Kitle çalışmasının önemi ve örgütlenme

30 yıl önce kurulan federasyonumuz, işçi ve emekçilerin çıkarlarını hareket merkezi yapıp, onların birliğini ve ortak mücadelesini öne çıkararak ihtiyaçları ve gündemi doğrultusunda çaba gösterdi ve kendini birçok alanda yeniledi.
Federasyonumuzun bu çabasıyla hatırı sayılır bir mesafe kaydettiği, kimi eksiklikler ve zayıflıklar olmakla birlikte işçi ve emekçilerin talep, özlem ve ihtiyaçlarını tutarlıca savunan ciddi bir odak haline geldiği dost düşman birçok çevrenin kabul ettiği bir gerçektir.
Ve bugünlerde birçok bölgemizde „işsizliğe ve yoksulluğa karşı işçilerin birlik ve mücadelesi“ çağrısıyla 30. Yıl Şenlikleri düzenleniyor. Geride kalan dönem de yapılan, Stuttgart, Hamburg ve Frankfurt geceleri tahmin edilenin üzerinde bir katılım ve coşku ile gerçekleşti. Özellikle Hamburg’lu arkadaşlarımızın Alman emekçileri katmadaki ısrarları olumlu sonuçlar verdi.
DİDF kongresinin almış olduğu kararlardan biri otuz yıllık bir çaba ve çalışmanın olumlu sonuçlarını toparlamadaki eksikliğin giderilmesi yönündeki karar idi. Yani federasyonumuzun gerçek anlamda kitle örgütü olma konusunda her zamankinden fazla olanağa sahip olduğu birçok delege tarafından dile getirilmişti. Buradan hareketle çalışmalarımızı daha geniş bir kesimi kucaklayacak hale getirmek, daha fazla işçinin, gencin, kadının ve aydının örgütlenmesine katkı sunmak önemli bir hedef olarak vurgulanmıştı.
Ama asıl mesele bu hedefi bilmek değil bu doğrultuda atılacak somut adımlar ve hangi somut girişimlerle bu hedefe ulaşacağımızdır.
Buradan bakıldığında görülür ki emekçilerle canlı ve sıcak bağlar kurmak için her şeyden önce emekçilerin güncel ve acil sorunlarına sahip çıkmak; bu sorunlar için çözüm yolları göstermek gerekmektedir. Yılların deney ve tecrübesi bizlere bu gerçeği defalarca hatırlattı. Ve buna uygun davranıldığında olumlu sonuçlarını hemen her çalışmamızda gördük.
Çok gerilere gitmemize gerek yok. Stuttgart, Duisburg ve Hamburg’ta gerçekleşen işçi ve sendika temsilcileri toplantıları, kapitalist krize karşı düzenlenen gösterilerdeki olumlu çabalarımız, birçok şehirde işten atmalara karşı direnişe geçen işçilerle kurulan ilişkiler ve onların mücadelesine sunulan katkılar, öğrenci gençlik hareketinde gençlerimizin militan tutumları, 1 Mayıslardaki katılımımız, DİDF gençliğinin eylemlerdeki dikkatleri çeken atılganlığı önemli örnek ve göstergelerdir.
İçinde bulunduğumuz koşullar bu yöndeki örneklerin çoğalmasını hem daha olanaklı hem de daha gerekli hale getirmiştir.
Almanya’da çeşitli renkten ve siyasi yelpazeden göçmen örgütlerinin durumuna bakıldığında federasyonumuzun sorumluluğu ve farklılığı daha da net görülecektir. Örneğin sadece şu iki konuda göçmen örgütlerinin takındığı tutuma bakmak yeterlidir.
Kapitalistlerin kar hırsının doğurduğu krizle birlikte işçi ve emekçilerin iş, ekmek ve gelecek sıkıntısındaki artış ve buna karşı verilen mücadele; daha iyi bir eğitim isteyen öğrenci ve ailelerin yaşadığı sorunlar ve buna karşı sokağa taşan tepki ve öfke…
Bu ülkede siyaset yapan, göçmenleri temsil ettiğini ileri süren dernek ve kuruluşlar bu iki konuda nasıl bir tutum içinde olmuşlardır?
Dini kendilerine bayrak edinerek emekçileri sömüren kimi bezirganlar, adeta konsolosluklara bağlı devlet dairesi gibi çalışan kimi Türk okul aile birlikleri vs. vs. Türkiyeli insanları çok derinden ve yakından ilgilendiren bu konularda en küçük bir adım dahi atmadılar. Onların varlık nedenleri düşünüldüğünde bu elbette çok da şaşırtıcı değildir. Ancak Türkiye kökenli insanlar nezdinde de bu gerçeğin anlaşılması için çaba harcamak gerekiyor.
Yani tabloya baktığımızda, bugün geniş işçi ve emekçi kesimlerinin DİDF’e, onun savunduğu politikalara duyduğu ihtiyaç daha da belirgin hale gelmektedir.
Ve 30 yıllık tecrübeye sahip federasyonumuz bugün daha fazla emekçiyi, daha fazla genci, kadını, aydını kucaklamaya, onların gücü ve enerjisini örgütlü bir güce dönüştürmeye; emekçileri bölme ve sömürme derdindeki politikalara karşı onların çıkar ve taleplerini savunan bir örgüt olarak daha etkin hale gelmeye ihtiyaç duymakta ve bunu hakketmektedir.
Çünkü bu her şeyden önce, hakkını arayan işçiye, geleceğini arayan gence, milliyetçi bölünmeye razı olmayan insanlara duyduğumuz sorumluluğun bir gereğidir.

Ali Çarman
(DIDF Yönetim Kurulu Üyesi)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: