Gazze: Açık cezaevi

İsrail’in 31 Mayıs sabahı Mavi Marmara adlı yardım gemisine yaptığı saldırıda işlediği cinayet, dünya kamuoyunda bir süredir geri plana atılan Filistin sorununu bir kez daha gündeme getirdi. Batılı emperyalist güçlerin desteği ile Filistin toprakları üzerinde İsrail devletinin kurulmasından bu yana Filistin halkı tarafından Siyonizm’e karşı sürdürülen mücadele çeşitli aşamalardan geçerek bugüne geldi.
Temel politikasını “Filistinlilerin Filistin’den kovulması” üzerine kuran Batılı güçler ve İsrail egemenleri, gelinen aşamada onca cinayete, katliama rağmen istediğini başaramadı ve Filistin halkı adeta acılarıyla sahip olduğu toprakların bir bölümünde kalmayı başardı. 1993’te İsrail’in Filistin gerçeğini tanıma üzerine başlayan “barış görüşmeleri” süreci, içinde bazı kazanımları barındırmakla birlikte, Filistin’in özgürlük sorununa bir çözüm getirmedi. Bağımsız devlet olma hakkı kağıt üzerinde kabul edildiği halde resmi olarak tanınmadı. Bu yüzden de Filistin’in bağımsız bir devlet olarak tanınması yakın dönemin en önemli sorunları arasında bulunuyor.

HAMAS: İSRAİL’İN ESERİ
Filistin sorunun gelinen aşamada çıkmaza girmesinin baş sorumlusu olarak İran çizgisindeki kökten dinci İslami Direniş Örgütü (Hamas) gösteriliyor. Halbuki; resmi belgeler Hamas’ın asıl olarak sol-laik çizgide bulunan Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) etkisizleştirmek için İsrail tarafından 1987 yılında kurduruldu. Bu tarihten itibaren Filistin direniş örgütleri arasında çatışmalar körüklendi, Filistin halkı arasında dincilik özel olarak körüklendi. Sonunda, tıpkı Usame Bin Laden’in ABD tarafından ortaya çıkarılarak güçlendirilmesine benzer olarak İsrail’in yarattığı Hamas giderek güç toplamaya başladı.
İsrail’in Filistin halkını bölerek denetim altında tutma planı denilebilir ki bugün hayat bulmuşa benziyor. Çünkü; zaten işgal altında olan ve kendi başına hareket etme kabiliyetine sahip olmayan “otonom Filistin” artık birbirinden bağımsız iki parça halinde “Gazze” ve “Batı Yaka” olarak bölünmüş durumda. Gazze’de kökten dinci Hamas, Batı Yakası’nda ise FKÖ iktidarda. Gazze, Akdeniz ve Mısır’a komşu olması nedeniyle Batı Yakası’na göre daha stratejik bir öneme sahip. Dolayısıyla İsrail devleti burayı kontrol altında tutabilmek için sürekli yeni yerleşim yerleri açmaya çalıştı, bu uğurda bir çok katliam yaptı. Hamas da bu yerleşim yerlerine karşı sürekli füzeler atarak engellemeye çalıştı.

BÖLÜNME SÜRECİ
Filistin halkının bölünerek, esaretinin sürdürülmesi yönündeki strateji asıl olarak 2006 seçimlerinde hayat buldu. Hamas’ın seçimlerden birinci parti olarak çıkarak hükümet kurma hakkını elde etmesine karşı, başta İsrail ve ABD olmak üzere batılı güçler şiddetle karşı çıktı. Filistin Kurtuluş Ordusu’nun (FKÖ) “otonomi bölgesinde” halkın ekonomik, sosyal sorunlarına çözüm bulmaması, rüşvet ve yolsuzluk bataklığına saplanması Hamas’ı Filistin’de hızla yükselen bir güç haline getirmişti. 2006’da çıkan seçim sonuçları bahane eden ABD ve İsrail, Hamas’ın en çok oy aldığı Gazze’ye yönelik ekonomik ambargo başlattı. Bu dönemde, Hamas da Gazze’de kendisinden olmayan bütün güçlere savaş açarak, iç savaş yoluyla onları tasfiye etme politikası izledi. Bu aynı zamanda FKÖ içindeki en büyük örgüt olan El Fetih ile Hamas arasındaki iplerin kopması, Filistin’in fiili olarak ikiye bölünmesinin başlangıcı oldu. Hamas, Gazze’yi ele geçirerek tek taraflı olarak kendi iktidarını ilan etmesi üzerine, İsrail ve ABD bu bölgeyi “bir numaralı düşman” olarak tanımladı.
İsrail tarafından Gazze’de yasadışı bir şekilde inşa edilen yerleşim yerlerine karşı çıkan Hamas’ın bu yerleşim yerlerine attığı füzeleri bahane eden İsrail, 2008’in Ocak ayında büyük bir askeri operasyon başlattı. Petrol kuyularını ve elektrik santrallerini imha eden İsrail, kent merkezini de havadan bombalayarak aralarında çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 1500 kişiyi katletti.
1.5 milyonluk Gazze Şeria bölgesi yerle bir edildi. Okullar ve hastaneler bombaların hedefi oldu. Taraflar arasında varılan ateşkes anlaşmasına rağmen, İsrail Gazze’ye uyguladığı ambargoyu kaldırmadı.

AMBARGO YAŞAMI ÇEKİLMEZ HALE GETİRDİ
İsrail tarafından Gazze’ye yönelik olarak iki yıldır sürdürülen ambargo açlık ve sefaleti hızla artırdı. 2007 yılından bu yana sanayi üretiminin yüzde 98’i petrol, gaz, elektrik yetersizliği nedeniyle durdu. Yine içme suyu yetersizliği nedeniyle sağlık sorunları sürekli artıyor. Var olan içme suyu şebekesi İsrail tarafından imha edilmişti.
Çeşitli kaynaklara göre kronik açlık son bir kaç yıl içinde yüzde 10.2’ye çıktı. 27 hastaneden 15’i bombalamadan zarar gördüğü için kullanılmaz durumda. 110 sağlık ocağından 43’ü yeterli malzeme olmadığı için onarılamadı ve faaliyet dışında kaldı. Halkın acil bir şekilde ihtiyaç duyduğu ilaçların pek çoğu ambargo nedeniyle temin edilemiyor.

İSRAİL’İN İZNİ OLMADAN KUŞ UÇMUYOR
Gazze’yi havadan, karadan ve denizden denetim altında tuttuğundan bölgeye giriş ve çıkışlar ancak İsrail’in onay verdiği hallerde mümkün. Dolayısıyla de 1.5 milyon nüfusla Gazze, günümüzde Ortadoğu’daki en büyük açık cezaevi olarak nitelendiriliyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden savaş karşıtları ise ambargonun kaldırılması, cezaevi yaşamına son verilmesi ve Filistin’in yeniden birleşmesi için mücadele ediyor. “Gazze’ye Özgürlük” adı altında başlatılan gemi seferlerinin bir kısmı, daha önce İsrail ablukasını aşarak Gazze’ye ulaşmayı başarmıştı. Son girişim ise kanla bastırıldı. Bu yüzden de Gazze üzerindeki insanlık dışı ablukanın kaldırılması konusunda çalışma ve uluslararası dayanışma her geçen gün önemini daha da artırıyor. (YH)

‘Faşist İsrail’i desteklemeyin’

Ortadoğu’da Adil Barış İçin Yahudi Sesi Genel Başkanı Prof. Dr. Rolf Verleger, Başbakan Angela Merkel ve çeşitli devlet başkanlarına yazdığı mektupta “faşist bir hödük” diye tanımladığı İsrail’in durdurulmasını istedi.
Mektubunda İsrail hükümetini faşist bir rüzgarın yönettiğini ifade eden Verleger, bu anlayışa göre demokrasi ve insan haklarının sadece Yahudiler için olduğunu belirtti. Verleger, “Bu ırkçı körlük nedeniyle İsrail apaçık suçlar işlemekten çekinmiyor. Bir yıl önce 1400 Gazzeli öldürüldü. Onlara göre hepsi İsrail düşmanı. İşte bugün de İsrail suları dışında bir gemi gasp edilip mürettebatı katledildi. İsrail’e göre hepsi antisemitist” ifadelerini kullandı.
Verleger mektubunun devamında Merkel’e hitaben, şu ifadelere yer verdi: “Ne oldu? Siz bayan Şansölye son yıllarda kibar bir şekilde o yurtta gelişen devletin nasıl da bir utanç lekesi haline geldiğini izlediniz. Kendisi için utanç lekesi, biz Yahudiler için bir utanç lekesi ve onu destekleyen ‘Batı’ milletlerinin utanç lekesi. Bu dehşet verici bir tablo ve siz İsrail’in iyi bir dostu olarak buna karşı hiçbir şey yapmadınız.” Verleger mektubunda devamla, “Bayan Şansölye Merkel, bugün İsrail’in nasıl faşist bir hödük haline dönüştüğünü izleyerek Hitler’in vahşetini hafifleteceğinizi mi sanıyorsunuz?” sorusunu yönlendirerek Almanya başbakanına “Ortadoğu’da adil bir barışın ancak İsrail’in evrensel hukuku kabul ederek mümkün olduğunu kavramış olan AB ülkelerinin önünde artık daha fazla durmayın. Yasal bir şekilde seçilmiş olan Hamas yönetimini boykot etmeyi artık bırakın” çağrısını yaptı. (YH)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: