‘Türkiye Cumhuriyeti Cemaati’

Almanya’da uzun yıllardır, İslam’ın ya da Müslümanların hangi kurum tarafından temsil edildiği ya da etmesi gerektiği tartışılıyor. İslam’ın da diğer dinler gibi tanınan bir din olmasını sağlama bakımından „temsilci cemaatin“ tanınması büyük bir önem taşıyor. Eğer bütünü temsil edecek bir cemaat yok ise, mevcut Anayasaya göre İslam’ın resmi bir din olarak kabul edilmesi de mümkün görünmüyor.
Almanya’da hükümet ve İslami örgütler arasında „bir muhatap“ yaratmak amacıyla İslam Konferansı çerçevesinde başlatılan süreç gelinen aşamada başarısızlıkla sonuçlanmış görünüyor. Konferansın önemli bileşenlerinden birisi olarak görülen Almanya İslam Konseyi’nin (İslamrat) Milli Görüş ile yakınlığı bulunması nedeniyle konferans üyeliğinden çıkarılması, Almanya Müslümanları Merkez Konseyi’nin (ZMD) bu durumu protesto ederek geri çekilmesi, „en büyük İslam örgütü“ olarak Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ni (DİTİB) öne çıkarmış bulunuyor.
Zaten Türkiye ile Almanya arasında yapılan resmi görüşmelerde, DİTİB’in yapısının değiştirilerek, eyaletler düzeyinde örgütler kurulması vesilesiyle bu örgütün Almanya’daki Sünni inancından gelen Müslümanları temsil eden bir cemaat haline dönüştürülmesi konusunda görüş birliğine varılmıştı.
Yani, asıl olarak Türkiye tarafından sevk ve idare edilen DİTİB’in Almanya’da bir cemaate dönüşmesi, böylece Almanya’da adeta bir „Türkiye Cumhuriyeti Cemaati“ (TCC) kurulması yöneünde yasal süreç için çoktan düğmeye basılmıştı.
Berlin Büyükelçiliği Din İşleri Müşavirliği’ne atanan Diyanet İşleri Başkanlığı yöneticisi Prof. Ali Dere, 5-7 Eylül günleri arasında Hürriyet gazetesine verdiği „dizi mülakatta“, „Diyanet İşleri Başkanlığı ve müşavirliğimiz, bizim Almanya’da din hizmeti sunmada birlikte çalıştığımız, ortak hizmet ürettiğimiz DİTİB’in, bu statüyü (cemaat) elde etmesi için çalışmalar yapılıyor“ diyor.
Dere’nin sıraladığı ilişkiler halkasının kendisi, bir kez daha DİTİB’in asıl olarak Diyanet İşleri Başkanlığı ve müşavirlik tarafından sevk ve idare edildiğini, bu yüzden de oluşturulacak cemaatin, bizzat „laik“ devlet eliyle kurulduğunu ortaya koyuyor.

ASLAN’IN YERİNE DERE
Yasal cemaat olma sürecinde; DİTİB’in en azından Türkiye Cumhuriyeti’nden, dolayısıyla da Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan görüntü de olsa, organik olarak bağımsız bir kuruma dönüşmesi beklenirken eski yöntemin bundan sonra da devam edeceği görüldü.
Kurulduğu günden bu yana, sözde sivil olduğu ileri sürülen bu örgütün bütün başkanları Büyükelçilik Din İşleri Müşavirliği’nden geliyordu.
Son dört yıldır DİTİB’in genel başkanlığını yapan Sadi Arslan’ın merkeze çekilmesi üzerine onun yerine Berlin Din İşleri Müsteşarlığı’na atanan Prof. Ali Dere’nin getirilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Böylece ‚müsteşar başkan“ geleneği değişmeyecek. Bu aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin DİTİB ile organik ilişkisini korumaya, Almanya’da resmi bir devlet cemaati oluşturmaya kararlı olduğunu gösteriyor.
Ancak; önceki dönemlere göre bir takım farklılıklar da olacak. Çünkü, Dere uzun yıllardır Ankara’da yurtdışındaki örgütlerden sorumlu kişi idi. Bu durum aynı zamanda Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenlilerin çok daha yakından ve etkili tarzda denetim altına tutulmak istendiği anlamına geliyor.
Dere, 5-7 Eylül günleri arasında Hürriyet gazetesine verdiği „dizi mülakatta“ bundan sonraki asıl hedeflerinin Almanya tarafından yasal olarak tanınan ve bütün Müslümanları temsil eden bir dini cemaat olmak olduğunu açık olarak ifade ediyor. Bu bütünün içinde Türkiye’den gelen Aleviler ve diğer ülkelerden gelen Müslümanlar da bulunuyor.

İSLAM DİN DERSİ: PAYLAŞILAMAYAN PASTA
DİTİB’in yapısında değişikler yapılmasına neden olan İslam din dersi, gerçekten Almanya’daki İslami örgütler açısından büyük önem taşıyan bir konu. Berlin Eyaleti’nde bu dersin okutulması yetkisinin Milli Görüş’e yakınlığı ile bilinen İslam Federasyonu’na verilmesi büyük tartışmalara neden olmuştu. Din dersi yetkisini bir cemaate verme eğiliminde olan eyaletlerin çoğu, kendilerine uygun bir muhatap bulamadıkları için sürekli erteleme yoluna gittiler. Ancak sorunun mevcut anayasal çerçevede daha fazla ertelenemeyeceği de bilindiği için bir muhatabın yaratılması gerekiyor. Yaratılacak muhatap doğal olarak Almanya’da Müslümanları temsil eden dini cemaat yetkisini de alacak, devletin olanaklarını kullanacak ve gücünü diğerlerine göre hızla artıracak.
DİTİB, bu yönüyle İslam din dersi yetkisini almak için en güçlü aday konumunda. Eskiden İslam din dersinin mutlaka Türkçe okutulmasını, öğretmenlerin Türkiye’den getirilmesini savunan DİTİB, sonraki yıllarda bunun gerçekçi bir talep olmadığını anlayarak, derslerin Almanca okutulması gerektiğini savunmaya başladı.
Dere, Hürriyet’e verdiği söyleşide bir devlet örgütü olarak, sadece Türklere yönelik değil diğer ülkelerden gelen Müslüman öğrencilere de İslam din dersini vermeyi hedeflediklerini, bunun için de derslerin Almanca olması gerektiğini söylüyor.
Böylece „Türkiye cemaati“ başka Müslüman ülkelerden gelen göçmenleri de kendi çıkarlarına göre şekillendirmeyi önüne görev olarak koymuş bulunuyor. (YH)

İmamları kim yetiştirecek?

İslam din dersini verecek cemaatin giderek netleşmeye başlamasıyla birlikte dersleri verecek öğretmenlerin ve imamların kim tarafından yetiştirileceği konusunda da değişik öneriler ve girişimler bulunuyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı, dolayısıyla da Türkiye’ye Almanya’nın istediği Almanca bilen imamların yetiştirilmesi için İstanbul ve Ankara’da iki pilot uygulama başlatmış bulunuyor. Almanya’da öğrenim gören gençleri Türkiye’ye götüren Diyanet, verdiği dini eğitimden sonra bunları „Almanca bilen imam“ olarak gönderiyor.
Almanya ise, imamların Almanya’da yetiştirilmesi konusunda ısrarını sürdürüyor. Bu konuda en son Bilim Konseyi’nin iki veya üç üniversitede İslam Bilimleri Kürsüsü kurulması yönündeki önerisi üzerine üniversiteler kürsü açma yarışına girdi. 6 eyalette üniversiteler Federal bütçeden karşılanacak İslam Bilimleri Kürsüsü’nü açmak için başvurdu. Osnabrück, Münster ve Berlin Üniversitesi bu proje için en şanslı adaylar arasında görülüyor. Hessen Eyaleti’nde Marburg ve Giessen üniversiteleri de kürsü açmaya aday olduklarını açıkladı.
Öte yandan Baden Württemberg Eyaleti ise, Tübingen Üniversitesi’nde imam ve din dersi öğretmeni yetiştirmek için İslam Bilimleri kürsüsü kurmak istiyor. Kürsüde Almanya’daki camilerde çalışacak imam ve okullarda din dersleri verecek öğretmen yetiştirileceği belirtildi. (YH)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: