Haklarımız için elele vermeliyiz

Hüseyin Öncü *
Hükümet sermayeye sunduğu olanaklarla bir nevi soluklanmasını sağladı. İşletmelerin bir çoğunda kısa çalışma dönemi bitti, artık hanelerine kar yazmaya başladılar. Bunun bedeli ise biz işçiler açısından çok ağır oldu. İşletmeler bu süreçte eski çalışanları işten atarak, korumasız ve düşük ücretle çalıştırılan işçilerin sayısını arttırdı. Sadece Baden Württemberg’de yüz binin üzerinde kadrolu işçi sokağa atıldı. Sendikal haklarımız olan Noel ve izin ikramiyeleri gasp edildi. Mesleğini bitiren gençler işe alınmadığı gibi meslek yerlerinin sayısı sınırlandırıldı.
Son iki sene boyunca yaşananlara karşı tabi ki sessiz kalınmadı. Sendika yönetimlerinin uzlaşmacı ve yatıştırıcı politikaları karşısında Almanya’nın bir çok şehrinde, içlerinde bölgesel-yerel sendikacıların, işyeri temsilcilerinin ve DİDF’in de aralarında bulunduğu temsilcilerin bir araya gelerek oluşturdukları kriz karşıtı platform ve birlikler, “Krizin faturasını ödemeyeceğiz” şiarı ile onbinlerce emekçinin katıldığı irili ve ufaklı eylemler gerçekleştirdi.
Hükümet bir yandan büyük sermaye ve bankalara destek sunarken bir yandan da işçi ve emekçilere yönelik hak gasplarına devam ediliyor. Daha geçtiğimiz günlerde dev bir tasarruf paketi açıldı. Sağlık sigortalarında yine işçilerin aleyhine reform girişimleri mevcut.
Krizin bedelini, krize sebep olanlara ödetmek için bizlere düşen görev, işçi ve emekçilerin içindeki hoşnutsuzluk ve tepkileri daha örgütlü bir mücadeleye dönüştürmek; yaratılan korku ve çaresizlik dalgasına karşı sınıfın gücünü görmesine yarayacak her türlü girişimi desteklemektir. Sendikalarımızın eylemlerini de bu yönde değerlendirmek; bu çerçevede atılacak adımları, işyerleri başta olmak üzere emekçiler ve gençler arasında daha da etkili kılmaya çalışmak durumundayız.
Geçmişten bu yana işçi ve emekçilerin dini-etnik kimlikleri üzerinden sürdürülen politikalar bugün Sarrazin örneğinde görüldüğü gibi ırkçı açıklamalarla daha derinleştirilmek isteniyor. Emekçiler arasındaki birliğin bozulmasını, karşılıklı ön yargıların ve güvensizleşmenin arttırılmasını amaçlayan bu tür girişimlere karşı en anlamlı yanıtı biz işçi ve emekçiler verebiliriz. İşimiz ve ekmeğimiz için sınıf olarak vereceğimiz ortak mücadele ırkçılık ve ayrımcılıktan medet uman çevrelere de bir yanıt olacaktır.

*(WMF İşyeri İşçi Temsilcisi ve DIDF Yönetim Kurulu üyesi)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: