İçimizdeki insan

Paleoantropolojinin (insan ve bağlantılı türlerin zaman içerisindeki değişimini fosil kayıtlarına dayanarak açıklayan bilim dalı) bilimsel bir disiplin olarak kabulü, bundan yaklaşık 150 yıl önce 1856’da, bir ağustos gününde oldu. O gün “Neanderthal 1” olarak bilinen kemik örnekleri, Almanya’daki Feldhofer Mağarası’nda bulundu. Örnekler, kireçtaşı ocaklarında çalışan işçiler tarafından bulunmuş ve bölgede öğretmenlik yapan, aynı zamanda da amatör bir doğa bilimci olan Johann Karl Fuhlrott’a teslim edilmişti.
Fuhlrott, insanın geçmişine ait özel örnekler olduğunu düşünerek, fosilleri anatomici Hermann Schaaffhausen’e tanımlaması için verdi. Bulgular 1857 yılında, Darwin’in Türlerin Kökeni’ni yayınlamasından tam iki yıl önce yayınladı. Bu bulgular, paleoantropolojinin başlangıcı idi. Elbette aynı günlerde yüzyıllara yayılacak, bugün de süregiden uzun bir tartışmanın fitili de ateşlenmişti. Alman bilimci R. Virchow, bu fosilin hasta bir Kazak adamına ait olduğunu öne sürdü. M. Boule ve H. Vallois gibi bilimciler ise Neandertallerin modern atalarımızla ilgileri olmadığını, bunların insandan çok zeka, yürüyüş gibi özellikler bakımından maymuna benzediklerini şiddetle savundular. Bulguların bu şekildeki yanlış yorumları, La Chapelle-aux-Saints örneklerinin yanlış yorumundan kaynaklanıyordu. Oysa Chapelle-aux-Saints örnekleri kronik romatizması olan yaşlı bir bireye aitti. Bu araştırmacıların ön yargıları, onların Neanderthalleri modern Avrupalılara yaklaştıran kanıtları reddetmelerine neden oldu. Elbette Feldhofer fosilleri, keşfedilen ilk Neanderthal örneği değildi. Ancak bu fosiller ilk defa ayrı bir tür olarak tanımlanmıştı.
William King, 1863 yılında bulunan fosillere “neanderthalensis” ismini verdi. O günden bu yana bu tür, tartışmanın hep odağında oldu. Günümüzden 30 bin yıl önce soyu tükendiği bilinen Neanderthal insanı ile ilgili bilgiler ve bulgular hâlâ bizi şaşırtmaya devam ediyor. Bugün pek çok araştırmacı, çok bölgeli bir görüşle Avrupa Neanderthallerinin, onların yaşadıkları yerleri işgal eden diğer popülasyonlarla çiftleşerek onların içinde eriyip gittiğini ya da onların yaşadıkları bölgeleri işgal eden Homo sapiens tarafından soyları tükenene kadar dışarı itildiklerini ve böylece de modern insanlara herhangi bir genetik miras bırakmadıklarını düşünmekte idi. C.L. Brace gibi bazı bilimciler, Neanderthallerin bulundukları yerlerde modern Avrupalılara doğru evrimleştiklerini ve bunların Afrika popülasyonlarından genetik mirası ya hiç almadıklarını ya da çok az aldıklarını savunmakta idi. Bu görüş fazlaca bir destek görmüyordu. Ta ki bu haftaya kadar…
Bu hafta, insanlığa dair olan bakışımızı değiştirecek bir bilgi açığa çıktı. Neanderthal insanı ile modern insanın yollarının nasıl ve ne kadar kesiştiği, Neanderthal genomu ile modern insan genomunun karşılaştırılması suretiyle ortaya çıkarıldı. Bu oldukça zorlu bir işti. Binlerce yıllık Neanderthal fosillerinden DNA çıkarmak ve onların dizilenmesi oldukça uzun, yorucu ve bir o kadar da zorlu bir iş. Çünkü DNA, binlerce yıl boyunca sağlam olarak kalmıyor. Kemik tozlarından elde edilen DNA parçalarındaki bilgi, yapbozun parçalarını tamamlamakta kullanılıyor. Yine binlerce yıl boyunca fosiller bulundukları yerlerde bakteri gibi organizmalara da maruz kaldığından, bu fosillerin üzerinde bakteri DNA’sı da bulunuyor. Fosilin ve bakterinin DNA’sının birbirinden ayrılması oldukça güç ama tabii ki imkansız değil. Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nde çalışmalarını sürdüren Steve Paabo liderliğindeki araştırmacılar, Neanderthal genomunu 1.3 kez dizilemeyi başardılar. Buna göre tüm modern insanlar, yüzde 1 ila yüzde 4 oranında Neanderthal genlerini taşıyor. Dizileme teknolojilerimiz henüz çok hızlı değil. On yıl önce bu büyüklükte bir genomun dizisinin çıkarılması bile bir hayal gibi geliyordu. Ama bugün farklı canlı türlerine ait pek çok genom dizisi çıkarılmış durumda. Bu bilginin daha güvenilir ve doğru olabilmesi için Neanderthal genomu da parçalı olduğu için bu genomun 20 kez kadar dizilenmesi gerekiyor. Araştırmacılar, dizileme üzerinde çalışmaya devam ediyor ve önümüzdeki yıllarda dizileme tekrarlarını yapacaklarını ifade ediyorlar. Araştırmada, modern insana ait beş farklı genom Neanderthal insanı ile karşılaştırılmış. Bunlar arasında bir Fransız, bir Papua Yeni Gineli, bir Güney Pasifikli, bir Afrikalı ve bir de Çinli genomu bulunuyor. Çalışma, Science dergisinin bu haftaki sayısında yayınlandı.
Modern insan genomlarını inceleyen ekip, Neanderthal DNA dizisindeki bazı bölgelerin, Afrika kökenli genomlarda bulunmadığını; diğer üç genomda ise bu bölgelerin bulunduğunu ortaya çıkardı. Bu bilgiye göre, Neanderthaller ile modern insanlar, modern insanlar Afrika’dan çıktıktan sonra bir zamanda, Afrika dışında bir bölgede çiftleşmişlerdir. Modern insanın Afrika’dan bundan yaklaşık 100 bin yıl önce göç ettiği düşünülmektedir. Paabo ve ekibi, bu karşılaşma ve karışmanın, modern insanın göç yolları incelendiğinde Doğu Akdeniz’de gerçekleştiğini öne sürmektedir.
Bu bilgi, geçtiğimiz ay bir konferansta sunulan bağımsız yürütülen bir çalışma ile de doğrulandı. 2 bin insan genomu dizisi üzerinde yapılan çalışma, Neandertallerle ilk olarak 60 bin yıl önce Doğu Akdeniz’de, ikinci olarak ise 45 bin yıl önce Doğu Asya’da olmak üzere iki kez yollarımızın kesiştiğini ortaya çıkardı. Paabo ve ekibi, modern insanlarda sık gözlenen bazı genlerin, seçilimsel baskılar sonucu ortaya çıktığına işaret etti. Tüm bu bulgular, evrimsel tarihimizdeki bilinmeyen sayfalardan birine önemli bir ışık tutmaktadır.

Neandertal İnsanı
Neandertal insanı ya da kısaca Neandertal, günümüzden yaklaşık 200 bin ila 28 bin yıl önce yaşamış insan türünün adıdır.
Modern insanın önceli olan Homosapiens’ten farklı bir tür olan Neandertal İnsanı’nın bilimsel literatürdeki adı ise, „Homo neanderthalensis“dir. Fosilleri muhafaza etmeye müsait kireçtaşı mağaralarda yaşadıkları için haklarında en fazla bilgi sahibi olunan ve bunun bir sonucu olarak modern kültürde tipik „mağara adamı“ kalıbını yaratan tarih öncesi insan türüdür.
İlk neandertal fosili Almanya’nın Düsseldorf kenti yakınlarındaki Neander vadisinde 1856’da bulundu. Bu nedenle Neandertal ismi verildi.

Günseli Bayram

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: