Küçük orduyla büyük hayaller

Almanya’da orduda yapılacağı açıklanan ‘reforma’göre, orduya asker alma gönüllülük temelinde olacak. Ve yılda 7 bin 500 gönüllüyü silah altına almak yeterli görülüyor.
Almanya gibi dış politikasını son yıllarda hızla askerileştiren, işgal edilen ülkelere asker gönderen bir ülkenin 2011 yılından itibaren ordunun kapasitesinde 80 bin asker azaltması ilk etapta çelişki gibi gelebilir. Ancak, Guttenberg’in kurmak istediği “yeni” ordu sayısal olarak büyüklükten çok etkili ve verimli bir güç haline getirilmek isteniyor. Bu yüzden de hantal, gereksiz masraflara yol açan sayısal büyüklük yerine profesyonellik esas alınacak.
Aslına bakarsanız Alman ordusu çoktan beri gönüllülerden çok “profesyoneller”i esas alarak örgütleniyor. Resmi verilere göre, halen 250 bin ordu mensubunun yüzde 80’i süreli ya da süresiz anlaşmalarla orduda görev yapıyor. Zorunlu askerlik gereğince altı ay (daha önce bu süre 9 ay idi) boyunca silah altına alınanlar azınlığı oluşturuyor.
Sermaye partileri ve basının önemli bir bölümü her ne kadar “ordudaki küçülmeyi” bütçede tasarruf ile açıklamaya çalışsa da, asıl amaç bugünkü dünya konjonktüründe ihtiyaç duyulanın “vurucu gücü olan ordu” olduğu ve bu konuda uzun yıllardır AB ülkelerinin ABD’de özendiği biliniyor. En kısa sürede dünyanın başka bir ülkesinde operasyonlara katılabilecek, çatışmalara girebilecek bir ordu ile dünyanın yeniden paylaşım sürecinden geri kalmayacağı sıkça telaffuz ediliyor.
Bu konuda ilk adım AB Ordusu çerçevesinde atılmıştı. Kurulan 60 bin kişilik ordunun en büyük özelliği her an askeri operasyonlara hazır olması.
Anlaşılan o ki; AB çapında vurucu bir ordunun kurulmasını sağlayan Almanya şimdi de kendi ordusunu bu yönde hızla yeniliyor. Çünkü uluslararası koşullar ve dengeler siyasetin silah zoruyla, yani savaşla belirlendiği yönde ilerliyor.
Zaten Başbakan Angela Merkel de Guttenberg’e yöneltilen eleştirilerin önüne geçerek, “ordudaki küçülme asıl olarak yeni güvenlik mimarisiyle ilintili” açıklamasında bulunmuştu. Yani; Alman ordusu günümüzün ihtiyaçları gözetilerek daha saldırgan bir ordu haline getiriliyor. Bu süreçte askeri harcamaların önemli bir bölümü silahların modernizasyonuna ayrılacak.
ZORUNLU ASKERLİK KALDIRILMIYOR
Ama asker sayısındaki bu azalmaya rağmen yıllardan beri birçok kez gündeme getirilen ‘zorunlu askerliğin kaldırılması’ talebine ise karşılık verilmedi. Her ne kadar askere alınacak genç sayısında bir azalma olmakla birlikte, zorunlu askerliği yasallaştıran Anayasa’nın ilgili maddesinin kaldırılması gündeme getirilmedi, bu gidişle de getirilmeyecek görünüyor.
Oysa, askere almayla ilgili Anayasa’nın 12. Maddesi, “18 yaşını doldurmuş erkekler orduya, Federal Sınır Koruma Birliği’ne ve sivil savunmaya alınabilir” diyor. Bu alınma daha sonra ülkenin bir dış tehdit ile karşı karşıya olması durumunda gerçekleşebileceği ifade diliyor.
Eski cumhurbaşkanı ve Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Roman Herzog, Federal Ordu’nun kuruluşunun 40. yılında yaptığı konuşmada “Zorunlu askerlik genç yurttaşların bireysel özgürlüğüne yapılmış büyük bir saldırıdır. Çünkü demokratik hukuk devlerinde ancak devlerin güvenliği dış bir saldırı ile karşı karşıya olduğu takdirde zorunlu askerlik söz konusudur. Bu yüzden zorunlu askerlik ilelebet sürdürecek genel bir prensipten çok özel güvenlik durumları için geçerlidir” demişti.
Kaldı ki, sözü edilen güvenlik durumun kendisi bile yerine göre tartışmalı bir hal almaktadır.
Bu yüzden sorun askerliğin zorunlu olarak kalmaya devam etmesinin kendisi sorgulanması gerekiyor.
Ama hükümet partileri CDU/CSU ve SPD zorunlu askerliğin kaldırılmasına karşı çıkıyor. Özellikle de kendisini kimi zaman “asker partisi” olarak nitelendiren CSU, kendi bakanı Guttenberg’e az sayıda gönüllünün silah altına alınması yönündeki planına bile tepki gösterdi.

HİZMET SEKTÖRÜNDEKİ TEDİRGİNLİK
Bir tepki de askerliğini sivil olarak yapan gençleri hastanelerde, yaşlı bakım evlerinde çalıştıran “sosyal” kuruluşlardan geldi. Resmi verilere göre halen 90 bin genç “sivil askerlik” çerçevesinde çeşitli işlerde çalıştırılıyor. Askerlikte gönüllülüğün öne çıkarılması ile birlikte bu işlerin kim tarafından yapılacağı ilk günden itibaren gündeme getirilmeye başlandı. Federal Alile Bakanı, önümüzdeki yıldan itibaren sadece erkekleri değil, kadınları da içine alacak 35 bin kişilik bir “sivil askerlik hizmeti” planı yaptıklarını söyledi. Bakan, sivil askerlik hizmetinin 6 ila 24 ay arasında değişe bileceğine ve bu hizmeti yapanlara ayda 500 Euro ödemeyi öngördüklerini ifade etti.
Gençleri “sivil askerlik hizmeti” adı altında sömüren başta kiliselerin yan kuruluşları olmak üzere pek çok kurum şimdi ortaya çıkacak işgücü açığını nasıl kapatacaklarını tartışıyor!
Gerçi bu konuda büyük bir sıkıntı çekmeleri beklenmiyor. Çünkü düşük ücretli işlerin alabildiğince yaygınlaştırıldığı günümüzde, özellikle Hartz IV yardımı ile geçinmek zorunda kalan işsizlerin sözkonusu kuruluşlar tarafından saati 1 Euro’dan çalıştırmasına olanak sağlanmış bulunuyor! (YH)

Sermaye hedefı açikladi:  Ordu tıcaret yollarini açik tutsun

Federal Ordu’da başlatılan “reform” sürecinin gerçek amacını Alman Sanayi ve Ticaret Odası (DIHK) Başkanı Hans Heinrich Driftmann, “ordunun Alman işverenlerin çıkarlarını koruması gerektiği” biçimindeki sözleriyle ifade etti.
Focus dergisine açıklamalarda bulunan Driftmann, son yıllarda Alman ordusunun görevlerinin değiştiğini, bu yüzden iç güvenlikten çok dış güvenlikte ilgilendiğini ifade ederek, yeni görevin Alman sermayesinin çıkarlarını korumak olduğunu dile getirdi. Driftmann yaptığı açıklamada, “Eğer ticaret yolları, özellikle de Güneydoğu Asya’daki yolların güvenliğinin tehdit edilmesi tam anlamıyla felakettir. Korsanlara bırakılmamalı” dedi.
Driftmann, korunacak yollarının özellikle Güneydoğu Asya ve Latin Amerika’da olduğuna işaret etti.
Diğer taraftan Federal Ordu’nun görevinin Alman sermayesinin çıkarlarını ve ticaret yollarını korumak olduğunu açık bir şekilde ifade eden Horst Köhler, gelen eleştiriler karşısında istifa etmek zorunda kalmıştı. Köhler daha sonra bu sözlerini yumuşatmaya çalışsa da ses kaydı kendisini yalanlamıştı.
Köhler’e gösterilen tepkinin bir benzerinin DIHK Başkanı Driftmann’a gösterilmemesi, bu konudaki görüşün giderek normalleştirilmeye çalışıldığını gösteriyor. (YH)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: