Yeşil sermaye yeni tuzaklar kuruyor

“Yeşil sermaye” holdingleri Kombassan, Yimpaş ve Jet-Pa başta olmak üzere pek çok şirkete karşı Almanya’da dava açan ve kazanan Avukat Ünal Taşhan, holdinglerin paraları geri ödeyip ödemeyeceği konusunda son zamanlarda yaşanan tartışmaları gazetemize değerlendirdi.
Bir süredir İslami holdinglerin vatandaşlardan yıllar önce “kar payı” adı altında topladığı paraları geri ödemeye başladığı yönünde açıklamalar yapılıyor. Bunlar ne kadar doğru?
Özellikle Kombassan holdingin uzlaşma yoluyla mağdurlara paralarının bir kısmını ödemeye başladığı yönünde bilgiler bize de geldi. Ancak durum abartıldığı kadar değil. Basının karşısına çıkmama şartıyla, sadece üç kişiye, yatırdıkları paranın bir bölümü faiziyle birlikte ödeme teklifinde bulunuldu. Bunda Yargıtay tarafından alınan kararın büyük bir rolü var.
Çünkü; bugüne kadar Almanya’da bu holdinglere karşı açmış olduğumuz ve kazandığımız davalar genellikle Türkiye’deki mahkemeler tarafından kabul edilmiyordu. Kararın tanınması için Konya ve Yozgat’taki mahkemelere Adalet Bakanlığı üzerinden başvuruda bulunuyorduk. Bu başvuruların ele alınması, başta çeviri olmak üzere çeşitli nedenlerle çok geciktiriliyordu.
Geciktirmenin bir diğer nedeni olarak da Türk Ticaret Kanunu’na 329. Maddesi’ne göre bir anonim şirketin kendi hisselerini geriye alamayacağı gösterildi. Bu iki nedenle bugüne kadar Almanya’da mahkemelerin vermiş olduğu kararlar tanınmadı.
AMAÇ YARGITAY’IN EMSAL KARARINI ENGELLEMEK
Ancak biz bunun doğru olmadığını ifade ederek Yargıtay’a başvurduk. Yargıtay, 2008 ve 2009’da konuyla ilgili değişik kararlar verdi. Kararlarda, dolandırıcılık Almanya’da yapıldığı için davanın da Almanya’da açılabileceğini belirtti. Ancak kesin emsal bir karar çıkarmadı. Sadece Konya ve Yozgat’taki hakimlerin Almanya’da kazanılmış davaları tanımama yönündeki sebeplerini bozdu ve kararı geriye gönderdi.
Önümüzdeki haftalarda ise Yargıtay’ın konuyla ilgili son kararını vermesi bekleniyordu. Kombassan bunu engellemek için başvuruyu yapan üç mağdura uzlaşma teklifi götürdü.
Birinci mağdura, daha önce verdiği paranın yüzde 50’sini ödeme ve medya karşısına çıkmama yönünde sözleşme imzalatıldı. Bu mağdur çok acele davranarak, avukatlarına danışmadan teklifi kabul etti.
Dosyası karar aşamasına gelen diğer iki mağdura da uzlaşma teklifi yapıldı. Bunlara davalarını geri çekme şartıyla paraları faiziyle birlikte iade edildi.
Ancak, bu davacıların davalarını geri çekmesi öyle kolay değil. Çünkü bu davalar hukuk sigortasının onayı ile açılmıştı. Geri çekme sigortaya sorulmadan yapıldığı taktirde masrafların tamamen mağdur tarafından ödenmesi gerekiyor.
Mağdurların bu konuda çok dikkat etmesi gerekiyor. Aksi halde şirketten uzlaşma yoluyla ödenen paraların önemli bir bölümünü hukuk sigortasına ve avukatlara vermek zorunda kalabilirler.

Anlattıklarınız, İslami sermaye holdinglerinin en az zararla işin içinden çıkmak için bir girişim başlattığı anlamına mı geliyor?
Tam da öyle. Şirketler şu ana kadar yapılan mahkeme masraflarını ödemek istemiyorlar. Bu yüzden de davası karar aşamasına gelenlere davayı çekmeleri ve medyaya çıkmamaları yönünde sözleşme imzalatılıyor. Şirketlerin başlıca amacı Yargıtay’dan emsal bir kararın çıkmasını engellemek. Öyle zannediyorum ki bütün engellemelere rağmen Yargıtay bir emsal karar çıkaracak ve bu bütün şirketler için geçerli olacak. Ama bütün mağdurlar için geçerli olmayacak. Çünkü, bu karar ancak dava açan kişiler için geçerli olacak.
Burada bir tehlikeye daha dikkat çekmek gerekiyor. Türkiye’deki davaların çoğu zaman aşımına uğramış ya da uğramak üzere. Almanya’da ise bu söz konusu değil. Bize göre Almanya’daki zaman aşımı süresi 1.1.2012. Ama Türkiye’de zaman aşımı süresi 10 yıl. Yani 10 yıl önce bir şirkete para kaptıran ve geriye alamayan bir kişinin bundan sonra dava açması söz konusu değil. Bu nedenle de mağdurların Almanya’da dava açması gerekiyor.

Şu ana kadar, onbinlerce mağdurun yüzde kaçı parasını geri almak için dava açtı?
Tahminlerime göre dava açanların oranı yüzde 1-2’yi geçmiyor. Çoğu dava açmaktan çekiniyor. Dava sürecinin çok uzun olması, Türkiye’nin alınan kararları tanımaması bunda büyük bir rol oynuyor. Ayrıca, aile hukuk sigortası olmayanlar için bu çok pahalı. Bu yüzden insanlar masraftan kaçınıyor.
Türkiye’nin Almanya’da kazanılan davaları tanımaması uluslararası hukuka aykırı değil mi?
Her yıl Türkiye’de Almanya’da alınmış binlerce boşanma kararı uzun ve zor da olsa tanıtılıyor. Bunun diğer alanlar için geçerli olmaması düşünülemez. Türkiye’nin bu yüzden Lügano Sözleşmesi’ne dahil edilmesi gerekiyor. Bu olduğu taktirde kararların bir kaç ay içinde tanıtılması mümkün. Tanıtma işlemenin yıllarca sürmesi holdingler için çok iyi bir durum. Onlar bundan memnunlar.
Kararların erken tanınması için Alman Hükümeti’nin Türkiye nezdinde girişimleri oldu mu?
Biz bu konuda baskı yapılması için girişimlerde bulunduk. Zaman zaman bazı politikacılar bizim taleplerimize destek verdiler. Ama tam istediğimiz olmadı. Almanya’da alınan kararların Türkiye’de erken tanınmasını Avrupa gerçekten istiyor mu? Çünkü bu durumda Türkiye’nin aldığı kararların da aynı şekilde Avrupa’da erken tanınması gerekiyor. Bu konuda bir çalışma yapılıyor. Ama bizim için çok geç olabilir.

Ünal Bey, siz yıllardır bu holdinglerle uğraşıyorsunuz. Kombassan başta olmak üzere benzer şirketlerin imajlarını düşünerek mağdurların medya karşısına çıkmamasını istediğini anlattınız. Bu şirketler yeniden para toplamak, vatandaşları dolandırmak için girişimde mi bulunuyorlar?
Bu konuda size Jet-Pa örneğini verebilirim. Fadıl Akgündüz kendisinin üzerinde değil, ablası üzerinde önce My Turizm adında bir şirket kurdu. Şimdi unvan değiştirilerek ismi Kapris Gold Gayri Menkul, Yatırım, Turizm ve İnşaat Limitet Şirketi oldu. Bu değişiklik 26 Mart’ta yapıldı. Şirketin sermayesi 15 milyon 700 bin TL. Sahipleri 15 milyon 543 bin TL ile Fadıl Akgündüz’ün ablası Azmiye Obut ve 157 bin TL ile Akgündüz’in eniştesi İbrahim Obut görünüyor. Bu durum, Jet Fadıl’ın vatandaşlardan topladığı paraları aile bireylerinin üzerine geçirdiğini ortaya koyuyor.
Şimdi bu yeni şirket İstanbul’da 7 yıldızlı bir otel yapmak istiyor. Bunun finansmanını sağlamak için de Frankfurt’ta lüks bir yerde büro tuttular ve Jet-Pa’ya para kaptıran insanlara geçmişte verilen paraları bu otelden alacakları hisseye sayacaklarını söylüyorlar. Üstüne de para istiyorlar. Giden bir müvekkilimden ek olarak 9 bin Euro talep ettiler.
Bu da insanları yeni bir tuzağın içine çekmek istediklerini gösteriyor. Ortada olmayan bir otelin reklamını yaparak yeniden para toplamaya çalışıyorlar.
Bana göre bu durumda savcılar harekete geçmesi gerekiyor. Bir ev kadını olan Azmiye Obut 15 milyon TL’yi nereden buldu ve böyle bir şirket kurdu? Biz bunu çok merak ediyoruz.
Tıpkı İMZA arabasında olduğu gibi ortada araba yokken para topladı. Burada da aynı tuzak kuruluyor. İnsanlar sakın bu türden tuzaklara bir kez daha düşmesinler.
Çünkü Yeşil sermaye holdingleri geçmişte elde ettikleri tatlı paranın peşini bırakmak istemiyor.

Daha başka hangi şirketler yeni tuzaklar kuruyor?
Bir çoğu tuzak peşinde. Bize gelen bilgilere gire şirketlerin çoğu mağdurlara daire teklif ediyor ve üstünü tamamlamasını istiyor. Değerinin çok üstünde bedel biçilen evler satılmaya çalışılıyor. Özellikle yeniden para isteyen şirketlere karşı vatandaşlar çok dikkatli olmalı.

YÜCEL ÖZDEMİR

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: