33 yıl sonra Taksim’de

Türkiye’nin en büyük kenti İstanbul’da, 33 yıl aradan sonra, işçi ve emekçiler ilk kez yasal olarak 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlayacak. 1 Mayıs 1977’de 37 emekçinin katledildiği 1 Mayıs gösterisinden sonra meydan, emekçilere kapatılmıştı. Bu bakımdan, Taksim Meydanı’nın yeniden 1 Mayıs kutlamalarına açılması sürekli ilerici devrimci örgütlerin, emek güçlerinin gündemi oldu. 33 yıl aradan sonra şimdiki hükümetin bu yıl kutlamaların Taksim Meydanı’nda yapılmasına izin vermesi, aynı zamanda bunca yıldır sürdürülen mücadelenin de boşuna olmadığını gösteriyor.
Yıllardır Taksim’in 1 Mayıs’ta kutlamalara açılmasını isteyen emek güçleri tarihsel önemi bakımından bu yıl hep birlikte Taksim’de kutlayacaklar. Türk-İş, DİSK, Hak-İş, KESK, Kamu-Sen ve Memur-Sen, valilikli yapılan uzun pazarlıklardan sonra 2010 1 Mayıs’ını Taksim Meydanı’nda kutlamanın iznini alabildi.
Söz konusu sendikalar, Marmara Bölgesi’nde bulunan bütün kutlamaları bu tarihsel anlamından ötürü bu yıl Taksim’e kaydırdı. Pek çok kent ve kasabadan emekçiler otobüslerle Taksim’e akacak. Bu bakımdan, 1977’deki kanlı 1 Mayıs’tan daha kitlesel geçmesi planlanıyor.
Bu yılki 1 Mayıs kutlamalarının bütün sendika konfederasyonları tarafından ortaklaşa gerçekleştirmesi de büyük bir önem taşıyor. Daha önceki yıllarda sendikalar genellikle ortak kutlamaların yeri konusunda uzlaşma sağlayamamıştı.
1 Mayıs kutlamaları aynı zamanda, 26 Mayıs’ta Türkiye genelinde AKP hükümetine karşı yine sendikalar tarafından ortaklaşa gerçekleştirilecek genel eylem günün de bir provası olacak.
Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, 6 konfederasyonun 1 Mayıs kutlamaları bir araya gelmesinin önemli olduğunu ifade etti. “Alan yasakları kırıldı; herkes, özgürce bir şenlik havasında ama taleplerini haykırarak kararlı ve inançlı bir şekilde kutlayacak” diyen Öztaşkın, katılımın yüksek olması için çalışmaları başlattıklarını kaydetti. Öztaşkın, “26 Mayıs’a katılım düzeyini bir yerde 1 Mayıs kutlamaları belirleyecek. 1 Mayıs kutlamaları tüm Türkiye’de ortaklaşa bir şekilde kutlanabilirse ve yine emek dostları 1 Mayıs’a aktif bir destek verirlerse, bence 26 Mayıs’ta da çok ciddi, belki de Türkiye sendikal hareketinin en yığınsal katılımının olacağı bir genel eylem olacak. 26 Mayıs’a giden yol 1 Mayıs’tan geçer” diye konuştu.
DİSK/Gıda-İş Genel Sekreteri Seyit Aslan ise TEKEL işçilerinin mücadelesinin 1 Mayıs çalışmalarının çok önceden başlamasına neden olduğunu söyledi. İstanbul’da özellikle Esenyurt, Kıraç, Avcılar ve Küçükçekmece sanayi bölgelerinde yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirten Aslan, bu dönemde en önemli sorunun mücadelenin birleştirilmesi olduğunu kaydetti. Sanayi bölgelerinde aydınlatma faaliyetleri yürüttüklerini dile getiren Aslan, “Özellikle örgütsüz işçilerin 1 Mayıs’a katılması konusunda toplantılar yapıyoruz. DİSK’e bağlı sendikalar olarak örgütsüz işçilerin yoğun olduğu yerlerde çalışmalar yürüteceğiz. Biz 1 Mayıs’ı konuşurken aynı zamanda 26 Mayıs’ı da anlatıyoruz. 1 Mayıs’ın kitlesel geçeceği konusunda bir öngörümüz var, bunun 26 Mayıs’ı da güçlü kılacağını düşünüyoruz. 26 Mayıs’la ilgili açıklanan talepler var ama bunlar çok dillendirilmiyor. Bunların biraz daha ön palana çıkartılması gerekiyor” dedi.
Emekten yana bütün partiler de sendikaların gerçekleştireceği kutlamalara destek verecek. Emniyet Müdürlüğü ise, kutlamalardan önce sürekli uyarılarda bulunarak olaylara izin vermeyeceğini duyurdu. Bu bakımdan yeni provokasyonların yapılması söz konusu olabilecek.

İSTANBUL Yenı Hayat

1912’den 2010’a Türkiye’de 1 Mayıs

Türkiye, iki yıl öncesine kadar 1 Mayıs’ın yasal olarak işçi bayramı olarak kabul edilmediği ülkeler arasında yer alıyordu. İlk olarak 1912 yılında Türkiye’de 1 Mayıs kutlamaları gerçekleştirilmeye başlanırken, yine ilk kez 1923 yılında yasal olarak “İşçi Bayramı” ilan edildi. Bir yıl sonra ise, 1924’te kitlesel 1 Mayıs kutlamaları yasaklandı. 1925 yılında ise çıkarılan bir yasa ile 1 Mayıs’ın işçi bayramı olarak kutlanması yasaklandı. İki yıl içinde yaşanan bu dönüşüm, aynı zamanda 1 Mayıs’ın Türkiye’de daha başından itibaren egemen güçler tarafından kabul edilmediğini gösteriyor. Tabandan gelen baskılar sonucunda 1934 yılında bu kez 1 Mayıs, “Bahar ve Çiçek Bayramı” olarak tatil günü ilan edildi.
Ne var ki, 1960’lı, 70’li yıllarda yükselen işçi ve gençlik hareketi, yasak olmasına rağmen 1 Mayıs’ın işçi sınıfının kurtuluş davasına bağlı olarak engellere rağmen kutlanmaya devam edildi. Uzun yıllar aradan sonra ilk defa 1976 yılında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nu (DİSK) Taksim Meydanı’nda görkemli 1 Mayıs kutlaması gerçekleştirdi. Bütün devrimci güçlerin katıldığı bu görkemli kutlama aynı zamanda işçi sınıfının kendi davasına bağlı olarak bir araya gelme yönünde ne kadar istekli olduğunu da ortaya koyuyordu.
Buna tahammül edemeyen egemen güçler bir yıl sonra, 1 Mayıs 1977’de 500 bin emekçinin katıldığı büyük gösteriye yönelik kanlı saldırıda bulundu. 37 işçi gösteriler sırasında açılan ateş sonucu, ezilerek hayatını kaybetti. Bu katliamın kontrgerilla örgütü tarafından askeri darbenin gerçekleştirilmesine zemin yaratmak üzere yapıldığı artık biliniyor.
Bir yıl sonra yasağa rağmen 1 Mayıs korsan gösteri ve yürüyüşlerle kutlandı. 1980 askeri darbesinden sonra ilk olarak 1989’de devrimci güçler 1 Mayıs’ı Taksim’te kutlamak için harekete geçti. Ama polis terör estirdi. Mehmet Akif Dalcı adlı işçi katledildi. Bu tarihten itibaren sürekli Taksim’de 1 Mayıs’ın kutlanması için girişimlerde bulunuldu.
1996 yılında Kadıköy Meydanı’nda sendikalar tarafından ortaklaşa izinli olarak yapılan 1 Mayıs kutlamasına 150 bin emekçi katıldı.  Eylemin ilk dakikalarında polisin silahsız göstericilere açtığı ateş sonucu 3 kişi hayatını kaybedince, Kadıköy`de büyük bir kitlesel isyan gerçekleşti. Bu olaydan sonra Kadıköy 2005 yılına kadar 1 Mayıs kutlamalarına yasaklı kaldı. 2006 yılında yine Kadıköy’de 1 Mayıs gösterisi düzenlenirken, 2007’de Taksim Meydanı’nda yapılan kutlama sırasında polis yine terör estirdi. 700 kişiyi gözaltına aldı, bir kişiyi katletti.
2008 yılında ise AKP hükümeti 1 Mayıs’ın “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmasını kabul etti. Ama buna rağmen yine Taksim’e çıkmak isteyen sendikalara ve emek güçlerine karşı polis terörü işbaşındaydı. 2009 yılında da Taksim’de aynı sahneler vardı.
33 yıl sonra izinli olarak Taksim Meydanı’nda yapılacak kutlamalar sırasında polis ne yapacak?

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: