omuza vererek mücadele ediyoruz. Burada düşmanlık değil dostluk var. Kardeşlik var. İlk önce Diyarbakırlılara bir araya geldik. Çünkü çadırlarımız karşı karşıya. Bizim çadırın önüne ilk önce iki şehrin takımlarının flamaları astık. Bak şimdi hemen hemen bütün illerin takımlarının flamaları asılı”.

Yukarı bakıyoruz. Gerçekten ipte rengarenk flamalar asılı duruyor.

Halil, tam çadırlar arasında müthiş bir paylaşım var demeye başladığı an, başka bir çadırdan bir arkadaş, elinde bir karton içinde börekle çadıra giriyor ve herkese börek ikram ediyor.

ULUSLARARASI DAYANIŞMA DİRENCİMİZİ ARTIRIYOR

Kısa da olsa Türk Gıda İş Sendikasının Başkanı Mustafa Türkel bizi kabul ediyor. Gelişmelerden bahsediyor. Büro çok yoğun. Gelenler oluyor. Sendika Başkanları, şube yöneticileri selamlaşıyor. Başkan Türkiye dışından gelen dayanışmanın kendilerini sevindirdiğini söylüyor. “Keşke biz de sizin kadar olsak” diyor. Uluslararası ilişkilerin daha iyi bir noktaya gelmesi, getirilmesi gerektiğini söylüyor. Biz de herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini söyleyerek, vedalaşıp ayrılıyoruz.

Tekel direnişi nasıl sonuçlanır bilemiyoruz. Ama şu bir gerçek. Bu direniş çok ciddi deneyimler, tecrübeler içinde taşıyor. Önemli olan bu tecrübelerin ve deneyimlerin Türkiye ve dünya işçi sınıfına taşınması.

Erdoğan Kaya

Ver.di sendikası Göçmen İşçiler Komisyonu Sözcüsü

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: