Apolitik ve sulandırılmış bir konferans!

Her yıl Mart ayının ilk iki haftasında toplanan BM Kadın Hakları Komisyonu CSW, bu yılki toplantısında Pekin sonrası 15 yılı değerlendirdi. 1995 yılında Pekin’de düzenlenen IV. BM Kadın Konferansı’nda kararlaştırılan, “Pekin Eylem Platformu” kadın haklarının insan hakları olarak uluslararası alanda tanınması ve uygulanması yönünde karar altına alınmış en önemli uluslararası sözleşmelerden biri olma niteliği taşıyor.
Konferansta, hükümetler, ulusal eylem planları ve eşitliğin sağlanması için oluşturulan yeni mekanizmalar, kadınların medeni ve siyasal haklarının güçlendirilmesine ve aynı zamanda şiddetten korunmasına ilişkin yasa değişiklikleri hakkında bilgi verdiler. Oturumun en önemli gelişmesi daha konferansın başında gerçekleşti: İkinci gün tartışma yapılmadan daha önce kararlaştırılan Sonuç Bildirgesi onaylandı.

NGO’LAR “BOŞ BİLDİRGEYİ” ELEŞTİRDİ
Bu durum yani tartışılmadan onaylanan, önceden hazırlanmış “Sonuç Bildirgesi” değişik NGO’lar ve diğer uluslararası birlikler arasında elbette öfkeye ve ortak bir açıklama yapmalarına neden oldu. “Kadın ve insan hakları açısından kapsamlı bir zemin olan ve iktidar dengelerinin dönüşümünü hedefleyen ve bir sosyal adalet, eşitlik ve kalkınma ve barış konularında küresel bir vizyonu içinde barındıran Pekin Eylem Platformu, kararlaştırılmasının üzerinden 15 yıl sonra hükümetler tarafından sadece teknik bir araç olarak görülerek temeli apolitikleştirilip sulandırılmıştır” denilen açıklamada, ayrıca şu görüşlere yer verildi: “Bütün dünyada Pekin Eylem Platformu’nun arkasındaki itici güçler kadın örgütleriydi. Her ne kadar sivil toplumun BM için değeri, özellikle de kadın haklarının uygulanması açısından sürekli vurgulansa da bu yılki bilanço konferansında kadın örgütlerinin sürece katılma ve etkileme olanakları örgütsel önlemler ve alan sınırlamalarıyla çok kısıtlandı.”
Açıklamayı hazırlayanlar, Pekin Eylem Platformu’yla ilgili ilerlemelerin abartılmasını ve bu kararın yavaş ve kısmi uygulanmasının göz ardı edilmesini ve kadınların çözülmemiş sorunlarının, özellikle de kadına karşı şiddet konusunda, küçümsenmesini eleştiriyorlar ve kısaca şunu söylüyorlar: “Bu kadar çok kadının burada bulunması boş bir Sonuç Bildirgesi’nin meşru kılınması için kullanıldı.” Kadın örgütleri haklı olarak Pekin-Bilançosu’nun içeriğinin geçtiğimiz 10 yıl içinde BM tarafından adım adım boşaltıldığını da ifade ediyorlar.

ATILMAMIŞ ADIMLAR, ALINMAMIŞ KARARLAR
Konferans, eylem platformunun uygulamasında dünya çapında halen çok zayıf kalındığını bir çok eksiğin bulunduğunu da ortaya koydu. Bu gerçek, kararları hayata geçirmekten sorumlu olan hükümetler tarafından tersyüz edilmeye, gizlenmeye çalışıldı. Birçokları kadın ve eşitlik politikaları konusunda atılan adımları olumlu göstermeye çalıştılar.
Ne var ki BM Bölge Büroları tarafından hazırlanan ülke raporları gerçeğin farklı olduğunu gösterdi. Raporlarla ortaya konulan veriler, bir çok ülke için cinsler arası eşitlik ve kadın haklarını içeren yasaların uygulanması konusunda toplumsal gerçekliğin farklı olduğunu gösteriyordu.
CSW oturumlarında değişik alanlara yönelik altı karar aldı: Kadınlar, kızlar ve HIV/AIDS; kadın ve kızların esaretten ve silahlı sorunlarla bağlantılı diğer tutsaklık durumlarından kurtarılmaları; Filistinli kadınların durumu ve bunlara yardım; kadınların ekonomik bağımsızlıkları, anne ölümlerine ve hastalanmalarına karşı kadınların bağımsızlıklarını elde etmeleri yolunda mücadele; kadınların cinsel organlarının sakatlanmasına son.
Kriz döneminde yardımlar yeni şartlara bağlandığı için güneyin birçok ülkesi kadın haklarının yeni kondisyonlar olarak yürürlüğe konulmasına korkuyla yaklaştı. Bu durum yaşanan sorunların çözümü konusunda tutucu ve dinci temeli olan direnişlerle birlikte bir çok konuda uzlaşı sağlanmasının önüne geçti.

YENİ BM-CİNSLER-BİRLİĞİ
Toplantıda kararnamelerden biri de Cinsler-Birliği ile ilgiliydi. Bu kararname, şimdiye kadar BM içinde birbirinden koordinesiz çalışan kadın örgütlerinin ve birimlerinin birleştirilmesini içeriyor. Kimileri bunun bir etki yaratacağı ve Genel Sekreter’in hemen altında üst düzey bir yetki mercinin kurulacağı yönünde yersiz bir umut taşırken kimileri de böyle bir birliğin yapısı ve kaynakları üzerine müzakerelerin yapılması gerektiğini dile getiriyor. Ancak şimdiden kesin olan bu mercinin tek başına BM’de kadın hakları ve cinsler arası eşitlik konusunda yaşanan sorunların çözümünü sağlamayacağı.
Bilanço sunumlarında kadın yoksulluğunun yok edilmesi, şiddete ve ayrımcılığa karşı stratejilerin, araçların ve somut verilerin yetersiz olduğu da ortaya çıktı. Pekin Konferansı’ndan bu yana güney kürede anne ölümlerinin gözle görülür bir tarzda azalmaması bütün bu başarısızlıkların ve atılmayan adımların en somut örneği. Kadın ve erkekler arasında ücret uçurumunu ortadan kaldırmak için, hükümetlerin araçları mı yoksa politik tutumları mı yetersiz sorusuna ise hala yanıt verilebilmiş değil!

TAM BİR FİYASKO
Hükümetler ve BM, yerelde eşitlik için, şiddete karşı koruma sunan ve yoksulluğa karşı mücadele eden kadın örgütleri olmadan bilançolarının çok daha kötü olacağını biliyorlar. Bu nedenle kadın örgütlerinin çabaları övülüyor ve pozisyonlarını ortaya koymak ve atılan adımları sunmak için yuvarlak masa toplantılarına davet ediliyorlar. Ama güvenceye alınmış katılım biçimleri ve kararların alınmasında müdahale etmenin kanalları, New York’ta bu kez geçmişten de daha azdı. Aslında hala yoktu.
Kayıt sıralarında yedi saate kadar varan bekleme süreleri, etkinliklere katılımlara getirilen sınırlamalar ve BM’deki tamirat nedeniyle sunulan küçük salonlar ve şeffaf olmayan müzakereler ve önceden hazırlanmış Sonuç Bildirgesi bir bütün olarak ele alındığında bütün bir süreç tam anlamıyla fiyaskoydu. Uluslararası sendikaların temsilcileri BM Genel Sekreteri’ne “Biz meselemizin ve kendimizin göz ardı edildiği duygusundayız” diye yazdılar.
Kadın örgütleri 1990’lı yılların başından beri Kadın-Hakları-Ajandası’nın itici güçleriydi ve Pekin Eylem Platformu’nu “bizim” belgemiz olarak görüyorlardı, özellikle güney ülkelerinde normlar konusunda hükümetlere sorumlulukları hatırlatılması konusunda başvurulan bir belgeydi. Şimdi kadın örgütleri yaptıkları açıklamada, “Pekin sürecini elimizden aldırmayız” diyor. Aslında Eylem Platformu’nun birkaç hedefe indirgendiği Milenyum-Kalkınma Hedefleri’yle bu defter çoktan ellerinden alınmıştı. Bu nedenle NGO temsilcileri bütün Pekin Platformu’nun sistematik olarak yoksulluğa karşı mücadeleyle birleştirilmesini talep ediyorlar.
Ancak yoksulluğa karşı mücadele konusunda da konseptler ve araçlar tartışmalı. “İş ve Profesyonel Kadınlar” (Business and Professionell Women“) bakışlarını yönetim pozisyonlarıyla sınırlarken krizle birlikte alternatif yollara ilişkin talepler güçleniyor. Kenyalı kalkınma uzmanı Achola Pala, alternatif ekonomi modelinin oluşturulması için, en azından Afrika için, kayıt dışı sektördeki küçük ölçekli kadın çiftçilere ve kadın işportacılara yönelinmesi gerektiğini vurguluyor. Bütün tartışmaların çıkmazı olarak iki karşıt kutupta kadınlar ya “kurban” ya da “daha iyi olanlar” anlayışına hapsedilmiş olarak karşımıza çıkıyor. Bütün dünyada artık yoksulluğu kadınlaştığından söz ettiğimiz bir dönemde yoksulluğu yaratan nedenlerle mücadele yerine uçlarda dolaşarak bir iki hafif makyajla sorunlar çözülebilecekmiş yanılgısının yaratılmak istemesi de bu işin cabası olarak karşımıza çıkıyor.
Konferansta uluslararası alanda kadın haklarını ilerletme konusunda yapılabilecekler konusunda somut önlem ve kararlar çıkmadı. Üstelik 15 yıldır alınan kararların hayata geçirilmediği de bir kez daha saptandı. Toplantıya katılan kadın örgütleri hayal kırıklıkları yaşıyorlar. Yalnızca toplantının bir bütün olarak gidişatında yaşanan sorunlar açısından değil, bu belgelerin hazırlanması, bu kararların alınması için ülkelerinde ve uluslararası arenada uzun yıllardır sürdürdükleri politik mücadelelerin de üstünün çizilmesi, yok sayılması nedeniyle hayal kırıklığı yaşıyorlar. Dünyanın bir çok ülkesinde kadınlar ve kız çocukları açısından acil çözüm bekleyen onlarca sorunun devam etmesine ve elbette ki samimiyetsizliklere, ikiyüzlülüklere öfke duyuyorlar.
Sonuçta yoksulluk, yoksunluk, ayrımcılık, gelenek ve töreler, şiddet, savaşlar, sağlık, anne ve çocuk ölümleri ve yaşamın bir çok alanında kadın ve kız çocuklarının yasal, toplumsal, kültürel olarak devam eden eşitsizliği konularında yaşanan sorunların çözümü için böylesi toplantılardan medet ummanın boşuna olduğu, dertlere devanınsa nerede aranacağı da bir kez daha görüldü. “Bu kadar çok kadının burada bulunması boş bir Sonuç Bildirgesi’nin meşru kılınması için kullanıldı” diyen kadın örgütlerinin gözünde de BM, kadın politikaları açısından inandırıcılığını artık iyiden iyiye kaybederken dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın kadınların yaşam koşullarının iyileştirilmesi için mücadeleden başka bir seçenekleri olmadığı da bir kez daha açığa çıktı.

PELİN ŞENER

*Yazinin hazirlanmasinda Frauenrat ıçın Ulrike Helwerth’in hazirladiği „ 5 Jahre Pekinger Aktionsplattform“ başlikli genış değerlendırme yazisi ve Christa Wichterich’in yorumlarindan yararlanildi.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: