Demokratik bir Anayasa için

Türkiye’de AKP Hükümeti’nin 12 Eylül askeri darbesinden kalma Anayasa’da yapmayı planladığı değişiklikler, meclis içinde ve dışında yoğun tartışmalara ve tepkilere yol açtı. 12 Eylül Anayasası’nı toptan değiştirerek, demokratik bir Anayasa’nın hazırlanması yerine işine gelen maddeleri değiştirmeyi öneren AKP Hükümeti’ne karşı geniş bir “Hayır cephesi” oluşmuş durumda. Değişiklik önerileri arasında emekçileri ilgilendiren pek çok alanda kayda değer bir düzenleme bulunmuyor. Ayrıca, yüzde 10 olan seçim barajının düşürülmesi de değişiklik paketinde yer almıyor. Dolayısıyla emek ve demokrasi güçleri, değişiklik önerilerinin çok yetersiz olduğunu, asıl amacın AKP Hükümeti’ni güçlendirmek olduğuna dikkat çekerek karşı çıkıyorlar.

AYDINLARDAN ORTAK AÇIKLAMA
Bu çerçevede aydınlar, demokratik bir Anayasa için ortak bildiri yayınladı. Bildiride, seçim barajının düşürülmesi, milletvekili dokunulmazlığının kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılmasını içeren ortak bir metni kamuoyuna açıkladı.
Öğretim üyesi, sanatçı, gazeteci, sendikacı ve pek çok meslek alanından 200’ü aşkın ismin imza attığı ortak bildiride, yeni Anayasa paketi konusunda öncelikle “mutabakat” sağlanması gerektiği belirtildi.
Yeni bir Anayasa ihtiyacına dikkat çekilen bildirgede, “Tüm siyasi partiler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının aktif olarak Anayasa tartışmalarına ve Anayasa’nın oluşumuna katılacağı bir süreç içerisinde hazırlanmasını önemli buluyoruz” vurgusu yapıldı.

DEMOKRATİK TEMSİL
Türkiye’de demokratikleşmenin temel ihtiyaç olduğuna dikkat çekilen bildirgede, “Darbe Anayasa’sı bütünüyle değiştirilerek eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir Anayasa yapılmalıdır” denildi. Yeni Anayasa çalışmalarında 23. Dönem TBMM’nin önemli rol alacağına dikkat çekilen bildirgede, “Yaklaşan genel seçimlerin daha demokratik koşullarda yapılabilmesi ve daha demokratik bir temsil imkanı yaratılabilmesi için gereken öncelikli düzenlemeler vardır” denilerek şu öneriler sıralandı:
*Anayasa ve Seçim Yasası’nda yapılacak değişiklik ile ülke seçim barajı kaldırılmalı, partilerin hazine yardımlarından adil biçimde yararlanmaları sağlanmalı.
*Anayasa, Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nda değişiklik yapılarak, antidemokratik sınırlamalar kaldırılmalı ve partilerin kapatılması Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu Kriterleri çerçevesinde ve istisnai bir durum olarak düzenlenmelidir.
*Milletvekili dokunulmazlıkları kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılarak, TBMM Siyasi Etik Yasası çıkartılmalıdır.
*Ordu, güvenlik ve yargı mensupları dışında kamu görevlileri ile ilgili siyaset yasağı kaldırılmalıdır.
*Kadınların eşit siyasi temsiline imkan vermek amacıyla pozitif ayrımcılığı da içeren cinsiyet eşitlikçi yasal ve Anayasal düzenlemeler yapılmalıdır.

SAKINCALI SONUÇLAR DOĞABİLİR
Açıklamayı imzalayanlar arasında bulunan Bilgi Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burhan Şenatalar, HSYK ve Anayasa Mahkemesi’nde yapılması öngörülen değişiklikler sakıncalı sonuçlar doğurabilir. Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya ise “Önce Türkiye’yi temsil edecek bir parlamentoya ulaşmak lazım. Nedir bunun şartı; ülke barajını kaldırırsınız. Seçim barajını ya makul seviyeye indirirsiniz ya da tamamen ortadan kaldırırsınız” dedi.

İSTANBUL YH

Memurlara grev yine yasak
Önerilen değişiklikler arasında kamu çalışanlarına ‘toplusözleşme hakkı’ verilirken, greve çıkmaları yasaklanıyor. Grev hakkı olmadan toplusözleşme masasına oturacak memur sendikaları hükümetle uzlaşamaması durumunda, alacağı kararlar “Kesin ve toplusözleşme hükmünde” diye tanımlanan Uzlaştırma Kurulu’na gidilecek. Yani görüşmelerin tıkanması durumunda noktayı koyan yüz binlerce kamu emekçisinin örgütlü olduğu konfederasyonlar olmayacak.
Anayasa’da yapılacak olan bu konudaki değişikliği değerlendiren KESK, Kamu-Sen ve Memur-Sen genel başkanları, zaten Anayasa’da var olan bir hakkın yeni veriliyormuş gibi gösterilmesini eleştiriyor.

PAKET İHTİYACI KARŞILAMIYOR
TOBB, TİSK, Türk-İş , Hak-İş , Kamu-Sen, TESK ve TZOB yaptıkları ortak yazılı açıklamada, “Bugün gündeme getirilen değişiklik önerilerinin geniş bir mutabakatla sonuçlandırılmasını bekliyoruz” denildi. 7 örgüt tarafından oluşan Karma İstişare Komisyonu, Anayasa değişiklik paketinin ihtiyacı tam olarak karşılamadığını kaydetti. Açıklamada, “Yeni Anayasa ihtiyacı devam ediyor” denildi. (İSTANBUL)

Bu oyunu bozmak lazim

Yorum/İhsan ÇARALAN

AKP Hükümeti’nin “Anayasa paketi” taslağını açmasıyla, gürültülü bir kapışmanın başlaması bir oldu.
Tabiri caizse; başkentte “kılıçlar”, bu sefer Anayasa değişikliği için çekildi.
Hükümetin; “Anayasa Değişiklik Paketi”ni açıklamasından sonra toplanan Yargıtay Daire Başkanları Kurulu ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), değişikliği; “Yüksek yargıyı ele geçirme hamlesi”, “Yargı bağımsızlığını yok etme girişimi”, “Yüksek yargıyla dalga geçme paketi” olmakla suçladı. Bu iki önemli kurumun sözcüleri, “hükümetin niyeti”nden “paketin içeriği”ne kadar her şeyi, çok sert ifadelerle eleştirdiler. Hükümet, bu açıklamalardan birkaç saat sonra yüksek yargıçlara yanıt verdi.
CHP ve MHP de, pakete “hayır” diyeceklerini açıklayarak; hükümeti şiddetli bir biçimde eleştirdi.
Kısacası, paketin açıklanmasından hemen sonra oluşan siyasi ortamı; muhalefet partilerinin yanı sıra her düzeyde yargı kurumu ile eski statükoya karşı ama “yeni statükoyu oluşturmak” için hamle üstüne hamle yapan AKP Hükümeti ve “liberal, muhafazakar” güç odakları arasındaki gerilimin hızla artmasının belirleyeceğini söylemek, artık yeni bir şey söylememektir. Ancak bu gerilimde amaç; hükümet, “Elimizden gelen her imkanı kullanarak uzlaşma arayacağız” ikiyüzlülüğünü sürdürse de, gerçekte tarafların birbirini ikna etmesi, böyle bir niyetlerinin olması söz konusu değil. Dahası; onlar için gerçeklerin emekçiler tarafından bilinmesi değil bilinmemesi, kafa karışıklığı içine sürüklenmesi önemlidir. Siyasi ortamın geriliminin şiddeti ne kadar fazla olursa, yığınları bölme o kadar gerçekle bağlantısız olacaktır. Çünkü onlar için ana ilke, çıkarlarıdır ve ne hukuk, ne yargı bağımsızlığı, ne millet iradesi, hatta ne de statükonun bozulup bozulmaması umurlarındadır. Bu yüzden, bu karşılıklı atışmalarla artırılan gerilimde amaçları; geniş emekçi kitleleri yedeklemek, önce referandumda sonra da genel seçimde bu yedekledikleri kesimlerin desteğini almaktır.
Yapılmak istenen şudur:
AKP ve arkasındaki güçler, “Ya bizim paketimizi savunursunuz ya da 12 Eylül Anayasası’nı” dayatmasını yaparken; CHP, MHP, yüksek yargı organları ve yandaşı statüko savunucuları, “Ya statükonun yanındasın ya da AKP’nin” diyeceklerdir.
Elbette Türkiye’nin demokrasi güçleri için asıl olan, bu oyunun bozulması; emekçilerin, statükonun ya da AKP önderliğinde kurulmak istenen yeni statükonun dolgu maddesi olmasının önlenmesidir. Bunun için gerekli olan da; emekçi sınıfların ileri kesimlerinin, özgürlük isteyen Kürtlerin, inanç özgürlüğü ve gerçek bir laisizm isteyen Alevilerin, ilerici demokrat parti ve çevrelerin, demokrasi cephesinde birleşmeleri; kendi taleplerinde ısrarlarını sürdürmeleridir.
Burada demokrasi güçlerinin başlıca dayanakları ise; 1-) Hükümetin getirdiği değişiklik paketinin, gerçekte halkın taleplerini karşılamaktan uzak; tamamen AKP’nin kendi iktidarını pekiştirmek için hazırlanmış olduğu, 2-) AKP ve sermaye muhalefeti arasındaki çatışmanın, halkla bir ilgisi olmadığı gerçeğidir.
Kuşkusuz ki, burada AKP’nin iki önemli şansı vardır. Bunlardan birincisi, 12 Eylül Anayasası’nın “kötü ünü”dür ve bu Anayasayı değiştirmek isteyen herkes, bir adım öne geçmektedir. AKP’nin ikinci önemli şansı da, karşısında MHP ve CHP gibi bir muhalefetin olmasıdır ve statükoyu savunan bu partilerin, hükümeti sıkıştıracak karşı hamleler yapmak yerine 12 Eylül Anayasası’nı savunmayı kendileri için başlıca görev kabul etmeleridir. Bu da, Türkiye’nin demokrasi güçlerinin görev ve sorumluluklarını, bu oyunun bozulmasındaki rollerinin önemini artırmaktadır.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: