Barıştan faciaya ‘Loveparade’

İlk Loveparade 1989 yılında yapıldı. Tekno müzik diskjokeylerinden takma adı Dr. Motte olan Matthias Roneigh, Friede-Freude-Eierkuchen belgisiyle teknoseverleri (Raver) Berlin’de “barış ve halkların kardeşliği için ve dünya çapındaki açlığa karşı” bir müzik geçidine davet etti. 150 kişinin geldiği ve 720 Mark’a mal olan etkinlikte Kürfürstendamm’da hep birlikte dans edildi, müzik eşliğinde mesajlar verildi.

Aradan 21 yıl geçti, bu yıl Duisburg’da yapılan Loveparade facia ile sonuçlandı. 21 kişi ezilerek öldü, 500’e yakını ise yaralanarak hastaneye kaldırıldı…

1989’un 150 kişilik, naif, politik mesaj vermek isteyen aşk geçidi, kitlesel eğlenceye dönüştü. Bir minibüsün yerini 40 kamyon, 150 kişinin yerini 1,5 milyon insan aldı. Daha fazla insan, daha fazla kazanç, daha fazla cinsellik, daha fazla sponsor diye diye insanlar ölüme gönderildi. Facianın sorumluluğunu neredeyse bir ay geçmesine rağmen kimse üstlenmedi. Duisburg Belediyesi baş organizatörü, o Duisburg Belediyesi’ni, Emniyet Müdürlüğü her ikisini de suçlayadursun kurbanlarla birlikte Loveparade de gömüldü. Loveparade’in tarihi kar hırsının nelere yol açabileceğini göstermesi açısından bir ibret belgesi olarak önümüzde duruyor…

90’lı yıllarda Loveparade

1989 yılındaki 150 kişilik tekno partinin ardından Loveparade’e 1990’da 2000, 1991’de 6000 kişi katıldı. Sadece aşk geçidi değil öncesi ve sonrası yapılan şenlikler, toplantılar sadece Berlin’den değil yakın şehirlerden de çok sayıda Raver’in katılımını sağladı. 1990’lı yılların ortasında Berlin Belediyesi, yeni bir problemle karşı karşıyaydı: Kürfürstendamm artık dünyanın en büyük tekno partisi haline gelen Loveparade’e dar gelmekteydi. 1996’da Brandenburger Tor önünde çok daha büyük, çok daha gürültülü, cinselliğin çok daha öne çıkarıldığı, politik mesaj vermek isteyenlerle alay edilen, neredeyse yalıtılan bir Loveparade gerçekleştirildi.

Bu ‘daha çok’larla sorunlar da daha çoklaştı. Özellikle Tiergarten’da daha çok çöp, daha fazla pislik, daha fazla idrar halkı çileden çıkardı. Hayvan dostları da semt sakinlerine katılınca belediye ister istemez bu konuyu gündemine aldı. Loveparade, çoğu Berlinli için turistik, teknoseverler için ise  hayatta bir kez de olsa görülmesi gören bir etkinliğe dönüşmüştü. Daha fazla insan çekmek için saçmalık denecek boyutta atraksiyonlar yapılmaya başlandı. Örneğin 2000 yılında yaşlı Gotthilff Fischer’in sahneye çıkarılması çoğu teknoseverin tepkisini çekti. Profesyonel dansözler, Big Brother Evi sakinleri kamyonlarla sirk hayvanları gibi dolaştırılırken canlı yayın hakkı da büyük para karşılığı RTL 2’ye satıldı.

Tüm tepkilere karşın Berlin Senatosu ekonomik ve turistik açıdan eyalet için çok önemli olduğu için Loveparade’in yapılmasından yana olduğu kararını aldı. Yapılan hesaplarda yalnızca 500 bin katılımcıdan 50 milyon Euro’luk kazanç sağlandığı, organizatörlerden de 1 milyon Euro alındığı belirtildi. 2001 yılında resmen Loveparade politik bir etkinlik olmaktan çıkarıldı. Böylece kamu kuruluşlarından alınan mali destek sona erdi, organizatörler güvenlik ve temizlik işini üstlenmek zorunda bırakıldılar. Sponsor ve daha ucuza mal olacak yerler aranmaya başlandı. 2004- 2005 yıllarında yeterli para ve sponsor bulunamadığı için Loveparade yapılamadı.

McFit sponsor oluyor

Dr. Motte, kendi deyimiyle ‘daha iyi bir dünya mesajını vermek için’ başlattığı Loveparade’den 2006 yılında tamamen ayrıldı. McFit Fitness Merkezleri ağı Loveparade’i üstlendi. Kamyonlardaki reklamlar arttı, tekno müzik tek tarz olmaktan çıktı, köşe bucağa tüketimi esas alan standlar kuruldu. Dr. Motte’nin ‘ Marketing Heuschrecke- Pazarlama Çekirgesi’ olarak nitelediği McFit şefi Rainer Schaller,   harcadığı 3 milyon Euro’nun çok fazlasını geri almak için Loveparade’i daha da pespaye bir şenliğe dönüştürdü. Hedef daha fazla kar etmek olunca Berlin Senatosu’yla pazarlıklar başladı. McFit şefi, verdiği teklif kabul edilmeyince Berlin’e ardını döndü ve gözünü belediyeden destek alabileceği başka bir şehre dikti. Ruhr Bölgesi’nde koşulların daha uygun, mali desteğin de fazla olması  Schaller’in ağzının suyunun akmasına neden oldu. 2007 yılında Essen’de ‘Loveparade Metropole Ruhr’ adıyla ilk şenlik yapıldı. 2008’de Dortmund’da yapılan en büyük Loveparade’e 1,6 milyon kişi katıldı. Masrafları azaltmak için elemanlarına saat ücreti 4-5 Euro veren özel güvenlik firmaları, 3 Euro saat ücretiyle çalıştırılan temizlikçiler görevlendirildi. Reklamlar yanında yüksek stand paraları, astronomik fiyatla satılan hatıralık eşyalar, ziyaretçilerin çantalarını kontrol ederek içeriye içecek sokulmasını engelleme ve satışı arttırma sayesinde milyonlarca kar elde edildi.

Bochum kabul etmemişti

2009 yılında Bochum Belediyesi, tren istasyonunun bir milyon kişinin akınına dayanamayacağı, güvenliğin garanti edilemeyeceğini gerekçe göstererek Loveparade’nin yapılmasına izin vermedi. Bu yıl ise, Ruhr’un kültür başkenti ilan edilmesi, işsizlik ve yoksullaşmanın giderek arttığı bölgede halkı oyalamak, sahte umut ve iyimserlik yaymak için kaçırılmaz bir fırsat olarak değerlendirildi.

Dünya Futbol Turnuvası’yla oluşturulan ortamın Loveparade ile pekiştirileceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Duisburg, bu mega etkinliğe talip oldu. Hem belediye hem de McFit patronu olabildiğince kar etmek için kolları sıvadılar. Polis ve itfaiye teşkilatının karşı çıkmasına rağmen derme çatma bir güvenlik planı çıkarıldı ve kabul edildi. Yer küçük olmasına rağmen alanın 1 milyon kişiyi alacağı iddia edildi. Girenlerin yanlarında içki ve yiyecek getirmesini engellemek, kurulan standlarda olabildiğince malzeme satabilmek için giriş ve çıkış tek bir tünelden yapıldı. Duisburg Emniyet Müdürü Wehe, „Duisburg polisi, etkinlik öncesi kendi sorumluluk alanına girmeyen tünel ve rampa bölgesi konusundaki güvenlik endişelerini dile getirmişti. Duisburg Belediyesi ve organizatörler ise bu endişeleri kabul etmedi. Kendilerinin hazırlayıp sorumluluk üstlendiği bir güvenlik konseptinde sözde değişiklikler yaptıklarını beyan edip, güvenliği sağlayacakları sözü verdiler“ açıklamasını yaptı. Yapılan çok sayıda hatayı dile getiren Wehe, öncelikle alanın söz verilenden iki saat daha geç açıldığını ve bunun da tünelde bir yığılmaya yol açtığını belirtti. Organizatörler, tünel çıkışındaki kalabalığı dağıtmakta başarılı olamadı. İnsanlar tünelde panik içinde kaçmaya çalıştı ve alana çıkan dar merdivenlere tırmanmaya başladı. İşte ölümlerin çoğu da burada meydana geldi. 24 Temmuz, eğlenmek isteyen 21 genç için ölüm günü oldu.

Salvator Kilisesi’nde düzenlenen törene, Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Başbakan Angela Merkel Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert, Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Kuzey Ren Vestfalya eyaleti Başbakanı Hannelore Kraft  katıldılar. Ölenlerin yakınlarına başsağlığı dilediler. Aradan bir ay geçti sorumlu ortaya çıkarılmadığı için ailelere acı parası bile verilmiş değil. Ne ölmeden önce ne de öldükten sonra insanın beş paralık değeri yok…

Barış-dostluk-adalet

1 Temmuz 1989 ‘Friede-Freude-Eierkuchen’

150 kişi teknomüzik eşliğinde Berlin’de dolaştı. Amaçları dünya çapında barış, dostluk ve adaletin sağlanmasıydı. Sloganlarıyla Friede: Silahsızlanma, Freude: Halkların kardeşliği ve Eierkuchen: ‘Açlığa karşı mücadele’yi öne çıkardılar.

11 Temmuz 1990: Gelecek bizimdir. 2000 genç geleceği biçimlendirmek bizim elimizde sloganıyla Berlin’de geçit yaptılar.

6 Temmuz 1991: ‚Senin evin benim evim-benim evim senin evin’ şiarıyla 6000 kişi Berlin’de halkların kardeşliği ve çok kültürlü bir yaşam için yürüdüler.

1995’te   ‘Dünyada barış’,

1996’da ‘Hepimiz bir aileyiz’,

1997’de ‘Kalbini ısıt’,

1998’de ‘Bir dünya bir gelecek’

2006’ya kadar ‘Bir Dünya Bir Aşk Geçidi’, ‘Aşk Cumhuriyeti’ne katıl, ‘Müzik her şeyin anahtarıdır’ şiarlarıyla geçit yapıldı.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: