KIK’te neler oluyor?

Okullar açılmadan önce çarşıya çıkanlar ucuz mal satan mağazaların ne kadar dolu olduğunu görmüşlerdir. Hele ‘daha ucuzu olamaz’ sloganıyla reklam yapan KİK mağazalarının yoksulların ilk uğrak noktası olduğunu… 3-5 Euro’ya tshirt, en fazla 10 Euro’ya pantolon satılan böyle bir mağazaya uğramamak mümkün mü? Yoksulluğun giderek arttığı Almanya’da 1 Euro’luk mal satan dükkanların artması, KİK, ALDI, LİDL gibi alışveriş merkezlerinin kasalarının dolması anlaşılmayacak bir şey değil. İki yakaları bir araya gelmeyenlerin örtünmek için giyinmelerine, ucuz yerleri tercih etmelerine şaşmak için de bu dünyadan olmamak lazım. KİK’deki giysiler için ‘sudan ucuz’ demek mümkün, ama nasıl oluyor da fiyatlar bu kadar düşük oluyor anlamak oldukça zor.
Bengaldeş’te azgin
sömürü
KİK’teki malların bu kadar ucuza satılmasının bir nedeni ülkedeki çalışanlara uyguladığı düşük ücret politikası ise bir diğer önemli neden de, Pakistan, Bengaldeş vb. ülkelerdeki fabrikalarda yarattığı yoğun sömürü ortamıdır.
Geçen günlerde Alman Birinci Televizyon Kanalı (ARD), Christoph Lütgert tarafından hazırlanan bir KİK belgeseli yayınladı. Programda Bengaldeş’te KİK için çalışan işçilerin iş koşulları, yapılan röportajlar ve üretim sürecinde çekilen filmlerle gözler önüne serildi.
Belgeselde konu olan işçilerden 20 yaşındaki Alea ve bakmak zorunda olduğu 9 yaşındaki yeğeni anlatılıyor. Gece saat 03.00’e kadar ahırdan farkı olmayan bir salonda yüzlerce kadınla birlikte çalışan Alea’nın eline ayda 25 Euro geçiyor.
Bir başka işçi Sathi ise 16 yaşında günde 9-13 saat çalışıyor. Annesi ve üç kardeşiyle 6 metrekarelik bir odada yaşıyor. Evde su, elektrik ve tuvalet yok! Ve eline geçen 25 Euro aylıkla yeni bir eve taşınmaları olanaksız.
Almanya’daki ana firmanın acil mala ihtiyacı olduğu zaman günlük çalışma süresi 15 saate kadar çıkıyor. Bu para sadece karın doyurmaya yettiği için Alea’nın yeğeninin sağlık masraflarını karşılaması imkansız ve çocuğun gün geçtikçe eriyip ölüme yaklaştığını seyretmek zorunda…
Belgeselde ortaya konan çarpıcı gerçekler elbette sadece KİK’le sınırlı değil.
Daha önce de Tchibo, H&M, Zara, Levi Strauss ve Tommy Hilfiger, Wallmart, Carrafour firmalarının da Bengaldeş, aşırı kar uğruna Pakistan, Hindistan vb. ülkelerde çok kötü koşullarda üretim yaptırdıkları gündeme gelmiş ve tepkilere neden olmuştu.
İşçiler greve çıktı
Belgeselin yayınlanacağının haber alınması üzerine KİK şefi Stefan Heinig, yayını durdurmak için mahkemeye başvurdu. Heinig’in Bengaldeş’teki görüntülerin sahte olduğu iddialarını çürütmek için tekrar Bengaldeş’e giden Lütgert, işçilerin çalışma ve yaşama koşullarını bu kez noter tasdikiyle görüntüledi. Filmde KİK’in fabrikalarına sendika sokmamak için yaptıkları, işçileri işten atmakla tehdit ederek çalışma koşullarını daha da kötüleştirilmesi de ekrana yansıtıldı. Mahkeme de KİK şefi Heinig’in başvurusunu reddetti ve film Nisan, Ağustos aylarında iki kez yayınlandı.
KİK’in Begaldeş fabrikasında yaşananlar sadece belgesele konu olmakla kalmadı. gelişmeler sadece belgeselle sınırlı kalmadı. Ağır çalışma ve sömürü şartlarına daha fazla dayanamayan işçiler Ağustos ayı içinde greve çıktılar.
Tekstil alanında büyük işletmelerin Uzakdoğu ülkelerinde yarattıkları sömürü cehennemini konu alan gidişimlerle adını duyuran Saubere Kleidung (Temiz Giysi) Kampanyası adlı inisiyatif de grevi destekleyenler arasında. Sözkonusu inisiyatif daha önce de KİK’i poretsto eylemleri yapmış ve insanları KİK’ten alışveriş etmemeye çağırmıştı.

Ucuzluğun bedelı var

KİK, sadece yoksul ülkelerde işçileri azgınca sömürmüyor. Almanya’daki uygulamaları da bundan farklı değil. KİK’te çalışanların çoğu saat ücreti 4,5 Euro’dan sözleşmesiz veya mini iş kapsamında çalıştırılıyorlar. Mini iş sözleşmesiyle çalışanların aylık çalışma sürelerinin 40 saati geçmemesi gerekirken 160 saate kadar çalışan oluyor ancak ele geçen para 400 Euro’yu geçmiyor. Kadrosuz çalıştırılan elemanlarda belli bir süre sonra sözleşme imzalayabilecekleri umuduyla her türlü haksızlığa ve kötü çalışma koşullarına boyun eğiyorlar. Buna rağmen KİK, tüm elemanlarının kayıtlara geçmiş borçları olup olmadığını araştırıyor ve herhangi bir yerden kredi ya da taksitli eşya alamayacak kadar borçlu olanları işten atıyor. Tabi ki işten atılma nedeni elemanın borçlu olması olarak gösterilmiyor. KİK’te uzun süre bölge yöneticiliği yapan Guido Hagelstede, 2009 yılında 49 bin çalışanın borçlu olup olmadığının araştırıldığını ve haklarında haciz kararı olanların uydurma bir bahaneyle işten atıldığını açıkladı.
10 yıl kadar önce Creditreform adlı özel bir mali detektiflik firmasıyla anlaşan KİK yönetimi, çok borçlu olanları dükkanlardan mal çalacakları gerekçesiyle ‘tehlikeli’ oldukları kararına varmış ve işten atmıştı.
KİK’in diğer bir marifeti de mağaza kiralarını azaltmak için dükkanlardaki atıkları tezgahtarlarının eline vererek evlerinde çöpe atmalarını mecbur kılmak oldu. Her tezgahtar evine elinde bir çöp torbasıyla gönderildi!
Birleşik Hizmet Sendikası’nın (ver.di) kampanyaları ve değişik medya organlarında çıkan haberlerin ardından bu hafta içinde KİK yönetimi, 1 Ekim 2010 tarihinden itibaren KİK’te 7,50 Euro’luk asgari ücret uygulamasına geçileceğini bildirmek zorunda kaldı.

KIK hakkinda

1994 yılında Stefan Heinig Tengelmann tekeline bağlı olarak kuruldu. Almanya, Avusturya, Slovenya,  Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’da 3 bin mağazası olan KİK, 2004  yılında Danimarka pazarına da girmek istedi ancak, fiyat ve ücret politikası nedeniyle bu girişim sonuçsuz kaldı. KİK’in yıllık cirosunun 1,1 milyar Euro olduğu biliniyor.
Çalışanlarına çok düşük ücret veren, personeli ve çıraklarını ‘herkes her işi yapmalıdır’ mantığıyla  tuvalet temizliğinden çöpleri eve götürmeye kadar her işe zorlayarak sömüren KİK, televizyon reklamları için seçtiği Verena Pooth’a  milyonlar ödemekten çekinmedi.

Semra Çelik

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: