Türkiye’de üniversite pazarı!

Türkiye’deki üniversiteler, yabancı uyruklu öğrenciler için her yıl yaklaşık 15 bin, yurtdışında yaşayan Türk uyruklular için de 1500 kişilik kontenjan ayırıyorlar. Mevcut uygulamaya göre, bu kontenjanlardan yararlanarak üniversitelere kayıt yaptırabilmek içinse Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı (YÖS) veya YÇÖ (Yurtdışında yaşayan öğrenciler için) sınavını başarmak gerekiyor.
YÖK tarafından geçtiğimiz günlerde alınan bir kararla bu sınavların kaldırıldığı, yurtdışından yabancı veya Türk uyruklu öğrenci alımının artık üniversitelerin kendisine bırakıldığı duyuruldu.
Gelecek yıldan itibaren yürürlüğe girecek yeni düzenlemeye göre, özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin Türkiye’de okuması için yoğun bir propaganda başlatılacak.
Çünkü, yeni düzenlemeye göre Türkiye ve KKTC dışında lise eğitimini tamamlayan TC vatandaşları, üniversiteler tarafından açılacak kontenjanlardan yararlanacak, sınava girmelerine gerek olmayacak.

YÖK NE YAPMAK İSTİYOR?
YÖK’ün karar altına aldığı yeni düzenlemenin altında elbette özellikle Almanya’da doğup büyüyen, ancak çarpık ve haksız eğitim sistemi içinde üniversiteye gitme şansı elde edemeyen öğrencilerin Türkiye’ye çekilmesi yatıyor.
Bu uygulama ilk etapta, lise öğrenimini yurtdışında bitirenler için “büyük bir olanak” olarak görülüyor. Ancak konu biraz irdelenince Avrupa’da doğup büyüyen Türkiye kökenli gençlerin üniversite eğitimi için Türkiye’ye çekilme planlarının hiç de karşılıksız olmadığı ortaya çıkıyor.

BİR BEDELİ VAR
Uygulama öncelikle “öğrenci ihtiyacından” çok maddi kaynak ihtiyacından ortaya çıkmış bir durumdur. Özel ve kamu üniversiteleri tarafından açılacak özel kontenjanlarda, Avrupa ülkelerinde okuyan Türkiye kökenli öğrenciler bu yolla Türkiye’ye çekilmeye çalışılacak.
YÖK tarafından çıkarılan son kararnamede özel ve kamu üniversitelerinin öğrencilerden almayı planladığı asgari ve azami bedeli bildirmeleri isteniyor. Bakanlar kurulu tarafından belirlenecek asgari ve azami bedel üzerinden öğrenciler paralarını yatırdıktan sonra kaydını yaptırabilecekler.
Dolayısıyla, uygulama Türkiye’de eğitimin özelleştirilmesi kapsamında başlatılan sürecin de bir parçası. ‘Parasını veren sınava girmeden üniversiteye kaydını yaptırabilir’!

EĞİTİM SİSTEMİNİN POSASINI ÇIKARDIĞI ÖĞRENCİLER
Belirlenen şartlar kapsamında her şeyden önce yurtdışında lise dengi bir okulun bitirilmesi gerekiyor. “Eğitim pazarı”nın ilk bölümü de bu aşamada başlıyor. Çünkü Almanya’daki Türkiye kökenli gençlerin ezici çoğunluğu “Gymnasium”a gidemiyor. Dolayısıyla Almanya’da bir üniversiteye kayıt yaptırabilme şansı bulunmuyor. Türk Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu duruma bulduğu formülse “Açık Öğretim Liseleri” olmuş!
Buna göre, Almanya’da Hauptschule, meslek okulu gibi okulları bitiren ya da bitiremeyenler, “Açık Öğretim Lisesi”ne yıllık 460 Euro ödeyerek lise diploması ediniyor ve böylece Türkiye’de bir üniversiteye girme şansı elde ediyorlar. Böylece, Alman eğitim sistemi tarafından posası çıkarılarak kenara atılan Türkiye kökenli öğrencilerin bu durumu adeta “sermaye” yapılıyor.
“Açık Lise”nin yanı sıra sınav hazırlık kursları vb. masraflar da göz önüne alındığında, Türkiye’de bir üniversiteye kayıt yaptırmak isteyen öğrencilerin toplam 5-6 bin Euro’yu gözden çıkarması gerekiyor.

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ İÇİN…
İş, eğitim ve gelecek açısından geleceğini güvencede görmeyen gençlerin, doğup büyüdükleri ülkeyi bırakıp Türkiye’de üniversite macerasına girişmeleri elbette düşündürücüdür. Ama asıl sorgulanması gereken, onların içine düştüğü durumu ticari ve siyasi çıkar kapısı görenlerin tutumlarıdır.
Türk hükümeti bir yandan ekonomik girdi sağlamak bir yandan yurtdışında yaşayan ve artık doğup büyüdükleri o ülkelerin bir parçası olan gençleri ‘kazanma’ hedefiyle ama yeni sorunlara kapı açarak “üniversite pazarı”nı hizmete sokamaya çalışıyor. Tabii bu yurtdışındaki gençlere ‘üniversite imkanı’ gibi cazip bir ambalajla pazarlandığı için birçok kesime çekici geliyor.
Yoksa, Türkiye’deki ailelerin bir yolunu bulup çocuklarını Avrupa ve Amerika’da okutmaya çalışırken, yurtdışındaki gençlerin bir bölümünün Türkiye üniversitelerine yönelmesindeki çelişkiyi anlamak mümkün olmayacaktır.
Bu durumdaki gençlerin tamamına yakınını Almanya’da bir üniversiteye gitme şansı olmayanlardan oluşuyor. Bu yüzden de, Türkiye’de sunulan bu imkanı bir fırsat olarak görüyorlar.
Avrupa’daki şartlara göre eğitim alan, Türkçeleri yeterli olmayan, gittikleri kentlerde, kayıt yaptırdıkları üniversitelerde uyum sorunu yaşayan Türkiye kökenli gençlerin ancak çok az bir bölümünün diplomayı alarak meslek hayatına atılabileceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok. Büyük çoğunluk, büyük umut ve hayallerle kayıt yaptırdığı üniversitelerden diploma alsa bile, aradıkları gelecek güvencesini bulmaları zor görünüyor. Tersine ‘bu macera’ belki de onların geleceklerini daha da zora sokabilecek.
Almanya’nın elemeci, haksız, adaletsiz eğitim sistemi nedeniyle eğitimin dışına itilen gençler için önemli olan içinde yaşadığımız ülkedeki eğitim sisteminin değiştirilmesi için bir şeyler yapmaktır. Her emekçi çocuğunun üniversitede okumasının önünü açacak, şans eşitliğini güvence altına alacak koşulların yaratılması gerekiyor. Bu nedenle üniversiteyi Avrupa’da okumanın olanaklarını yaratmak, gelecek nesiller için çok daha önemli ve anlamlıdır. (YH)

‘Üniversite okuma şansı kaybedenler, çareyi Türkiye’de arıyor’

Öğrencileri Türkiye’deki üniversite sınavlarına hazırlayan Köln Global Akademia’nın Genel Müdürü Mahmut Şahin, YÖK tarafından yapılan son değişiklikler ve bu durumda kimlerin Türkiye’de üniversite okumak istediği sorularını yanıtladı.


Yıllardır, Almanya’da değişik okullara giden ancak Türkiye’de üniversite okuyan öğrencilere hazırlık kursları veriyorsunuz. Daha çok hangi durumdaki öğrenciler Türkiye’deki üniversitelerde okumak istiyor?
Açıkça belirtmemiz gerekiyor ki, Türkiye’de üniversite okumak isteyen öğrenciler arasında Gymnasium’a giden öğrenci sayısı çok düşük. Çünkü bu okul tipini bitirenler zaten Almanya’da üniversiteye gidiyor. Bize gelip de Türkiye’de okumak isteyenler daha çok ticaret lisesine, Hauptschule’ye gidenlerden oluşuyor. Öğrencilerimizin profilini daha çok Almanya’da üniversite okuma şansı kalmayanlar oluşturuyor.

YÖK tarafından en son çıkarılan “Türkiye ve KKTC dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına sınavsız üniversite” düzenlemesiyle ne amaçlanıyor?
Yeni düzenlemede, açık bir şekilde özel ve vakıf üniversitelerinin yurtdışından gelecek öğrencilerden belli miktarda para alması gerektiği belirtiliyor. Ancak bu miktar henüz belli değil. Her üniversite bu miktarı kendisi belirleyecek ve en son bakanlar kurulu onay verecek. Yani sözünü ettiğiniz düzenlemenin amaçlarından birisi, Türkiye’de parayla okuyacak öğrenci sayısını arttırmaktır.
Bir öğrenciden yıllık alacakları para tahminlerime göre en az 6 bin TL’den başlayacak. Yurtdışında yaşayan insanlar, para konusunda, ince eleyip sık dokumak zorunda. Çünkü hepsinin maddi sorunları var. Gerçekçi olmak gerekiyor ki; hiç kimse bu kadar parayı verecek durumda değil. Bu kadar parayı verebilenler zaten çocuklarını Türkiye’de değil başka bir ülkede okuturlar. Bugüne kadar Türkiye’nin eğitim açısından çekici olmasının başlıca nedeni ucuz olmasıydı. Yabancı öğrenciler 550 dolar ile ODTÜ’de okuyabiliyordu. Bu son düzenleme açık bir şekilde eğitimin daha fazla özelleştirilmesi anlamına geliyor.

Yeni duruma göre öğrenci yerleştirmesi nasıl düzenlenecek?
Daha önce yurtdışında yaşayan işçi çocukları için ayrılan 1500 kişilik bir kontenjan vardı. Bu kontenjandan yararlanmak isteyen öğrenciler YÇS sınavına girerek, merkezi sistemle üniversitelere dağıtılıyordu. Şimdi bu sınav kaldırılıyor ve öğrenci alınımı tamamen üniversitelere bırakılıyor. Bu da öğrenci alımında kayırma, torpil işlerinin devreye gireceği demektir.

NEDEN AVRUPA’DAN TÜRKİYE’YE GİDİYORLAR
Genellikle parası olanlar çocuklarını Türkiye’den Avrupa’ya gönderiyor. Ama, Avrupa’dan çocuklarını Türkiye’de okutmak isteyenlerin sayısı da giderek artıyor. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
Göçmen kültürünün yarattığı sorunlar en çok eğitim alanında yaşanıyor. Okulda başarılı olamayan Türkiye kökenli çocuklar, bir arayış içine girdiğinde Türkiye bir fırsatlar ülkesi olarak görülüyor. Keza, Almanya’nın göçmenlere yönelik izlemiş olduğu ayrımcı politikalardan kurtulmada da Türkiye bir çözüm adresi olarak görülüyor. Çünkü Almanya’da iyi bir üniversite bitirenlerin yerleşik devlet sistemi içinde yükselmesi çok zor. Ama aynı öğrenciler Türkiye’ye gittiklerinde üniversiteyi bitirdikten sonra kısa bir süre sonra kariyer yapabiliyorlar. Bu özellikle kamu yönetimi alanında yaşanıyor. (YH)

ÖĞRENCİLER NE DİYOR?
Fulya Öner: Burada meslek okuluna gidiyordum. Ama yarıda bıraktım. Arkasında Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim’e kayıt yaptım.

Yağmur Yavaş: Ticaret okuluna gittim. Bitiremediğim için Açık Öğretim Lisesi’ne kayıt yaptırdım. Buradan aldığım diploma ile Türkiye’deki bir üniversiteye gidebileceğim. Burada elbette üniversiteye gidebilme hakkım var, ama Türkiye’deki eğitim sistemi benim daha çok hoşuma gittiği için orada okumaya karar verdim. Daha önce çok sayıda arkadaşım aynı şekilde üniversite okumak üzere Türkiye’ye gitti. Ama mezun olanı duymadım.

Cansu Bahça: Ben Almanya’da 10. sınıfa kadar okudum. 11 sınıfta bırakıp evlenmek zorunda kaldım. Türkiye’ye gittim. Sonra da okumak üzere yeniden Almanya’ya geldim.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: