İngiltere’de ‘Demir Leydi’ rüzgarı

Temmuz ayında İngiltere Maliye Bakanı Georg Osborne, bütün bakanlık bütçelerinde dramatik kesintilere gidileceğini açıkladı. Financial Times’e demeç veren Osborne, bakanlıklara göre bütçelerin yüzde 25 ila 33 arası kesilmesi gerektiğini söyledi. Kesintilerin bazı bakanlıklarda yüzde 40’a varabileceğini söyleyen Osborne, hangi bakanlıkları kastettiğini ise bildirmedi.

MANCHESTER KAPİTALİZMİ HORTLADI!
Hükümetin planlarına göre kamu emekçilerinin ücretleri üç yıl boyunca dondurulacak, emeklilik maaşları düşürülecek ve yüzbinlerce kamu emekçisi işten çıkartılacak.
Hükümetin daha önce hazırladığı planlara göre 600 bin kamu emekçisi işten çıkartılacaktı. Fakat yeni kesintilerle birlikte bu sayının 1,3 milyonu bulacağı bildiriliyor. Böylece bugün resmi olarak 2,5 milyon olan işsizliğin 4 milyona kadar yükselmesi bekleniyor. Hükümet ise kamu alanında değişik yöntemlerle iki milyon kişinin istihdam edileceğini iddia ederek işsizliğin “bu kadar artmayacağını” ileri sürüyor. Ancak hazırlanan ve hazırlanmakta olan tasarruf planlarına bakıldığında bunun gerçeği yansıtmadığı görülüyor.
Hükümetin sağlık ve kalkınma yardımı bütçelerinin dışında bütün bakanlık bütçelerinde kısıtlamaya gitmesi özellikle yoksulları etkileyecek. KDV’nin yüzde 17,5’ten yüzde 20’ye yükseltilmesi de özellikle yoksulların yaşam koşullarının kötüleşmesine neden olmuştu. Yapılan araştırmalarda KDV’nin yükseltilmesi nedeniyle ortalama olarak ailelerin yıllık 400 Pfund kaybı sözkonusu.
Diğer yandan kira yardımlarının kesilmesi de en çok yoksulları vuracak. Ayrıca engellilerin istihdamını teşvik programlarına son verilmesi sonucu yarım milyondan fazla engelli de pratik olarak yoksulluğa itilmiş olacak.

SON 60 YILIN EN  KAPSAMLI SALDIRILARI
Dünya ekonomisinin 1929’dan bu yana içine girdiği en büyük kriz Britanya adalarında da en büyük saldırıları gündeme getirdi. Hükümetin en son yaptığı açıklamaya göre, daha önce kararlaştırılan tasarruf hedeflerine 1 milyar Pfund daha eklendi. Böylece toplam kesinti miktarının 27 milyar Pfund’a çıktı. Bunun yanı sıra artırılan vergiler nedeniyle işçi ve emekçilerin yıllık kayıplarının üstüne 15 milyar Pfund daha eklemek gerekiyor. Böylece 2015 yılına kadar her yıl emekçilerin cebinden 75 milyar Pfund çalınacak.
Bazı iktisatçılar bu miktarın 85 ila 100 milyar Pfund arası olmasını bekliyorlar. Nitekim İngiltere’de devletleştirilen çok sayıda bankanın çürük kredileri hala açıkta ve bunların da ödeme zamanı yavaş yavaş yaklaşmakta!

CAMERON’A ÖZEL DAVETİYE!
Adalardaki sendikal hareketse bu saldırılara karşı nasıl bir tutum alacağı konusunda net bir çizgi izlemiyor. Özellikle sendikaların çatı örgütü TUC (Trade Union Congress), hükümetle çatışmamak için özel bir dikkat gösteriyor. Sermeye hükümetinin, krizin bütün yükünü işçi ve emekçilerin sırtına yıkmak için hazırladığı tasarruf paketlerine, vergi artışlarına rağmen TUC yönetimi, örgütün genel kongresinin açılışını yapmak üzere Başbakan David Cameron’u davet etti.
Ayrıca TUC yöneticileri, TUC’un eski başkanı ve Avrupa Sendikalar Birliği’nin bugünkü Başkanı John Monk tarafından örgütlenen 29 Eylül eylemine “ne yazık ki katılamayacaklarını” bildirdiler. Neden olarak ise TUC’un 29 Eylül günü Labour Party ile ortak bir konferans düzenlemesi gösteriliyor.
Fakat TUC çatısı altında her şey güllük gülistanlık değil. Özellikle Kamu Emekçleri Sendikası (Public and Commercial Services Union –PCS) ve Demiryolu ve Taşımacılık İşçileri Sendikası Rail Maritime and Transport RMT içinde TUC yönetimine karşı tepkiler artıyor.

‘ŞİMDİ PRATİK HAREKET GEÇME ZAMANI’
BBC’ye verdiği bir demeçte hükümetin planlarını eleştiren PCS Başkanı Mark Serwotka, “Mali piyasaların yarattığı borçların faturası şimdi neden kamu çalışanlarına ödettirilmek isteniyor, bunun anlaşılır ve kabul edilir hiçbir yanı yok” dedi. Hükümetin sendikalarla masaya bile oturmaya yanaşmadığını söyleyen Serwotka, “Eğer hükümet sendikalarla müzakerelere girmezse büyük ve yaygın grevlerden başka yol kalmayacaktır” dedi.
RTM Başkanı Bob Crow ise, ne yapılması konusunda daha açık konuşuyor: “Eğer biri sana tekme atıyorsa, basit bir seçimle karşı karşıyasın demektir. Ya sen önce saldıracaksın ya da sinip saldırganın çekip gitmesini bekleyeceksin. Artık konuşma ve görüşme zamanı değil, şimdi pratik olarak harekete geçme zamanıdır. KonDem’in (Muhafazakar-Liberal Koalisyon) üyelerimize karşı saldırılarına ortak ve koordineli politik eylemler ve grevlerle yanıt verebilmek için TUC’un acil toplantısı yapılmalı.”
Crow, hükümetin ve sermayenin anlayacağı tek dilin mücadele olduğunu belirttiği açıklamasında, “Sendikalar olarak bugün en yaygın bir şekilde grevli mücadelenin sürekli kampanyasını yapmalıyız. Planlanan saldırılar madenlerin kapatılması döneminden bu yana sendikal harekete karşı başlatılmış en büyük saldırılardır, bu duruma sessiz kalamayız” dedi.
Hükümetin tasarruf planları İngiliz vatandaşlarına 1979 yılını ve Margret Thatcher (“Demir Leydi”) dönemini hatırlatıyor. Bu dönemde bir yanda madenler kapatılırken diğer yanda sosyal ve siyasal kazanımlar gasp edilmişti. İngiliz vatandaşlarının “Demir Leydi”yi hatırlamaları nedensiz değil. Nitekim basında çıkan haberlere bakıldığında İngiliz sermayesin de boş durmadığı görülüyor. Değişik gazetelerde önce “adı açıklanmaya üst düzey yetkililer” kaynak gösterilerek “Hükümet içinde grev hakkını gözden geçirme üzerine konuşuluyor” türünden haberlerle yayınlandı. Ardından da Times gazetesi, ulaşımdan sorumlu Devlet Müsteşarı Philip Hammond’un Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Boris Johnson ile görüşerek grev yasasını değiştirme konusunda onu görev almaya ikna ettiğini yazdı. Gazetenin haberinde, Johnson’un yıllarca sendikalarla uğraştığı ve bu konuda oldukça tecrübeli olduğu bildirilirken, “Sendikaların greve çağrı yapmadan önce oylamaya gitmeleri ve grevin her türlü sonucuna katlanmaları gibi planlar hazır bekletiliyor. Bu planların gündeme gelip gelmemesi sendikaların tutumuna bağlı” denildi. (YH)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: