Tayland’da neler oluyor?

65 milyondan fazla nüfusu olan Güneydoğu Asya ülkelerinden Tayland, 2004’deki büyük Tsunami felaketinden sonra Mart ayından bu yana “Kırmızı Gömlekliler” olarak adlandırılan muhalefet gücünün sürdürmüş olduğu gösterileriyle bir kez daha dünya gündeminde. Başkent Bangkok’ta hükümete karşı süren protesto gösterilerine yönelik ordunun düzenlemiş olduğu saldırılarda hafta 30’un üzerinde insan yaşamını yitirdi. Çok sayıda insan da yaralandı. Önce başkent Bangkok’da olağanüstü hal ilan edildi., ardından muhalif güzler şiddet yoluyla dağıtıldı.
Bir zamanlar ekonomik büyümesiyle “Asya Kaplanları” olarak tabir edilen ülkeler arasında sayılan Tayland, stratejik önemi bakımından Türkiye’nin Ortadoğu’da ABD için üstlendiği rolün bir benzerini Güneydoğu Asya’da üstlenmiş durumda. Resmi olarak halen krallıkla yönetilen bu ülkede, generallerin ülke üzerindeki gölgesi sürekli güçlü oldu bu halen de devam ediyor. Son aylarda alevlenen tartışmalar ve çatışmaların merkezinde ise asıl olarak ordunun izlemiş olduğu sert tutum bulunuyor.
Feodal krallıktan burjuva demokrasisine geçişe için vermeye yanaşmayan ordu bu konuda kralı ve mevcut başbakanın desteğini de almış durumda. “Kırmızı Gömlekliler” olarak adlandırılan muhalif gruplar ise buna karşı çıkıyor.

ÜLKE BÖLÜNMÜŞ DURUMDA
Kişi başına milli gelirin sadece 3 bin 700 dolar olduğu Tayland’da işsizlik ve sefalet diz boyu. Özellikle ülkenin kuzeyi yoksulluk içinde. Güneyde ticaret gelişkin olduğu için zenginlik görece olarak daha yüksek. Bu yüzden, ülke zengin ve yoksullar açısından uzunca bir süredir “Kuzey” ve “Güney” olarak bölünmüş.
Bütün bu bölünmüşlük kendisini siyasi olarak en açık şekilde 2005’te ortaya çıkardı. Burjuva demokrasisini  savunan ve  kuzeydeki yoksulların desteğini almak için ucuz sağlık sigortası gibi çeşitli vaatlerde bulunan ve bir kısmını hayata geçiren Halkın Gücü Partisi (PPP) lideri Thaksin Şinavatra, seçimleri kazanarak mecliste salt çoğunluğu elde etti ve başbakan oldu. Ancak bir yıl sonra, 2006’da seçimle başbakanlık koltuğuna oturan Şinavatra, Kral Bumibol Adulyadey’in de onayı ile ordu tarafından yapılan bir darbeyle görevden alındı. Bu darbe girişiminden önce “Sarı Gömlekliler” olarak adlandırılan monarşi-krallık yanlısı “Demokrasi İçin Halk Cephesi” (PDA) üyeleri günlerce süren gösterilerde bulunmuştu. Darbe sonrasında yurtdışına çıkmak zorunda kalan Şinavatra’nın, halen Dubai ya da Montenegro’da yaşadığı tahmin ediliyor. Sahip olduğu şirketleri de buradan yönetiyor.

MİLYARDER MUHALİf:  ŞİNAVATRA
Kendisi de bir kuzeyli olan Şinavatra, Tayland nüfusunun küçük bir bölümünü oluşturan Çin kökenli. Ticaretle uğraşan ailenin çocuğu olan Şinavatra, telekomünikasyon alanına yaptığı yatırımlarla kısa bir süre içinde ülkenin sayılı milyarderleri arasına girdi, medya kralı oldu. Sahip olduğu ekonomik gücü politik alanda kurduğu parti ile destekleyen Şinavatra, halk desteğini asıl olarak kuzeydeki yoksullardan alıyor. Başkent Bangkok’ta en düşük işlerde çalışmak zorunda kalan ve zenginler tarafından sürekli aşağılananlar da “Kırmızı Gömlekliler”in en önemli gücünü oluşturuyor.

ORDU GEÇİT VERMİYOR
2007’de yapılan erken genel seçimlerde Şinavatra sürgünde olduğu halde partisi yeniden birinci oldu. Başbakanlık koltuğuna bu kez Şinavatra’nın akrabası Somchai Wongsawat oturdu. Ancak, 2008’de “Sarı Gömleklilerin” protestoları bir kez daha başladı. Hükümet binasının etrafını saran, Bangkok’taki havaalanlarını işgal ederek seslerini duyuran eden “Sarı Gömlekliler”in eylemlerinden sonra ordu bir kez daha “Kırmızı Gömleklilerin” desteklediği başbakana karşı darbe yaptı. Yerine bu kez PDA başkanı, ordu ve krallık işbirlikçisi Abhisit Vejjajiva atandı.
Ardından “Kırmızı Gömlekliler” protesto gösterilerine başladılar ve süreç bugün de devam ediyor. Bangkok sokaklarında eylemlerini Şinavatra taraftarlarının başlıca talebi, Vejjajiva’nın istifa etmesini ve yeniden seçime gidilmesi. Bu konuda protestocular ve hükümet arasındaki arabuluculuk görüşmeleri geçen hafta kesilmişti. Vejjajiva, ‘Kırmızı Gömlekliler’in taleplerini arttırmasını gerekçe göstererek, daha önce Kasım’da yapılmasını kabul ettiği erken seçim formülünden vazgeçtiğini açıklamıştı.
Böylece taraflar arasında süren çatışma da önceki döneme göre biraz daha sertleşmeye başladı. Tayland’daki egemen güçler arasında süren çatışmanın kısa zamanda çözülmesi ise beklenmiyor.

MONARŞİYE KARŞI DEĞİL
Tayland’daki oligarşik sınıfın bir parçası olan Thaksin Şinavatra, ülkedeki yoksulların, emekçilerin gerçek anlamda kurtuluşunu elbette savunmuyor. O sadece onların talep ve özlemlerini kullanarak politik bir güç elde ediyor. Verdiği vaatler ise halkın en acil sorunları açısından önemli.
Bu yönüyle özellikle köylüler arasında büyük bir sempati toplamış durumda. Avrupa basınının yazdığına göre, ülkenin feodal ilişkilerden kurtularak modern bir burjuva devletine dönüşmesine ülke içinde orta sınıf ve ordunun bazı kademeleri de destek veriyor. Keza, monarşinin yıkılmasını kesin olarak talep etmeyen Şinavatra, yıllardır ülke üzerinde egemen olan ABD’ye karşı söz söylememeye özen gösteriyor.
Şinavatra’nın kendisi bu halde olmasına rağmen, değişim isteyen ve bugün “Kırmızı Gömlekliler” arasında yer alan emekçilerin önemli bir bölümünün talepleri onun çizdiği çerçeveyi aşıyor. Ülkedeki pek çok ilerici güç de monarşinin yıkılması için harekete destek veriyor.
Karşı tarafta bulunan ordu, kral ve “Sarı Gömlekliler” ise yüzyıllardır sürüp gelen feodal yapının devam etmesini, burjuva demokrasisinin bile ülkeye gelmesine izin vermiyor. Bunun uluslararası destekçisi emperyalist devletler de bulunuyor. Bunların başında ABD geliyor. Tayland dış politikası uzunca bir süredir ABD’nin denetimi altında. Vietnam savaşı için ABD Tayland’ı önemli bir üs olarak kullandı. ABD yetkilileri, Tayland’ı NATO içindeki müttefik ülkelerden sonra “En önemli müttefik” olarak adlandırıyor. Bu yüzden de ABD’nin Güneydoğu Asya’daki egemenliği için Tayland çok büyük bir öneme sahip.
Tayland ordusu yıllardır ABD tarafından sürekli silahlandırılıyor. 2006 yılında, ülke içindeki çatışmaların de etkisiyle askeri harcamalar yüzde 35 artırıldı. 2007 yılında bu yoksul ülke askeri harcamalara 3.2 milyar dolar harcadı. Tayland’a en çok silah satan ülkelerin başında ABD geliyor. Keza, Tayland ABD’ye verdiği destek kapsamında 2003 yılında Irak’a 500 asker göndermişti.
Bütün bunlardan ötürü, şu günlerde televizyon erkanlarında, gazete sayfalarında gördüğümüz kanlı sahnelerin, katliamların arkasında yine ABD bulunuyor.
Ve öyle anlaşılıyor ki; ABD ve onun işbirlikçileri bir kez daha yoksulların sesini bastırmak için yeni katliamlar yapmaya devam edecekler. (YH)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: