Türkiye mi, Almanya mı?

Almanya’da yayın yapan gazeteler ve sözde göçmen dernekleri, sanki Hıristiyan Demokrat Parti’nin (CDU) ne olduğunu, ne savunduğunu bilmiyormuş gibi, kimi zaman bu partinin çeşitli yetkilileri tarafından göçmenlere verilen mesajları abartarak yansıtıyorlar.
Böylece CDU’nun eski CDU olmadığını anlatmaya çalışıyorlar.
Son olarak da Hürriyet gazetesi, NRW Uyum Bakanı Armin Laschet tarafından sarf edilen sözleri öne çıkarıyor: Kalsınlar diye prim verelim.
Kime?
Türkiye kökenlilere.
Neden?
Çünkü ülkelerine geri dönmek istiyorlarmış…
Bu “geri dönme” meselesi daha önce de çeşitli kesimler tarafından gündeme getirilmişti.
Almanya’dan bıkıp usanan Türkiye kökenliler artık Almanya’daki yaşamdan hoşnut değillermiş, bu yüzden de en kısa zamanda geri dönmek istiyorlarmış.
En çok da yüksek vasıflı olanlar…
Almanya’ya göç etmiş Türkiye kökenliler olarak bu “geri dönme” meselesine pek yabancı değiliz.
Üç-beş yıllığına, bir kaç bin Mark biriktirdikten sonra memlekete dönüp tarla, ev alma, işyeri açma hikayeleri herkesin dilinde…
Yıllarca bu hayaller kuruldu.
Ama aradan 50 yıl geçtiği halde halen buradayız ve bundan sonra da burada olmaya devam edeceğiz.
Ekonomik, sosyal, toplumsal koşullar bazen insanı “geri dönme” sendromuna sürükleyebilir. Ya da koşulları uygun olanlar Almanya’dan Türkiye’ye göç edip orada yaşayabilir.
Dikkat ederseniz; geri dönmekten değil, göç etmekten söz ediyoruz.
20, 30, 40 yıl Almanya’da yaşayan herkes gibi Türkiye kökenlilerin bazıları da bu ülkeden göç eden Almanlar gibi yaşamak istediği başka bir ülkeye gidebilir.
Emekliliğin keyfini çıkarabilir, yeni bir iş yaşamına atılabilir.
Çünkü; vakti geldiğinde Almanya’dan göç etmek isteyenler sadece Türkiye kökenliler değil.
Türkiye’ye (Antalya/Alanya) binlerce Almanın göç ederek yerleştiğini biliyoruz.
İsviçre’deki en büyük “yabancı” grubunun Almanlar olduğunu da…
Bu yüzden “Kalsınlar prim verelim” pek bir gerçeği ifade etmiyor.
Ama ne de olsa seçim öncesi. Maksat oy toplamak için gönül almak olunca her şey mübah!
Peki bunu birinci sayfadan insanların gözüne batırmanın bir anlamı var mı?
Demek ki varmış.
Çünkü son zamanlarda “Türkiye mi Almanya mı?” ikilemi insanlara yeniden dayatılıyor.
Özel radyolardan birisinde bu başlıkla, telefonla katılımlı bir program bile yapılıyor.
Arayanların çoğu açıklayamadığı halde “Türkiye” diyor.
Peki o zaman sormazlar mı adama; “Ne duruyorsun?”
Deme ki; konuşmakla/söylemekle gerçek arasında büyük bir çelişki var ve bu zaten 50 yıldır sürüyor.
Gazetenin biri de Alman Milli Takımı’nda oynayan ünlü futbolcuya mikrofon tutmuş: “Türkiye mi Almanya mı?”
Giydiği forma ile zaten “Almanya” diyen futbolcu eklemiş, “Alman Milli Takımı formasıyla Güney Afrika’da Türkleri büyük bir gururla temsil edeceğiz”.
Anlayacağınız, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenliler 50 yıldır “Türkiye mi Almanya mı” ikilemi içine itiliyor. Bu ikilem sürekli politikacılar ve basın tarafından canlı tutuluyor.
Canlı tutuldukça da hayat daha zorlaşıyor. Emin olunuz ki bu ikilem arasında kalmayıp tercihini net bir şekilde yapanlar kendisiyle daha barışık ve mutlular. (YH)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: