Irkçı provokasyon sürüyor

d5marxlohplakat_web

11 Eylül 2001’de İkiz Kuleler’in bombalanmasından sonra egemen siyaset tarafından “İslam dünyası”nın hedef haline getirilmesi en çok da Avrupa ülkelerinde yaşayan ırkçı-faşist örgütlerin işine yaradı. Bu tarihe kadar İslam’dan çok genel olarak göçmenleri, sığınmacıları hedef haline getirerek yerli halk arasında destek toplamaya çalışan Neonazi örgütleri, kamuoyunda oluşturulan havayı da arkalarına alarak son on yıldır propagandalarının merkezine İslam’ı koymaya başladılar. Ve katıldıkları her seçimde, sermayenin sözcüleri, politikacıları ve medya tarafından oluşturulan İslam karşıtı iklimin kendileri için verimli bir alan yarattığını gördüler.
Öyle ki, bu ortaya çıkan bu durum Almanya ve Hollanda başta olmak üzere “yeni tip bir ırkçı örgütlenme”nin de önünü açtı. Hollanda’da 3 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde büyük başarı kazanan Geert Wilders’in “Özgürlük Partisi” (PVV), Avrupa’da anti-İslam temelinde güç kazanarak dikkat çeken örgütlerin başında geliyor.
Keza İsviçre’deki Halk Partisi (SVP) eski bir parti olmakla birlikte kendisini yeni dönem stratejisine uydurarak, İslam karşıtlığı üzerinden sürekli oylarını artırmayı bildi. Bilindiği gibi bu parti en son, camilere minare yapılmasına karşı kampanya düzenlemiş, referandumda da istediği sonucu elde ederek, dünya genelinde geniş bir yankıya neden olmuştu.
Klasik Neonazi örgütlerin daha yerleşik olduğu Almanya’da, bu partiler de İslam karşıtlığı üzerinden güç toplamaya çalışırken, özel olarak İslam karşıtlığı üzerinden göç toplayan yeni “pro” örgütleri kurulmaya başlandı. Bu yeni tip “pro” örgütleri açıktan İslam ülkelerinden gelenlere ve camilere karşı ‘Hıristiyan seçmenler’ arasında düşmanlıklar körükleyerek güç toplamaya çalışıyorlar.
Almanya’da bu tip örgütlenmeler ilk kez Köln’de belediye meclisine girerek dikkat çektiler. Daha sonra başka kentlerde de “pro” ile başlayan benzer örgütlenmeler oluşturuldu. Kuzey Ren Vestfalya’da kurulan “pro” örgütleri daha sonra Pro NRW adını alarak, 9 Mayıs’ta yapılacak parlamento seçimlerine katılma kararı aldılar.

ESKİ NEONAZİLER YENİ ‘PRO-NEONAZİLER’
İslam düşmanlığını çalışmalarının merkezine alan bu yeni tip ırkçı örgütlenmelerin başını ise daha çok önceden çeşitli Neonazi örgütlerde görev yapan, halen de onlarla dirsek teması içinde olan şahısların çektiği görülüyor.
İki yıl önce Köln’de büyük cami yapımını gerekçe göstererek Anti-İslam Konferansı düzenlemek isteyen Pro Köln ve Pro NRW örgütleri, onbinlerce insanın gösterdiği tepki üzerine amaçlarına ulaşamamıştı. Polis, geniş tepki yüzünden Neonazilerin güvenliğini sağlayamayacağını belirterek, konferansı iptal etmişti.
2009’da yoğun güvenlik önlemleri altında, kentin sapa bir yerinde göstermelik bir konferans yapmalarına izin verildi. Ama Pro Köln’ün istikrarlı bir şekilde sürdürmüş olduğu İslam karşıtı kampanya yerel seçimlerde etkisini kısmen de olsa gösterdi. Şehir meclisindeki sandalye sayısını korudu, oy sayısını az da olsa artırdı.
Pro Köln’ün propagandasının merkezinde ise “yükselen İslam tehlikesi” ve DİTİB tarafından Ehrenfeld’de inşa edilen büyük cami yeraldı.
İslam ve cami karşıtlığının, egemen siyaset ve medya tarafından oluşturulan iklim nedeniyle verimli olduğunu gören ırkçılar, benzer bir çalışmayı 9 Mayıs’ta yapılacak eyalet parlamentosu seçimleri öncesinde de sergilemek istiyorlar.
Bu çerçevede, ses getiren en etkili eylemi 27-28 Mart tarihleri arasında Duisburg’taki Merkez Camii önünde yapmak istiyorlar. Avrupa’nın değişik ülkelerinden ırkçılar da gösteriye davetliler.
Eyalet parlamentosu seçimlerinde oylarını İslam düşmanlığı üzerinden artırmanın planlarını yapan Pro NRW’ye karşı, başta Duisburg olmak üzere eyalet çapında geniş kampanya sürdürülüyor. Sendikalar, antifaşist örgütler ve demokratik kuruluşlar tarafından yapılan çağrılarda, cami ve İslam karşıtlığı adı altında bir araya gelen ırkçılara karşı sessiz kalınmaması isteniyor.
Gerici hükümetlerin açtığı yolda ısrar ve inatla önyargıları ve düşmanlığı körükleme çabası içinde olan ırkçılara karşı; demokratik güçler de halkların kardeşliği mesajı veren eylemlerde ısrarlı olduklarını bir kez daha gösteriyorlar. Göçmenler için önemli olan ve görülmesi gereken de işin bu yanıdır. Çünkü bu ülkede sadece ırkçılar değil; ırkçılığın, yerlisi ve göçmeniyle tüm halk için sorun olduğunu düşünen ve buna karşı yıllardır mücadele eden demokratik güçler de bulunuyor. (YH)

Grev kırıcı, işçi düşmanı Avcı’ya söz hakkı verilmesin!
Duisburg’da 27-28 Mart’ta ırkçılara karşı yapılacak gösteriler sırasında Türk-İslam listesinden uyum meclisine seçilen Şevket Avcı’ya söz hakkı verilmesi, sendikalar ve demokratik örgütler tarafından sert tepki gösterildi. DGB tarafından mitingde konuşma yapmaya davet edilen Avcı, aynı zamanda aynı zamanda bir grev kırıcı. Taşeron bir firması olan Avcı, Dusseldorf Havaalanı’nda Gate Gourmet’te aralarında çok sayıda Türkiyelinin de olduğu işçiler tarafından hak almak üzere başlatılan grevi kırmak için devreye girmişti.
Aynı zamanda Türk milliyetçi çevrelerle irtibat halinde olan Avcı’nın işçi düşmanı tutumunu hatırlatan Duisburg’daki IG Metall, IG BAU ve NGG sendikaları sert tepki gösterdi. IG Metall, DGB yönetimine aynı zamanda bir sendika karşıtı olan Avcı’nın, sendikalar tarafından çağrısı yapılan bir gösteriye konuşmacı olarak davet edilmesinin kabul edilemez olduğunu iletti ve bu durumun en kısa zamanda düzeltilmesini talep etti.
Irkçılara karşı gösteri hazırlıkları sürdüren antifaşist örgütlerin temsilcileri de Avcı gibi birisinin mitingde konuşmacı olarak davet edilmesine karşı çıktı. Birlik içerisinde yer alan Duisburg DİDF, yaptığı açıklamada, sağcı-milliyetçi çevrelerle ilişkili, işçi ve sendika düşmanı Avcı’nın derhal konuşmacılar listesinden çıkarılmasını talep etti. Açıklamada, Avcı’nın grev kırıcılığı yaptığı Gate Gourmet firmasında aralarında Türkiye kökenlilerin de olduğu farklı uluslardan işçi hak alma mücadelesi sürdürdüğü sırada, Avcı’nın grev kırıcı olarak devreye girerek bu mücadeleyi baltalamaya çalıştığını hatırlattı. (DUISBURG)

GÖRÜŞLER
Sylvia Brennemann (Marxloh Antifaşistler Birliği): Biz ırkçılar harekete geçtiğinde devreye giren bir örgütüz. Amacımız antifasist eylemlere güçlü bir katılım sağlayarak ırkçıların bu semte girmelerini engellemektir.
Azad Tarhan (Duisburg stellt sich Quer): Biz sokaklara oturarak faşistlerin yürüyüşünü engellemek için hazırlanıyoruz. Bunun için de geniş bir birlik kurduk. Semtlere gidip halkı bilgilendiriyoruz, faşistleri yürütmemek için hangi sokakları kullanacağımızı belirliyoruz. Duisburg ve çevresindeki herkesi, eylemlere katılmaya, ırkçıların bu girişimini engellemeye çağırıyoruz.
Ulla Jelpke (Sol Parti Federal Meclis Milletvekili): Bugün ırkçıların yürüyüşüne karşı seyirci kalanlar ve susanlar gerçekte Nazileri destekliyor. Buna karşı hiç bir şey yapmayanlar geçmişte yasadıklarımızın tekrarlanmasına izin veriyorlar aslında. Bu ülkede maalesef ırkçı saldırılar konusunda bir çok örnek var; sık sık göçmenlere, antifasistlere yönelik saldırılar yaşanıyor. Biz Nazilerin güçlenmesini engelleyeceğiz ve bunu birlikte yapacağız.

Christoph Ellinghaus (Aktionsnetzwerk Jena): Sokakları ablukaya alarak, insan zinciri oluşturarak ırkçıların yürümesini engellemek istiyoruz. Biz protestomuzu herhangi bir olay çıkarmadan yapacağız. Polis bizi sokaklardan uzaklaştırmak isterse zor kullanmak gerekecek, çünkü gönüllü gitmeyeceğiz. Irkçılara karşı Köln ve Jena da yapıldığı gibi Duisburg’da da güçlü bir abluka oluşturulursa ırkçıların yürüyüşünü engelleyebiliriz.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: