Sıcak döneme doğru

Dünya çapında batık bankaları, yatırım fonlarını kurtarmak ve tekellere kaynak sağlamak üzere geride bıraktığımız iki yıl içinde 33 trilyon 500 milyar dolar değişik biçimlerde piyasaya sürüldü. “Bankaları kurtarmazsak, borsadaki düşüşlerin önüne geçmezsek hepimiz batarız” diye gerekçelendirilen dev “kurtarma paketleri” nedeniyle neredeyse bütün devletlerin borçları son derece arttı!
AB içinde Euro Para Birliği’ne bağlı 16 ülkenin net devlet borçları 2007 sonunda 5,940 trilyon Euro iken bu miktar 2009 sonunda 7,062 trilyona çıktı. Bu yıl ve gelecek yıllarda bu miktarın hızla yükselmesi bekleniyor. Devlet borçlanmaları öyle bir hal aldı ki, artık “devletlerin iflasından” söz edilmeye başlandı. Gelinen yerde Euro Birliği’nin hatta AB’nin geleceği tartışılmaya başlandı.

ALMANYA TARTIŞMASIZ LİDERLİĞE OYNUYOR!
Uzun süre ekonomisi kötüye giden ülkelere yardım etmeyeceğini söyleyen Almanya şimdi yardımları çok ağır koşullara bağlamaya çalışıyor. 750 milyar Euro’luk Euro kurtarma paketinin karar altına alınması ardından Alman Hükümeti, “9 maddelik Euro Kurtarma Planı” karar altına aldı. Tam metni henüz yayınlanmayan ve kısmen basına yansıtılan planda öncelikle durum analizi yapılıyor.
“Yunanistan çok bariz bir şekilde yürürlükte olan AB sözleşmelerini ihlal etti” denilen analizde, “Euro Para Birliği’nin hazır olmadığı böyle bir krizin tekrarlanmasına kesinlikle müsaade edilmemelidir” deniliyor ve şöyle devam ediliyor: “1992’de imzalanan Maastrich İstikrar Paktı baştan reforma tabi tutulmalı, ekonomik ve mali denetim mekanizmaları güçlendirilmeli ve en son tedbir olarak devletlerin kontrollü iflasları mümkün kılınmalı.”
Bütün “önlemlere” karşın ekonomisini düzeltemeyen ve AB’ye yardım başvurusunda bulunan ülkelere daha fazla yaptırım uygulanması talep edilen Almanya planında, “Bu ülkelerin ekonomik ve mali kararlarını AB Komisyonu denetiminde alması en uygun yöntem olacaktır. Gerekli görüldüğünde AB Komisyonu’nun dışında bağımsız bir uzmanlar kurulu da bu görevi üstlenebilir. Ayrıca söz konusu ülkelerin AB kurumları içindeki oy haklarına belli bir süre için sınırlama getirilebilir” deniliyor.
13 Mayıs günü Aachen’da düzenlenen bir törende konuşan Başbakan Angela Merkel, “Euro’nun güvenceye alınması sadece bir para biriminni güvenceye alınması değildir. Bu aynı zamanda ortak bir Avrupa fikrinin güvenceye alınmasıdır. Bu nedenle Avrupa mali konularda saflarını sıklaştırmalıdır. Aksi takdirde Avrupa hiç beklenmedik yere gidebilir. Şüphesiz gidilecek bu yolda birliğin en güçsüz değil en güçlü ülkeleri belirleyici olacaktır” derken Almanya’nın yol haritasını da çizmiş oldu!
Almanya AB içinde uzun süredir belirleyici rol oynamakta. Özellikle bugün “PİİGS” ülkeleri (Portekiz, İspanya, İtalya, Yunanistan ve İrlanda aşağılanarak ‘domuz’ ülkeleri olarak anılıyorlar) olarak tanımlanan ülkelerin bugün geldikleri durumun en önemli nedeni de bu. Almanya bugün krizle birlikte elde ettiği fırsatı değerlendirerek konumu sağlamlaştırma ve geliştirmeyi hedefliyor.

FATURA EMEKÇİ HALKLARA!
“İstikrarı sağlama”, “Euro Birliğini koruma” vb. adına atılan bütün adımların, alınan bütün önlemlerin faturası emekçi halklara çıkartılıyor. Başta Yunanistan olmak üzere Euro Birliği’ne bağlı Portekiz, İspanya, İtalya, ve İrlanda’da “tasarruf paketleri” (sayfa 4 ve 5’e bkz.) hazırlandı ve yürürlüğe konulmaya çalışılıyor.
Ne var ki tasarruf paketleri bu ülkelerle sınırlı kalmayacak. AB’nin ekonomisi güçlü ülkeleri de tasarruf paketlerini gündemlerine aldılar. 21 Mayıs günü 750 milyar Euro’luk paketin Almanya’nın payına düşen 128 + 20 milyar Euro’luk bölümü Federal Parlamento ve Federal Konsey de karar altına alındı. Federal Parlamento da konuşan Merkel, “Sadece güney Avrupa ülkeleri değil biz de uzun bir süredir müsriflik ediyoruz ve borçlanıyoruz. Bu tutumuzu sürdüremeyiz. Biz de gereksiz harcamaları tespit edip bunlara son vermeliyiz” dedi.
1980’li yılların başından itibaren yaklaşık 30 kez emeklilik reformu, bir o kadar sağlık reformu yaparak işçi ve emekçilerin sosyal güvenlik sistemlerini talan eden hükümetler aynı dönemde sermayenin vergi yükünü sürekli aşağı çektiler ve içinde gizli sübvansiyonları barındıran çok sayıda yasa değişikliği yaptılar.
1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren “İş için Birlik” paktlarıyla sendikaları da kendi saflarına çeken hükümetler, uygulanan “ılımlı ücret politikaları” sayesinde Alman sermayesinin rekabet gücünü olağanüstü artmasını sağladılar. Almanya’nın bugün başta AB olmak üzere dünya çapında en ciddi ekonomik güçler arasında bulunması da, “PİİGS” ülkelerinin ekonomilerinin bu duruma gelmesi de bununla ilintilidir.
Almanya bu konumu sağlamlaştırmak ve geliştirmek için yeni tasarruf paketlerini ve ılımlı ücret politikalarını yeniden gündeme getiriyor!

HERKES SOKAĞA – HERKES DİRENİŞE!
Güney ve Doğu Avrupa’da ekonomisi zayıf ülkelere taviz verilmemesi, gerektiğinde Avusturya, Benelüx ülkeleri ve Kuzey AB ülkeleriyle birlikte dar bir “Euro Birliği” oluşturulabileceği yönünde tartışmalara ağırlık veren Alman sermayesi, “Alınan önlemlerin yeterli olup olmayacağından önce bunların uygulanabilirliliğine bakmamız gerekiyor. Yunanistan’da en önemli sorun yönetimlerine karşı çok ciddi şüpheler taşıyan Yunan işçileridir. Eğer Yunanistan bu kararları uygulayamazsa bunları hiçbir Avrupa ülkesi uygulayamaz.” (WİWO, 10.05.2010)
Bu sözlerden çıkarılması gereken sonuç önümüzdeki süreçte uygulanacak kriz politikalarının sınıf çelişkilerini artıracağı ve mücadelenin keskinleşeceğidir. Bu ise mücadeleci güçler için şu anlama gelmektedir: Almanya’da da mücadelenin güçlenmesi ve en geniş çevrelerin mücadeleye çekilmesi için şimdiye kadar verilen çabaları artırmak zorundayız!
Her ne kadar bugün Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerde protestolar çok sınırlı kalsa da bu, durgunluk döneminin ebedi olacağı anlamına gelmiyor. İşbirlikçi sendikal bürokrasinin bütün çabalarına karşın bu ülkelerde de işçi ve emekçilerin harekete geçmesi için bazen bir kıvılcım bile yetiyor.

Umut Yaşar

ALMANYA’DA EYLEM GÜNLERİ

5 HAZİRAN, BONN
31 Mayıs – 11 Haziran arası Bonn’da düzenlenen İklim Konferansı’na karşı 29 Mayıs’tan itibaren Almanya’nın değişik bölgelerinde eylemler yapılıyor (Daha geniş bilgi için: www.klimawelle.de/). Eylemler 5 Haziran günü Avrupa ve Almanya’dan katılımla gerçekleştirilecek olan büyük bir gösteriyle sona erecek. Gösteri Bonn/Kaiserplatz’da saat 13:00’da başlayacak.

9 HAZİRAN, ALMANYA
9 Haziran günü Almanya genelinde ortaöğrenim ve üniversite öğrencileri, çıraklar ve eğitimcilerin çağrısıyla “Eğitim Grevi” düzenleniyor (Daha geniş bilgi için: www.bildungsstreik.net/). Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz yıl yaz aylarında 100’den fazla şehirde 270 bin öğrenci ve onlara destek veren eğitimciler boykot ederek gösteriler düzenlemişti. Ayrıca sonbaharda 80’den fazla okul/üniversite işgal edilmiş ve aynı gün 85 bin genç sokaklara çıkmıştı.
Boykot ve gösterileri düzenleyen öğrenci temsilcilikleri ve gençlik örgütleri yaptıkları ortak çağrıda yerel, eyalet ve federal düzeyde politikacıların gençlere birçok konuda söz verdikleri ama hiçbirini yerine getirmediklerini belirtiyorlar.
Boykot ve gösteriler için yapılan çağrıda, “Eylemlerimizin temel hedeflerinden biri eğitim sisteminin toplum için ne anlama geldiği yönünde bir tartışma başlatmaktır” denildi. “Eğitim merkezlerinin öncelikli görevi insanları, kendilerini çevreleyen yapıları anlamaları, eleştirmeleri ve değiştirmeleri yönünde yetiştirmek olmalıdır” denilen çağrıda, “Eğitim herkesi ilgilendiriyor, herkes 9 Haziran günü öğrencilerle birlikte alanlara çıkmalı” denildi.

10 HAZİRAN, BADEN WÜRTTEMBERG
10 Haziran günü IG Metall eyalet gençlik örgütleri eyalet çapında “Eylem Günü” düzenliyorlar (Daha geniş bilgi için: www.jugend.igm.de). “Gençlik gelecek istiyor” başlığı altında beş ayrı bölgede düzenlenen gösterilere yapılan çağrıda, “Genç kuşakları zor dönemler bekliyor. Bunun üstesinden gelebilmek için genç insanların güvenceye ve perspektife ihtiyaçları var” denildi.
“Çok az meslek eğitim yeri, kötü eğitim olanakları var ve meslek geleceği yok! İşte gençlerin gerçeği böyle görünüyor” denilen çağrıda, “Yeterli meslek eğitim yeri, Daha iyi meslek eğitim kalitesi, Yeterli gelir, Süresiz iş sözleşmesi, İyi eğitim, İşçi kiralamaya ve güvencesiz işlere hayır!” talepleri ileri sürülürken, “Birlikte güçlüyüz” denildi.
Eylemlerin yapılacağı yerler: Stuttgart, Marktplatz; Aalen, Innenstadt/Helferstraße, Friedrichshafen, Konzertmuschel; Offenburg, Reithalle im Kulturforum; Rastatt, Badner Halle.
Bütün bölgelerde eylemler saat 15:00’da başlayacak!

12 HAZİRAN, BERLİN/STUTTGART
“Sizin krizinizin bedelini biz ödemeyeceğiz” sloganı altında 12 Haziran günü Berlin ve Stuttgart’ta iki büyük gösteri düzenleniyor. 2007 sonunda kurulan eylem birliği tarafından planlanan gösterilere çok sayıda siyasi örgütün yanı sıra ver.di, İG Metall, NGG ve IG BAU sendikalarının yerel şubeleri tarafından da destekleniyor. Ver.di Baden Württemberg örgütü bizzat çağrı çıkartarak katılımın güçlü olması için ciddi bir çalışma sürdürüyor.
Uluslararası mali sermaye ve tekeller için devletlerin trilyonlarca Euro/Dolar/Yen güvence olarak verdiklerine dikkat çekilen çağrılarda, “Bu krizin bedelini ödemeyeceğiz” denildi. Yunanistan’da emekçi halkın defalarca genel grev yaparak ciddi bir hak arayışında olduğu bildirilen çağrılarda, Almanya’da da milyonlarca insanın gelecek korkusu ile karşı karşıya olduğu belirtildi.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: