Yetkinlik mi ilericilik mi?

Almanya’da bugünlerde dernek ve kurumlar camiasında ilgiye değer bir rüzgar estirilmekte. Bu durum, özellikle çeşitli göçmen kadın örgütlenmeleri açısından söz konusu.
Darmstadt Teknik Üniversitesi (TU Darmstadt) ile Federal Kadın Gençlik ve Aileden Sorumlu Bakanlık tarafından açıklanan güncel bir kamuoyu araştırması, Federal Almanya’da bulunan kadın göçmen örgütlerinin sayısını 200’ün üzerinde olarak tespit ediyor. Bu örgütlerin büyük çoğunluğu danışmanlık ve  kalifiye eğitim hizmeti veriyor.
Göçmen dernek ve kuruluşlarının göze çarpan özelliklerinden biri, sayılarının son 5 yıl içerisinde çok hızlı bir şekilde artması. Bunlara, kuruluş nedenlerini dini amaçlara dayandıran bir çok dernek ve kurum da dahil.
Merkezi Frankfurt‘ta bulunan Kompetenzzentrum Muslimischer Frauen-Müslüman Kadınlar Yetkinlik  Merkezi ve Frankfurter Initiative progressiver Frauen – Frankfurt İlerici Kadınlar İnisiyatifi gibi oluşumlar ise, dernekler ve kurumlar camiasındaki söz konusu bu “yeni“ şekillenmenin tipik birer örneği.

MÜSLÜMAN KADINLAR YETKİNLİK MERKEZİ
Müslüman Kadınlar Yetkinlik  Merkezi, 2009 yılının sonunda kamuoyunda kadın ve din bağlamında uyum üzerine yürütülen tartışmalara tepki niteliğinde kuruldu.
Dernek başkanı Naime Çakır, Frankfurter Rundschau gazetesiyle (FR, 04.01.2010) yaptığı bir röportajda, oluşum nedenlerini, “Uyum bağlamındaki tartışmalar Müslüman kadınların sırtından yürütülüyor. Bizler bu duruma müdahale edip değiştirmek istiyoruz. Kadınların gücünü birleştirmek istiyor ve artık mağdur rolü ile yetinmeyi reddediyoruz“ sözleriyle açıklıyor.
Müslüman Kadınlar Yetkinlik Merkezi, kendi verilerine göre, farklı uluslardan ve meslek dallarından olan  yaklaşık 25 kadından oluşuyor. Dernek üyelerinin bileşiminde de kendini yansıtan  “İslamcı çoğulculuk“ kavramı, röportajda öncelikli olarak ön plana çıkarılan konu. Dernek, sadece İslam inancına sahip kadınlara sesleniyor ve kısa süre önceki kuruluşundan bu yana birçok İslam Konferansı ve Hessen hükümeti ile yerel yönetimlerin benzeri çalışmalarında yer alıyor. Bahsi edilen bu kuruluşun, Almanya’nın uyum politikasının (İmamlık eğitiminin devlet denetimine alınması, İslam konferansı vs.) elverişli havasından istifade ettiği ve bu bağlamda politik mercilerden gerekli desteği aldığı reddedilemez bir gerçek.

İLERİCİ KADINLAR FRANKFURT İNİSİYATİFİ
Müslüman Kadınlar Yetkinlik Merkezi’nin kuruluşundan sadece bir kaç hafta sonra, 27 ocak 2010 tarihinde Frankfurter Initiative progressiver Frauen- Frankfurt İlerici Kadınlar İnisiyatifi  basına tanıtıldı. Ezhar Cezarlı, kadın inisiyatifinin, kendini dini amaçlı çalışma sürdüren kadın kuruluşlarıyla arasında kalın sınırların çekildiği bir örgütlenme olarak tanımladığını belirtiyor. Cezarlı, inisiyatifin varoluş sebebini ise, “kamuoyunda yürütülen tartışmalarda kendilerinin temsil edilmediğini düşünen göçmen kadınların büyük çoğunluğunun“, laiklik ilkesine dayalı temel anlayışıyla açıklıyor (Kaynak: FR, 05.02.2010).
Bu durum kendini derneğin üyelik yapısına da yansıtıyor. Sadece laiklik ilkesini benimsemiş kadınların üye olabildiği derneğin mutlak koşullarından biri ise, katılmak isteyenlerin iş kadını olması. Dernek üyelerinin bileşimini öncelikle, Türkiye kökenli akademisyen ve iyi meslek eğitimi görmüş kadınlar oluşturuyor. Herhangi bir işte çalışmayan kadınlar tercih edilmiyor. Anlaşılan o ki, bu “tür“ kadınlar, Cezarlı’nın da üyesi olduğu derneğin, reklamını yaptığı “entegre olmuş örnek göçmen kadın” portresine pek denk düşmüyor.

DİNİ SIFATLAMALARIN HEDEFİNDEKİ UYUM TARTIŞMALARI
Son bir kaç yıl içerisinde din eksenindeki göçmen kadın örgütlerinin sayısında yadırganmayacak şekilde hızlı bir artış yaşandı. Çoğunlukla göçmen kadınların konu edildiği, yıllardır uyum bağlamında din (somut olarak İslam) üzerinden yürütülen tartışmaları göz önünde bulundurduğumuzda, bahsi edilen artışın nedeni daha da anlaşılır oluyor.
Bu durum, dışlayıcı ve sıfatlandırıcı bir karakterle gündeme getirilip sürdürülen uyum tartışmalarının (zorunlu evlilik, töre cinayetleri, türban, yabancı gençlerin suç işleme oranı ve göçmenlerin, çocuklarının eğitim durumları konusunda tek taraflı suçlanmaları vs.) ve aynı zamanda göçmenlerin yaşam koşullarının özellikle sosyal ve hukuki alanda gittikçe kötüleştiği gerçeğinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Medya ve siyaset tarafından, toplum bilincinde yaratılmaya çalışılan basmakalıp özelliklerin resmedildiği, belli bir dini ve etnik kimlik çerçevesine sıkıştırılmaya çalışılan göçmenler, bu bağlamda kamuoyu nezdinde, toplumsal kimlikleri tamamen göz ardı edilmiş olarak, sadece Müslüman kimlikleriyle algılanıyorlar.
Temelini sosyal koşulların oluşturduğu, uyum bağlamında ortaya çıkan siyasi sorun ve olguları, sadece belirli kültürel ve etnik özelliklerle açıklayan, bu gelişmeleri dini (özelde İslam dini) nedenlere dayandıran stratejik zihniyet, özellikle de göçmen kadın örgütleri üzerinde büyük etkiye sahip. Bu bağlamda toplumda gerçekleşen gelişme ve olaylara karşı, ‘ılımlı’ karakterde tutum almaya şartlanmış düşünce inancı, gittikçe bu tür örgütlerin asli ortaya çıkış sebebini oluşturuyor.

YETKİNLİK Mİ İLERİCİLİK Mİ?
Gerek Müslüman Kadınlar Yetkinlik Merkezi, gerekse de Frankfurt İlerici Kadınlar İnisiyatifi’ni birleştiren, ama aynı zamanda da bu iki oluşumun tezat çelişkilerini ortaya koyan iki özelliğe değineceğiz.
Bunlardan biri, göçmen kadınlar için hak arama mücadelesi eksenindeki tartışmaların, dini inanç bağlamında, yani kadınların Müslüman kimlikleri temelinde sürdürülmesi. Merkez, “Müslüman kadın” tasvirini, uygun görülen şekle koymaya çalışıyor, buna karşın İnisiyatif ise kamuoyunun dikkatini “laik kadın“ deyimine yönlendirmeye çalışıyor. Her iki oluşum da varoluş nedenlerini dini inanç bağlamındaki ilişkileriyle gerekçelendiriyor ve yukarıda bahsini ettiğimiz, aynı zamanda resmi mercilerin söylem ve uygulamalarında da gittikçe daha da belirginleşen, toplumsal koşul ve sorunların nedenini etnik ve kültürel çerçevelere sıkıştıran, uyum politikasındaki “İslamlaştırma“ taktiğinin tuzağına düşüyorlar.
Bu iki oluşum açısından tezat olan diğer bir gerçek ise, birinin İslam inancına belirgin şekilde olan özel yakınlığı ve sadece bu inanca sahip kadınlara seslenmesi, diğerinin ise İslam kadın örgütleri ile arasında kesin ve kalın sınırlar çizmesi. Bu anlamda her iki anlayış da göçmenler arasında ayrışma ve bölünmeyi kışkırtıyor.
Hatta Frankfurt İlerici Kadınlar İnisiyatifi daha da ileri giderek, dernek tüzüğüne, iş kadını olmayan göçmenlerin üye olamayacağı maddesini ekliyor. İnisiyatif böylelikle, inançlı, yoksul veya işsiz göçmen kadınların uyum için zararlı olduğu görüşünü telkin ediyor. Bu düşünce, Almanya’daki ortak yaşam ve göçmenlerin hak mücadelesi açısından çok sakıncalı bir durum.

DAHA İYİ BİR YAŞAM İÇİN ORTAK YÖNLERİMİZİ  BİRLEŞTİRELİM
Yaşam göçmen kadınların önüne “daha iyi yaşam koşulları için ortak yönlerini birleştirmeleri” görevini acil olarak koymaktadır.
Her iki ‘örgüt’ de uyum tartışmalarının göçmen kadınların sırtından sürdürüldüğünü doğru tespit etmiş bulunuyor.
Göçmenlerin toplumsal koşullardan kaynaklanan sorunlarının nedenlerini, onların dini inançlarıyla açıklama eğilimi, gün geçtikçe daha da artıyor. Buna paralel olarak, toplumu çeşitli kutuplara ayıran “zındıkça” tartışmaların malzemesi haline getirilen “Müslüman kadınlar“ kimliği de göçmen kadınlara zorla dayatılmaya çalışılıyor.
Durum böyle olunca, bahsini ettiğimiz, uyum politikası bağlamındaki bu olumsuz eğilimin karşısına, yine sadece Müslüman veya sadece laik düşüncenin temsilciliği niteliği taşıyan, sınırlayıcı ve seçici bir anlayış ve tepki ile çıkmak, iddia edilen göçmen kadınlara “yardım“ etme hedefine hiç bir şekilde hizmet etmiyor. Tam tersine, her iki kuruluş da, yukarıda açıklamaya çalıştığımız, göçmen kadınları dini temelde sıfatlandıran stratejik mantığa, kurumsallaşmış şeklini veren fiili örgütlenmelerdir. Bu işlevleriyle hem uyum ve göçmenler politikasında izlenen tutucu ve ayırımcı yönelime, hem de faaliyetlerini dini temellere dayandıran göçmen örgütlerine hizmet etmektedirler.
Göçmen kadınlar, heterojen bir topluluktur. Onları “Müslümanlar“ veya “Laikler“ diye farklı gruplara ayırmaya ve birbirlerine karşı kışkırtmaya çalışmak, göçmenlerin yaşam gerçekliğine aykırı düşer. Böyle bir anlayış göçmen kadınların uyumuna ve onların eşit haklar için verdikleri mücadeleye sadece zarar verir.

SİDAR DEMİRDÖĞEN

(Göçmen Kadınlar Birliği Başkanı)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: