Oder Kıyısında İlkbahar

8 Mayıs 1945, Almanya’nın faşizmden kurtuluş günüdür. Her yıl değişik törenlerle o dönemde mücadele edenler, faşizme karşı çıkanlar, toplama kamplarında, kölece çalıştırılarak, kurşuna dizilerek katledilenler anılır.
Almanya’da yapılan anmalarda Sovyet
Kızılordusu’nun unutturulmaya hatta karalanmaya çalışılması dikkat çeker. Bunun bir örneği de 8 Mayıs’ın yıldönümünde ZDF televizyonunda gösterilen “Eine Frau in Berlin-Anonyma” filmi oldu. Filmde Kızılordu askerleri Berlin’i geneleve çevirmekle suçlanıyordu! “Barbar Sovyet askerleri, dürtüleriyle davranarak, şehri bir geneleve çevirmişler”. Aynı konuda Amerikan askerlerinin anlatıldığı filmlerde ise saygılı, fedakar, yardımsever tipler öne çıkar her nedense! Olay sosyalizm ile kapitalizm arasındaki çatışmanın bir parçası olarak ele alındığında bu tür “sanatsal propagandalar” anlaşılmaz değil kuşkusuz. Hitler’le Stalin’i aynılaştıranlardan başka bir şeyin yapılmasını beklemek de zaten açıkçası saflık olur.
Ama bu tarih çarpıtıcılarına, sistemlerinin bekası için her türlü ahlaksızlığa hazır olanlara karşı sunacağımız deliller, tanıklar ve kitaplar var. Bunlardan biri Emmanuil Kazakeviç’in “Oder Kıyısında İlkbahar” romanı.
Kazakeviç, Türkiyeli okurun “Mavi Defter” ve “Yıldız” romanlarından tanıdığı bir yazar. Sovyetler Birliği’nin kuruluş yıllarını, sosyalizmin inşası döneminde yaşananları, dünyaya insanın sömürülmediği bir sistemin varolacağını gösteren dönemeci yaratanları ve dönemi yaşayanları anlatan Kazakeviç, Oder Kıyısında İlkbahar romanında Kızılordu’nun Almanya’ya ilerleyişini gözlerimizin önüne seriyor. Hedef Berlin’dir. Stalingrad’da her türlü zorluğa karşı direnmiş, kadın erkek askerleriyle Anavatan’ı savunmuş ordu, şimdi de toplama kamplarındaki özgürlük mahkumlarını, top mermisi haline getirilmiş halkı kurtarmak için yola çıkmıştır. Zafer kazanmış herhangi bir orduyla, insanlık, özgürlük ve eşitlik için dövüşmüş bir ordunun farkı, Kazakeviç’in dikkatli ve mizahi, ironik anlatımıyla belirginleşiyor.
Yıldız’ın devamı olarak da okunabilecek bu roman, tarihi yaşayanlardan öğrenmek isteyeceklerle, gelecekten ümit kesmemiş olanlar için yazılmış.Gözünüzün önüne Berlin’e kızıl bayrağı diken Sovyet askerinin resmini getirin. İşte Oder nehri boyunca ilerleyen askerlerden biri odur. Kişisel hiçbir çıkar düşünmeden, ölümü göze alarak insanlığın özgürleşmesi için sosyalizmin yüce idealiyle hareket ediyor. Egemenlerin tarihi çarpıtmak, bilinçleri bulandırmak, unutturmak istediği günümüzde böylesi bir kitabın okunması ve okutulması çok daha önemli.
Evrensel Basım Yayın tarafından basılan kitabı DİDF aracılığıyla temin edebilirsiniz. Kitabın Almancası ise “Sommer 1944” olarak yayınlandı, “The Summer of 1944” adıyla da filmi çekildi.

Semra Çelik

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: