Her yerde emekçiler hedefte

Ekonomik krizin başlamasıyla birlikte bütün ülkelerde bankaları ve tekelleri kurtarmak üzere hazırlanan devasa “kurtarma paketlerine” karşı tepkiler, “başka alternatifimiz yok. Eğer bankalar, tekeller batarsa bunun topluma maliyeti çok daha yüksek olur” denilerek bastırılıyordu.
Sendikalar, “sol”da görünen bir takım parti ve örgütler de sermaye hükümetlerinin kriz önlemlerini(!) “ama işçiler için de şemsiye açılmalı, işçiler yağmurda bırakılmamalı” diyerek destekliyorlardı. Ancak gelinen yerde bankalara ve tekellere aktarılan devlet kaynakları ve sağlanan ek kaynaklar nedeniyle devlet borçları giderek yükseliyor ve işçiler yağmurdan korunmak bir yana adeta doluya tutuluyordu! Yunanistan, İrlanda, İspanya, İtalya, Portekiz, İngiltere, Fransa, Almanya.. Bütün ülkelerde işçi ve emekçilerin kazanılmış haklarına karşı ciddi saldırılar birbiri ardına yürürlüğe konuluyordu.

ÖNCE İRLANDA…
Ekonomik krizden en fazla etkilenen ve bankaların batmasıyla kısa sürede devlet borçları katlanarak artan İrlanda hükümeti, krizin faturasını emekçilerin sırtına yıkmakta gecikmedi. 2009 ilkbaharında emekli maaşlarını ödemekte zorlanan hükümet Nisan ayında bütün kamu çalışanlarının maaş ve ücretlerini “emeklilerle dayanışma kesintisi” adı altında yüzde 7 düşürdü.
Fakat bankaları kurtarmak üzere 500 milyar Euro hacminde bir kurtarma paketi hazırlayan ve ülkedeki bütün büyük bankalara değişik düzeyde ortak olan (kısmi devletleştiren) hükümet geçtiğimiz Şubat ayı içinde kapsamlı bir tasarruf paketini daha karar altına aldı.
Buna göre bütün kamu çalışanlarının maaş ve ücretleri yüzde 5 ila 15 arası kesilecek, işsizlik parası yüzde 4,1 kesilecek, çocuk parası yüzde 10 düşürülecek. 20-21 yaşları arasında olan işsizlerin haftalık ödemeleri 204,30’dan 100 Euro’ya, 22-24 yaşları arasındaki işsizlerin haftalık ödemeleri ise 204,30’dan 130 Euro’ya düşürülecek!
İrlanda, AB içinde kişi başına gelirin 43 bin 260 Euro ile en yüksek olduğu ülkelerin başında gelmesine karşın (bu miktar Almanya’da 29 bin 464 Euro, Fransa’da ise 29 bin 230 Euro düzeyinde) Avrupa’nın en fazla (orantı olarak) yoksulu da yine bu ülkede yaşamakta. 1998 yılında uluslararası standartlara göre İrlandalıların yüzde 19,8’i yoksul iken bu oran 2007 yılında 22,7’e çıkmıştı. Bunun nedeni ise çok açık ortada. Ekonomik gelişmesi nedeniyle son yıllarda “Kelt kaplanı” olarak anılmaya başlanan İrlanda’da çalışan emekçilerin yüzde 36’sı (850 bin emekçi!) 8,65 Euro asgari saat ücretiyle çalışmak zorundalar. İrlanda’nın son yıllardaki ekonomik gelişmesinden en fazla faydalanan kesim ise nakit serveti 30 milyon Euro’nun üstünde olan 300 kişi idi!

…ARDINDAN YUNANİSTAN
Aralık ayından bu yana “iflasın eşiğindeki ülke” olarak anılan Yunanistan, yüzde 13’e yakın bütçe açığını kapamak için 4,8 milyar Euro hacminde bir tasarruf paketi karar altına aldı. Buna göre ülkedeki bütün emekli maaşları dondurulacak, devlet çalışanlarının ek ödemeleri yüzde 12 düşürülecek (ek ödemeler genelde ücretin yüzde 50’sine denk düşüyor), Noel, Paskalya ve izin paraları yüzde 30 düşürülecek.
Ücret gasplarının yanı sıra büyük KDV yüzde 19’dan 21’e, orta KDV yüzde 9’dan 10’a ve küçük KDV yüzde 4,5’ten 5’e çıkartılacak. Tütün ürünlerine, alkollü içeceklere, benzin ve dizele uygulanan dolaylı vergiler de artırılacak. Hükümet ayrıca kamu alanında emekliye ayrılan beş kişinin yerine sadece bir kişiyi işe alarak bu alanda da ciddi olarak tasarrufa gidecek.
Bütün bu önlemler Euro ülkelerinin en yoksulları arasında yer alan Yunanlı emekçilerin daha fazla yoksullaşmasına neden olacak. Bugün halkın yüzde 20’sinin uluslararası standartlara göre yoksul olduğu Yunanistan’da ortalama ücretler 700 – 900 Euro arasında seyrediyor. Ancak bu “ortalama ücrete” ulaşmak için birçok emekçi iki ya da üç işte çalışmak zorunda kalıyor.
Kısa bir süre önce Yunanistan’a 30 milyar Euro hacminde kredi güvencesi veren Euro ülkeleri, güvencenin Uluslararası Para Fonu IMF ile birlikte verildiğini özel olarak vurguluyorlar. Özellikle Almanya, IMF’nin cüzi bir miktarla da olsa kredi verenler arasında yer almasını dayatmıştı*. Böylece eğer Yunanistan verilen güvenceyi kullanırsa, yani Euro ülkelerinden kredi alırsa, bu IMF’nin ağır şartlarına bağlanmış olacak. Bu ise bugüne kadar gündeme gelen saldırıların katlanarak artması anlamına gelecek.

‘İRLANDA, YUNANİSTAN SİZE DERS OLSUN!’
İrlanda ve Yunanistan’da krizin etkileri ve gündeme gelen saldırılar bütün AB ülkelerinin gündemlerinde geniş yer tuttu.
İrlandalı kamu emekçilerinin 30 Mart 2009’dan itibaren yaptıkları çok sayıda eylemi, “imtiyazlı tabakanın tepkisi” olarak aşağılayan sermaye yanlısı Batı Avrupa medyası, daha sonra, ülkenin sendikalar birliği ICTU’nun işbirlikçi tutumundan sonra “İrlandalılar ülkelerinin geleceği için feragate hazırlar”, “İrlandalılar gerçek yurtseverlerin yapacağını yapıyor” diye “feragatten başka yol yok” propagandası yapmaya başladı.
Yunanistan ile ilgili kışkırtıcı haberler (Yeni Hayat 13’e bkz.) çok daha kapsamlıydı. Yunanlı emekçilerin uzun yıllar verdikleri çetin mücadelelerle elde ettikleri bütün kazanımlar burjuva basında, “Avrupa’da görülmemiş imtiyazlar”, “Avrupa’nın en tembelleri” diye hedefe konulduğu gibi “adalarınızı satın” gibi gazete manşetleriyle aşağılama kampanyası başlatıldı.
İrlandalı emekçilerin mücadelelerinin engellenmesinin üstü örtülerek, “gerçek yurtseverler” üzerine ahkam kesilmesi ve Yunanlı emekçilerin “imtiyazlarından vazgeçmek istemeyen tembeller” olarak aşağılanmaları aslında, “kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” misali asıl olarak diğer ülkelerdeki emekçilere yönelikti.
Nitekim kapitalizmin yeniden yapılanması ve büyük sermayenin krizden güçlenerek çıkması için bütün ülkelerde emekçilere karşı saldırılar gündemde. Almanya’da 9 Mayıs eyalet seçimlerinden, İngiltere’de 6 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlerden sonra paketlerin hazırlanacağı ilan edildi bile.
Diğer yandan “mesajlar” önümüzdeki aylarda ekonomik olarak sarsıntı geçirmesi beklenen İspanya ve İtalya’daki emekçileri de hedefliyor. Buna rağmen herşey bitmiş değil! Yunanlı emekçiler uluslararası sermayenin ve işbirlikçilerinin bütün bu saldırılarına karşı direnişlerini sürdürüyorlar. Bugüne kadar milyonlarca emekçi Yunanistan, Fransa, Portekiz, İspanya ve İtalya’da üretimi durdurarak alanlara çıktılar. Almanya’daki emekçilerin öğrenecekleri bir şey varsa, ki şüphesiz var, o da bu ülkelerin emekçilerin mücadelesinden öğrenmektir.

Serdar Derventli

*Önceleri Yunanistan’ın IMF’ye başvurmasına, “ABD dolaylı olarak Euro bölgesinin içişlerine müdahale etme şansı yakalamış olur” diye karşı çıkan Almanya, bunun yerine IMF’nin bir AB versiyonunu olan EMF (Avrupa Para Fonu) kurma önerisini gündeme getirmişti. Ancak bunun kurulması yıllar süreceği için Almanya zorunlu olarak IMF ile ortak çalışmaya yeşil ışık yaktı.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: