Bundesliga’da sıradışı bir takım

Hamburg Almanya’da en çok milyonerin yaşadığı kenttir. St. Pauli ise Hamburg’un en yoksul semtlerinden biri. Daha çok eğlence ve kriminal olaylarla tanınan semtin ilginç özelliklerinden biri de sıradışı bir futbol takımına sahip olmasıdır. Semtteki liman işçileri ve yoksul emekçiler tarafından kurulan St Pauli futbol takımı 100. yılını kutladığı bu sezon Bundesliga’ya yükselmenin mutluluğunu yaşıyor.
Liman kenti Hamburg’un renkli ve bir o kadar da yoksul semtlerinden biri olan 30 bin nüfuslu St. Pauli’de bugünlerde ayrı bir heyecan yaşanıyor. Çünkü bu yoksul semtin aynı adı taşıyan takımı önümüzdeki sezon, dünyanın en prestijli ve pahalı liglerinden biri olan Bundesliga’da top koşturacak.
St. Pauli futbol takımı bu yıl 100. yılını kutluyor. Geçmişinde çok flaş başarılar olmasa ve genellikle alt liglerde oynasa da, St. Pauli dünyanın her yerinde taraftarı olan ilginç kulüplerden biri.
St Pauli birçok açıdan dünyanın en ‘sıradışı’ futbol takımlarından biridir aynı zamanda. Onların ne denli ‘sıradışı’ olduklarının bir örneği de, 2007’ye kadar endüstriyel futbolun bir icadı olarak gördükleri elektronik skorboarda direnmeleri olmuştur. Takım bu tarihe kadar sahasında attığı goller için elle değiştirilen tabela kullanmıştır.
Gelecek sezon Almanya 1. Ligi’nde mücadele edecek St Pauli’yi bu denli farklı kılan temel özelliklerinden biri hiç kuşku yok ki, takımın taraftar profilidir. Almanya’nın hemen her kulübünde ırkçı-neonazi eğilimli taraftar gruplarına rastlanırken, dazlaklar St Pauli’nin kapısından bile geçemiyor. Neredeyse taraftarlarının tamamı sol görüşlü. Hatta büyük çoğunluğu otonom gruplardan. Bu üst kimlik, tribünlerde, ailesiyle gelen işçileri, anti faşistleri, evsizleri ve sokakta yatanları birleştiriyor ve 90 dakika boyunca sadece maç izlemiyor, adeta herşeye isyan ediyorlar.
St Pauli taraftarının bu kimliği 80’li yılların sonunda yaşanan bir olayla iyice belirgin hale gelmiş. Takımın kalecisi Volker Ippig, bu tarihte insani yardım amacıyla iç savaşın hüküm sürdüğü Nikaragua’ya gider. 1 yıl sonra dönünce taraftarın gözünde efsane olan kaleci takıma anarşist havayı da beraberinde taşır.
1980’lerin başına kadar ortalama 1600 seyirciye maç oynayan takım, şöhretini arttırınca her maç 22 bin 500 kişilik Millerntor Stadı’nı doldurmaya başlamış. Hatta taraftarları, 2001-2002 sezonu öncesi satışa çıkarılan 10 bin kombine bileti 27 dakikada bitirecek kadar kulübe bağlı olduğunu göstermişler.
Tribünlerindeki, Che Guevara, Marx ve Kuru Kafa (Korsan simgesi) posterlerinin yanı sıra metal müzik guplarından AC/DC’nin şarkısı eşliğinde sahaya çıkan St Pauli futbolcuları, Solingen Katliamı’nın ardından da Türkçe yazılmış, “Faşistleri Defedin, biz hepimiz kardeşiz!” pankartı taşımışlardı.
1997 yılında Liman Hastanesi’nin kapatılmasına karşı, hastane çalışnaları ve semt halkı ile birlikte eylemler yapan takımın, eğer hastanenin kapatılmasını durdurulmazsa „Hükümeti kaleye koyup penaltı atacağız“ diye pankart taşımaları büyük yankı yaratmıştı.

Saint Pauli Cumhurıyetı Dünya Kupası’na da katıldı
Kahverengi-beyaz gibi kolay kolay seçilmeyecek bir forma rengine sahip olan kulüp, kendini aynı zamanda bir milli takım olarak görüyor! FIFA üyesi olmayan ülkelerin katıldığı 2006 FIFI Dünya Kupası’na da St Pauli Milli Takımı adıyla ev sahipliği yaptılar. Kupaya, KKTC, Zanzibar, Tibet, Cebelitarık ve Grönland gibi ülkeler katıldı. KKTC’nin şampiyonluğuyla sonuçlanan turnuvada, St Pauli taraftarı yine farkını göstermiş ve Tibet’i 7-0 yendikleri maçta, zayıf rakiplerine daha fazla gol atmamaları için takımlarını uyarmıştı!
St Pauli kulübünün başkanı Corny Littmann Tunus asıllıdır. Littmann, 2003 yılı başında krizin kulübün her noktasında hissedildiği dönemde göreve talip olma yürekliliğini gösterir. Aynı zamanda bir tiyatro yöneticisi olan başkan, koltuğa oturur oturmaz kulübü içine düştüğü bataktan kurtarmak için kollarını sıvar.
Takım 3. Lig’de kümede kalma mücadelesi verirken, Almanya çapında “St Pauli’yi kurtaralım” yardım kampanyası başlatılır. Bu kampanya kapsamında 140 binden fazla tişört satılırken, 900 bin Euro gelir elde edilir. Aynı zamanda “St Pauli için içelim” kampanyası da, hem kulübe kaynak hem de taraftara neşe getirdi. Sonunda St Pauli takımı daha alt liglere düşmekten kurtuldu.
Ayrıca, 2005-2006 sezonu Almanya Kupası’nda yarı final oynayan takım, Burghausen, Bochum, Herta Berlin ve Werder Bremen’i eleyerek Bayern Münih’e rakip oldu. Ancak dev rakibine 3-0 yenilerek elenmesine karşın o sezon 1 milyon Euro dolayında gelir elde etti.
St Pauli’de Almanya’nın diğer kulüplerinde olduğu gibi çok sayıda Türkiyeli futbolcu da forma giydi. FB’li Deniz Barış ve BJK’li Uğur İnceman, bu kulübün havasını soluyanlardan bazıları. Hatta Deniz, bu takım 2. Lig’de oynarken attığı golle 1. Lig’e çıkmasını sağlayan futbolcu olmuş. Şu anda da takımın kadrosunda iki Türkiye kökenli futbolcu bulunuyor: Serhat Yapıcı ve Deniz Naki.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: