Dünya kupası, ‘bizimkiler’ ve Milli Marş

Dünya, bir ay boyunca meşin yuvarlağın peşinde koşacak! Güney Afrika’da başlayan Dünya Kupası karşılaşmaları sonrasında hangi ülkenin kupayı kaldıracağını söylemek bugünden zor. Ama bu dünya kupasının pek çok yönüyle tartışılacağı benziyor.
Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenler açısından bu kupanın farklı bir yanı da Alman Milli Takımı’nda Mesut Özil ve Serdar Taşçı’nın yer alması. Türkçe gazetelerin çoğunda, Türkiye Milli Takımı şampiyonaya katılmadığı için bu futbolcuların Türkiye’yi temsil edeceği ifade edildi.
Gerçi bu futbolcular daha önce Türkiye Milli Takımı’nı değil de Alman Milli Takımı’nı tercih ettiği için aynı basın tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti. Çünkü onlara göre “Bir Türk öncelikle Türk Milli Takımı’ndan oynamalıydı”.
Halbuki bu artık günümüz gerçeğine uygun bir durum değil. Türkiye kökenli bir göçmenin Alman Milli Takımı’nda yer alması aynı zamanda, Türkiye kökenliler arasında kendisini Almanyalı olarak görmesine de bir katkı sağlayacaktır.
Kaldı ki günümüzde futbol endüstrisinin ulaştığı boyut, göçmen nüfusun az olduğu ülkelerin milli takımlarında göçmen futbolcular olmasına imkan tanıyor. Örneğin, Brezilyalı Aurelio’nun Mehmet olarak Türk milli takımının değişmez oyuncusu olması gibi.
Dünya Kupası karşılaşmaları sırasında Almanya Milli Takımı’nın formasını giyecek olan Özil ve Taşçı, bu nedenle Güney Afrika’da Türkiye’nin değil, Almanya’da yaşayan herkesin temsilcisi. Alman milli takımdaki diğer Polonya, Tunus, Nijerya ve Gana kökenli oyuncular gibi.
Milliyetçilik hangi ülkede yapılırsa yapılsın hep aynı çirkin yüze sahip. Bazı Alman medya organlarının Alman milli takımındaki göçmen kökenli oyuncuların milli marşı okuyup okumayacağı gibi saçma bir tartışma başlatmaları da bu çirkinliğin bir diğer örneği oldu.
Franz Beckenbauer başta olmak üzere kimi milliyetçi kesimler gšmen kškenli futbolcularõn August Heinrich Hoffmann von Fallersleben (1798-1874) tarafından kaleme alınan Milli Marşı söylemelerini istiyor.
Bild gazetesinde yer alan haberde, Özil “Ben o anda oyunuma konsantre oluyorum. Marş söylendiği sırada ben dua ediyorum. Şans, sağlık, takım arkadaşlarım ve kendim için dua ediyorum” diyor.
Teknik Direktör Joachim Löw ise Beckenbauer’den biraz farklı telaffuz etmekle birlikte sonunda “Bütün futbolcuların Milli Marşı söylemeleri iyi olur” diyor.
Bu tartışmanın kendisi bile, dünya kupası maçları sırasında “milli duyguların”, “milli motiflerin” daha fazla öne çıkacağının bir işareti sayılabilir.
Bir başka örneğini Eurovizyon yarışmalarında gördüğümüz üzere, sözde dostluk kardeşlik adına yapılan uluslararası sportif ya da kültürel etkenlikler ne gariptir ki, uluslararası önyargıları ve rekabeti tazeleyen bir vesileye dönüşebiliyor.
Gözünü kar hırsı ve milliyetçi önyargı bürümüş basın organları da bunu körükleyen bir rol oynuyorlar. Bunun Türkiye ya da Almanya’da yapılması ise fark etmiyor. (YH)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: