Eşit haklardan yana, herkese iş, eğitim isteyenlere oy verelim

9 Mayıs’ta Kuzey Ren Vestfalya (NRW)‘da eyalet meclisi seçimleri gerçekleştirilecek. Sol Parti’nin yüzde beşlik barajı aşması durumunda eyalet milletvekili olacaksınız. Hangi nedenlerden dolayı Sol Parti’den aday oldunuz?
Sol Parti bugün, taviz vermeden savaşlara, sosyal ve eğitim sistemindeki hak gasplarına karşı çıkan tek parti. Ayrıca Sol Parti sadece mecliste değil, işletmelerde ve sokaklarda insanlarla birlikte siyaset yapmak istiyor. Son yıllarda eğitim, sağlık ve tüm sosyal alanlarda kemer sıkma politikası izlenirken, diğer yanda tekellere yüzlerce milyarlık yardımlar aktarıldı, silahlanma harcamaları artırıldı. İnsanlar bu durumu sineye çekmiyor ve güçlerini birleştirerek taleplerini gerçekleştirmek için mücadele etmesini çok önemli buluyorum. Sol Parti kuruluşundan bu yana, bu neoliberal hegemonyaya karşı çıkan, CDU/CSU, SPD, FDP ve Yeşiller gibi büyük tekellerin ve zenginlerin çıkarları değil, insanların talepleri doğrultusunda harekete geçen tek parti. İşyerlerinin korunması, işçi azaltmaya gidilmeksizin tam ücret karşılığında haftalık çalışma süresinin kısaltılması, yoksuldan alıp zengine veren politikalara son verilmesi için çaba gösteriyor. Bu anlamda çalışanların, kadınların, işsizlerin ve gençlerin talepleri uğruna mücadele ederek ilerici taleplerine sahip çıkıyor.

Siz hangi talepleri öne çıkarıyorsunuz? Diğer partiler taleplerinde ne kadar samimi?
Yukarıda saydıklarımın yanı sıra adil bir eğitim sistemi talebimize özel bir ağırlık veriyoruz. Bu bağlamda anaokullarında, ilk ve orta öğrenimde ve üniversitelerde parasız eğitim talebi bunun bir parçası. Ayrıca “Eine Schule für alle!” şiarı altında elemeci okul sisteminden vazgeçilerek, 1. sınıftan 10. sınıfa kadar bütün öğrencilerin aynı okullarda eğitim görmesini talep ediyoruz. Böylesi bir sistemin bütün öğrenciler açısından büyük avantajlar getirdiğini kanıtlayan sayısız araştırma var. PİSA raporları, seçkici eğitim konusunda Almanya’nın birinciliği kimseye kaptırmadığını ortaya koydu. Çocukların erken yaşta Hauptschule, Realschule veya liseye mi gideceğine karar veren bu sistem, 9-10 yaşlarında geleceklerini belirliyor. Kimin hangi okula gideceğini belirleyen temel etken ise, anne-babalarının sosyal statüleri ve ekonomik durumları oluyor. Biz buna karşı çıkarak, eğitimin bir meta olamayacağını söylüyoruz. Özellikle bu alanda diğer partilerin samimi olmadıkları son yıllarda defalarca ortaya çıktı. Bugün SPD ve Yeşiller de üniversite harçlarına karşı çıktıklarını ileri sürüyor. Oysa bu partiler uzun süre üniversiteye gidenlerden harç alınması uygulamasını başlatarak bugünkü üniversite harçlarının yolunu açmıştı.
Ağırlık verdiğimiz diğer bir konu da, enerji tekelleri RWE ve E-On’un kamu mülkiyetine geçirilmesi. Bu tekeller yıllardır fahiş fiyatlarla tüketicileri soyuyor. Bunun dışında Hartz Yasaları’na ve sosyal adaletsiz sonuçlarına karşı çıkıyoruz. NRW’de 1 Euro’luk iş uygulamasına son verilmesini istiyoruz. SPD Başbakan adayı Hannelore Kraft, bu konuda yaptığı açıklamalarla bu uygulamayı sürdürmek istediğini gösterdi. Biz ise insanların TİS ücretleri ödenen, sosyal güvenceli işlerde istihdam edilmelerini talep ediyoruz. Şimdiki Başbakan Rüttgers, birkaç hafta önce yayınlanan bir söyleşide, para olmadığı için kamuda 12 bin işyerini yok edeceğini ilan etmişti. Yani bankalara milyarlarca Euro’luk yardım paketleri hazırlamak için para bulanlar, sıra halkın taleplerine geldiğinde bütçe açığı gerekçesinin ardına gizleniyor.

NRW’de çok sayıda göçmen yaşıyor. Seçimler onlar açısından ne anlam taşıyor? Seçime katıldıklarında sizce neye dikkat etmeliler?
Evet, NRW’deki göçmen oranı oldukça yüksek. Ve bu insanlar, krizin sonuçlarından fazlasıyla etkileniyor. Krizin başlamasıyla birlikte işine son verilen ve bugün hala bir iş bulamamış olan kiralık işçilerin büyük bölümünü onlar oluşturuyor. Sol Parti, “Krizinizin faturasını biz ödemeyeceğiz!” diyen tek parti. Böylece krize neden olmayan, ama krizin yükleri omuzlarına yıkılanların yanında olduğumuzu gösteriyoruz. Göçmenler şunu iyi bilmeli; Göçmenler olarak, ama aynı zamanda işçi, öğrenci, üniversiteli, işsiz veya emekli kimliğiyle daha iyi yaşam koşullarına ulaşmalarının tek yolu, taleplerine sahip çıkmalarından, kendi çıkarlarının tekellerin çıkarlarına feda edilmek istenmesine karşı çıkmalarından geçiyor. Geçtiğimiz Federal Meclis seçimlerinde bazı göçmen lobi kuruluşları göçmen kökenli seçmenlere çağrı yaparak, aynı dini, milli veya etnik kökenli adaylara oy vermelerini istedi. Böylece sosyal sorunları etnik nedenlere bağlamaya çalıştılar. Ama bence belirleyici olan etnik veya dini köken değil, kimin çıkarı doğrultusunda siyaset yapıldığıdır. Örneğin Türkiye kökenli bir FDP’li federal milletvekili, seçimlerin hemen ardından suç işlemiş yabancıların ülkelerine gönderilmesinden yana olduğunu açıklamıştı. Seçimlerden birkaç ay önce de, SPD Federal Meclis Grubu, Sol Parti grubunun sunduğu ve AB vatandaşı olmayan göçmenlere yerel oy kullanma hakkı tanınmasını öngören bir önergeyi reddetmişti. Göçmen kökenli seçmenlere çağrım seçimlerde mutlaka oy kullanmaları. Ama bütün bu örneklere bakarak, eşit haklardan yana olan, herkese iş, eğitim ve gelecek perspektifi sunulmasından yana olan bir partiden yana oylarını kullanmalarını istiyorum. Bu parti de bence Sol Parti’dir.

Eyalet Meclisi’ne seçilirseniz neler yapacaksınız, somut hedefleriniz neler?
Seçilirsem tüm gücümle, okullarda ve üniversitelerde eğitim koşullarının düzeltilmesi için mücadele edenlere destek olmak, bu hareketi güçlendirmek için çaba sarf edeceğim. Bu hareket özellikle göçmenlerin çıkarları için de mücadele ediyor. Çünkü göçmen çocuklarının eğitimdeki sorunlardan daha fazla etkilendiklerini, hakkettikleri değerlendirmeleri elde edemediklerini ve birçok durumda haksız yere Hauptschule’lere gönderildiklerini biliyoruz.
Diğer alanlarda da, çıkarları ve talepleri sadece Sol Parti tarafından meclis kürsüsünde dile getirilen kesimlerin sesi olmaya çalışacağım. Yani işsizlerin, işçilerin ve emeklilerin sesi olmak istiyorum. Sosyal kısıtlamalara, eğitimde hak gaspına ve özelleştirmelere karşı çıkacağım. Her şeyden önce de parlamento dışındaki toplumsal muhalefet hareketini güçlendirmek için çaba sarf edeceğim.

Son olarak okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir şey var mı?
9 Mayıs’ta oy kullanmak önemli. Çünkü sadece güçlerimizi birleştirir ve kendi taleplerimiz uğruna mücadele edersek, krizin yüklerinin halkın omuzlarına yıkılmasını engelleyebiliriz. Şu kesin: Seçimden sonra diğer partilerin hepsi gerçek yüzlerini açıktan gösterecek ve krizin faturasını halka çıkarmaya çalışacaklar.

KÖLN YENİ HAYAT

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: