Bir itiraf kitabı: İkea Üzerine Gerçekler

Ucuz, pratik, renkli mobilyalarıyla tanınan İkea, eski menajerinin yazdığı bir kitapla imaj sarsıntısı yaşıyor. Firma kurucusunun faşist eğilimleri yanında oğullarının ırkçı söylemleri, malları ucuza üretebilmek için çocuk işçi çalıştırılması, hayvanlara işkence ve illegal odun ticareti gibi konuları belgeleyen kitap İkea mağazalarının olduğu çoğu ülkenin diline çevrildi.
YAŞIYOR MUSUN OTURUYOR MUSUN?
‘Wohnst du noch oder lebst du schon?-Yaşıyor musun yoksa hala oturuyor musun?’ Bu, İkea’nın herkesçe bilinen sloganı! Sattığı mobilyalarla evin oturulan yer olmaktan çıkıp yaşanan yer haline geleceğini vurgulayan mağazalar zinciri, ucuz fiyatları, canlı renk ve biçimleriyle ‘al beni’ diyen eşyalar satıyor.
Dünyanın 44 ülkesinde yaklaşık 250 mağazası olan İkea’yla ilgili olarak yaygın kanı, “çevre dostu”, “yoksulları dikkate alan bir fiyat politikasının sürdürücüsü” olduğu şeklinde. Geçen aylarda yayınlanan ‘İkea Üzerine Gerçekler’ kitabı ise bu imajın sahte olduğunu, değişik hilelerle böyle bir imaj yaratıldığını ortaya koyuyor.

PATRONUN SEKRETERİNDEN ÇARPICI İTİRAFLAR
Kitabın yazarı 20 yıl İkea patronu İngvar Kamprads’ın kişisel asistanlığını yapan Johan Stenebo. Stenebo, yaklaşık 10 ay önce anlaşmazlık nedeniyle İkea’daki işinden ayrıldı ve 60 yıllık İkea tarihinde ilk kez bir yönetici, firmasını kötüleyen, sahte imajla satışların arttırıldığını, pazarın genişletildiğini anlatan bir kitap yayınlandı.
İsveç’te skandal yaratan kitap daha sonra İkea mağazalarının olduğu birçok ülkede de yayınlandı ve yankı uyandırdı. Mobilya mağazaları zincirinin patronu, çevre dostu, antifaşist, alçak gönüllü, saf ve kardan çok insanların rahat yaşamasını isteyen biri değil miydi?
Stenebo’nun buna verdiği cevap ‘hayır’ şeklinde. Eski menajer, İkea patronu Ingvar Kamprad’ın II. Dünya Savaşı’nda faşistlerle işbirliği yaptığından tutun da 44 ülkede 135 bin kişiyi çalıştıran İkea patronunun onları müritleri gibi görüp firmayı bir tarikatı yönetir gibi yönettiği ve çevre dostu imajını pekiştirmek için Greenpeace’e rüşvet verdiğine kadar bir çok iddia ortaya attı.
Ingvar Kamprad, faşizme hayranlığını inkar etmedi ama ‘o dönemdeki bir yanlışı’ gibi göstererek prim toplamaya kalkıştı. Firmayı bir tarikat şefi gibi yönetmesini ise doğru işletme politikası olarak niteleyerek herkese tavsiye etti. Firmanın başını en fazla ağrıtan konu çevre dostu imajının sarsılmasıydı. Mobilyalarını ağırlıklı olarak işlenmemiş tahtadan yapan firmanın hammaddeleri çok düşük fiyatlarla Çin’den satın aldığı, yatak ve yastıkların içinin doldurulduğu kaz tüylerinin hayvanlardan canlı canlı yolunduğu, kilimlerini Pakistanlı çocukların dokuduğu açıklanınca 83 yaşındaki İngvar’ın firma yönetimini devrettiği oğulları Mathias ve Peter de harekete geçtiler. İkea’nın Greenpeace’e ve çocuk yardım örgütlerine  yaptığı bağışlarla bu politikasına göz yumulmasını sağladığı iddiaları ise Greenpeace ve diğer örgütler tarafından yalanlandı.

Kapitalizmin ‘İyi’ patronları
Stenebo’nun kitabı İkea’nın satışlarını etkilemedi, Çin’den illegal odun satın aldığı, çocuklara üretim yaptırdığı vb. için imajında da bir sarsıntı olmadı, ama kapitalizmde iyi patron arayışı içinde olan saflar bir kez daha hayal kırıklığı yaşadılar. Bu hayal kırıklığından kurtulmak için ‘canım 20 yıl çalışmış, işten atılınca mı aklına gelmiş’ deyip eski menajeri iftira atmakla suçladılar. Ancak kitabı okuyanlar, yazma nedeni ne olursa olsun Stenebo’nun yazdıklarının doğru olduğunu belgeleriyle öğreniyorlar. Biz de kapitalizm sermayenin egemenliğidir ve emek sömürüsü üzerinde işler, sermaye sahipleri iyi ve kötü olmalarından bağımsız kar hırsıyla ‘çalışırlar’ tezinin pratikte bir kez daha doğrulandığını görüyoruz.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: