TEKEL’in açtığı yolda yürümek…!

TEKEL işçisi, Ankara’da yıllardır alışılagelen eylem biçimlerinin ötesinde (eylemciler Ankara’ya gelir Kızılay’da taleplerini anlatır ve giderdi) eylemler yaparak 78 gün boyunca, Türkiye’de ve uluslararası platformlarda emekçilerin, onların örgütlerinin, sendikalarının hem heyecanla izledikleri hem de öğrendikleri bir direniş örneği sergilediler…
İşçiler her ne kadar Ankara’ya “Ölmek var dönmek yok“ sloganıyla geldilerse de bu kadar uzun kalacaklarını hesap edememişlerdi… Hesap edemedikleri bir başka şey de AKP’nin kendilerine bu denli acımasızca saldırabileceğiydi.
Ki, bu saldırı tekel işçisini öfkesini biledi… Abdi İpekçi’de yapılan o vahşi saldırı bütün kesimlerin dikkatinin de oraya yönelmesini sağladı. Ve Ankara’da 15 Aralık’ta çetin bir mücadele başlattı TEKEL işçisi.
Adıyaman’dan gelen Kerem Kılıç’ın da söylediği gibi, “artık bizim kaçacak bir milim bile yerimiz kalmadı. Bir duvara çarptık. Direnmekten başka seçeneğimiz yok!” kararlığı ve çaresizliği ile Ankara’ya gelmişlerdi. Ya 4 -C statüsünde sendikasız, iş güvencesiz çalışmaya razı olacaklar ya da son bir mücadele ile özlük hakları ile çalışmaya devam edebilecekleri yerlere geçirilecekler…
Sinter metal işçileri ve itfaiye işçileri İstanbul’da, işlerinden atılan Kent Aş işçileri İzmir’de, ataması yapılmayan öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı önünde, sağlıkçılar taşeron uygulamalarına karşı bir çok hastanede direnirken, eczacılar da kepenk kapatarak bu eylem kervanına katıldı… Toplumun değişik kesimleri neredeyse sırayla karşı çıktılar AKP Hükümeti’ne… En son 25 Kasım’da Türkiye Kamu Sen ile KESK’in yaptığı grev bütün bu eylemlerin yakalayamadığı bir kitlesellik yakalamayı başardı. Bu eylemin sonunda işten atılan demiryolu işçilerinin, bu saldırıya da bir grevle karşılık vererek işine dönmesi de toplumda hem umut hem de bir moral yaratmıştı…
Başta Ankaralı olmak üzere Türkiye’nin 4 köşesinden yardımlar ve desteklere uluslararası destekler de eklenince eylemcilerin öz güvenleri arttı…
Çadır kentte, TEKEL işçisi, DİDF’in, IG Metall’in yemek dağıttığını gördükçe ya da Avrupa’dan gelen parlamenterlerin, sendikacıların destek konuşmalarını dinledikçe gücünü fark etti. Batman’dan Çetin “Biz şimdi dünyanın 97 ülkesinden destek mesajları alıyoruz. Avrupa’da insanlar bizim için eylem yapıyorlar, büyük elçiliklere çelenk bırakıyorlar. Bu destekler varken biz mücadeleye devam ederiz 4-C’ye de asla geçmeyiz” diyordu… Muşlu bir işçi de: “Ne zaman gücümüz azalsa sizler geldiniz. Yanımızda oldunuz… Siz olmasaydınız bu kadar direnemezdik” diye ifade ediyordu desteklerin TEKEL işçisi için anlamını…
78 günlük direnişleri boyunca, bir araya gelmeyen sendikaları, yan yana gelmemek için çeşitli bahaneler yaratan siyasi partileri, örgütleri dernekleri birleştiren tekel işçileri ülkede özellikle Kürtlere karşı yükseltilmek istenen ırkçı, şoven dalgayı da kırdı. Başbakanın ne olduğunu bir türlü tarif edemediği açılım açıklamasına da açılımı burada biz yaptık diye yanıt verdi. Karadeniz’e mevsimlik işçi olarak fındık toplamaya gittiğinde linçlere karşılaşan Kürtler, Trabzonluyla birlikte halay çekti horon tepti. İzmir’de kısa bir süre önce konvoyu taşlanan DPT’li milletvekilleri çadır kenti ziyaret ettiğinde alkışlarla ve sloganlarla karşılandı. “Biz burada birbirimizi daha iyi tanıdık. İyi ki siz geldiniz. Siz olmasaydınız biz bu kadar direnemezdik.” derken Tokatlı Mahsun Batman’lı Kürt işçi Azize’ye “ Azize de ona “ Siz de olmasaydınız bizi burada linç ederlerdi. İyi ki siz de geldiniz” demesi Kürtlere karşı oluşturulmuş ön kabullerin de en azından sorgulanmasını yarattı… 78 günlük mücadelesi ile 4-C ‘de kimi iyileştirmeler yaptıran işçi Danıştay’dan da bir karar çıkmasını sağladı… 4-C başvurusu için tanınan süreyi de uzatarak, AKP’nin hesabını bir kez daha bozdu.
Çadırlar şimdilik söküldü. Mücadeleyi Türkiye’ye yaymak üzere geldikleri kentlere döndüler. Bir eksikle döndüler. Hamdullah Uysal’ı trafik cinayetinde yitirdilerse de asıl katilin onları gece gündüz bu koşullarda mücadele etmek zorunda bırakanlar olduğunu ilan ederek döndüler. Döndükleri gün de İzmir’de Tariş işçisiyle; Antep’te Çemen Tekstil işçisiyle birleşerek ve ülkenin her tarafında 8 Mart emekçi kadınlar günü kutlamalarında, işçi kadın hareketinin neferleri olarak mücadeleyi yükseltmeye ve sürdürmeye devam ediyorlar…
1 Nisan’da Ankara’da olacaklar… Daha güçlü geleceğiz dediler… Onların 78 günlük mücadelesini gereğince sahiplen(e)meyen sendikaların bu süreçte mücadeleyi birleştirerek yükseltmesi hem Türkiye’de hem de dünya da emekçilerin, ulusal ve uluslararası sermayeye ve onun işbirlikçilerine karşı bundan sonra da verecekleri mücadelelerin kazanılması için önemli bir kilometre taşı…
Evet TEKEL işçisi kazanırsa biz kazanacağız… Öyleyse 1 Nisan’da daha güçlü bir geliş için TEKEL’in açtığı yoldan ve ondan öğrenerek yürümeye devam…

ANKARA SEVGİ YILMAZ
Eğıtım Sen üyesı

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: