Her 10 kişiden ikisine vize verilmiyor

SEVİM DAĞDELEN*
Federal Hükümet bugüne dek Alman konsolosluklarında reddedilen vize başvurularına dair rakamlar yayınlamayarak, bunu da “ikili ilişkilere zarar vermek istenmemesiyle” gerekçelendiriyordu. Ama şimdi rakamlar gösteriyor ki; asıl amaç belli bazı ülkelere yönelik vize uygulamalarının ne kadar seçici olduğunu ve bu ülkelerde yaşayan insanların uğradığı haksızlıkları gizlemek imiş. Federal Hükümetin verdiği yanıta göre, dünya genelinde 2000 yılında vize başvurularının yüzde 6’sı reddedilirken, bu oran 2009 yılında yüzde 10’a çıktı.
İlk bakışta pek yüksek görülmeyen bu rakamlara yakından bakıldığında ve tek tek ülkelerin rakamları incelendiğinde farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Örneğin Türkiye’deki Alman temsilciliklerine geçtiğimiz yıl yapılan vize başvurularından 25.210’unun, diğer bir deyişle yüzde 20’sinin reddedildiğini görüyoruz. İstanbul (yüzde 10,4) ve İzmir (yüzde 11) temsilciliklerinde vize başvurularına verilen ret yanıtı dünya ortalamasında kalırken, bu oran Ankara’da yüzde 28’e çıkıyor.
Ankara’da vize başvurusunda bulunanların ağırlıklı olarak kırsal kesimden insanlar olduğundan hareket edecek olursak, vize başvurularının reddedilmesinde başlıca gerekçe olarak gösterilen “Ekonomik durumu kötü, Almanya’ya giderse bir daha dönmez” iddiasının önemli bir rol oynadığı görülüyor.
Hukukçuların büyük bölümü, Avrupa Adalet Divanı’nın AB-Türkiye Ortaklık Sözleşmesi’ne atfen aldığı ve “Türk vatandaşları turistik ziyaretler için vize almak zorunda değildir” şeklindeki kararda dile getirilen bu görüşü paylaşıyor. Buna rağmen bu kesimlerin vize almak zorunda tutulmaları ve böylesi yüksek oranlarda başvurularının reddedilmesi, Almanya’nın uygulamalarından doğan haksızlıkların vahametini bir kez daha ortaya koyuyor.
Hükümet soru önergeme verilen yanıt, seçici vize uygulamalarının yoksul ülke vatandaşlarını ne denli olumsuz etkilediğini gösteriyor. Gine (yüzde 54), Kongo  (yüzde 44), Senegal (yüzde 41), Gana (yüzde 37) gibi Afrika ülkelerinde vize başvurularının yüksek oranda reddedilmesi, nüfus ve ikamet bilgilerini gösteren resmi evrakların yetersizliğiyle açıklanıyor ve bu ülkelerde de başvuru sahiplerinin vize süresinin sona ermesinin ardından ülkelerine dönecekleri konusunda inandırıcı olmadıkları belirtiliyor.
Başvuru sahiplerinin bekar olması, çocuklarının olmaması ya da gelirlerinin düşük olması birçok durumda başvurunun reddedilmesi için yeterli neden olarak görülüyor.
Almanya’nın modern sömürgeci devlet edasıyla sürdürdüğü bu seçici uygulamaların yol açtığı mağduriyetler ortadadır.
Bir yandan küreselleşme sonucunda dünyanın küçüldüğü ve küresel bir köy haline geldiği propagandası yapılırken, diğer yanda başta Almanya olmak üzere gelişmiş ülkelerin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını istedikleri gibi kullandıkları bu ülkelerin insanlarına kapılarını kapamalarının savunulacak hiçbir yönü olamaz.

* Sol Parti Federal Meclis Grubu Göç ve Uyum Politikası Sözcüsü

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: