Milenyum hedefleri neden tutturulamadı?

20-25 Eylül tarihleri arasında New York’ta yapılan Birleşmiş Milletler Milenyum Zirvesi’nde, dünya liderleri, on yıl önce 8 maddede toplanan “Milenyum hedefleri”ne ne kadar “yaklaşıldığını” konuştular.
Yeni bir yüzyıla girişi, büyük umutlarla süslemek adına gerçekleştirilen “Milenyum Zirvesi”nde, insanlığın en büyük özlemleri arasında yer alan açlık, yoksulluk ve sefaletin azaltılması yönünde kararlar alınmıştı.
8 madde altında toplanan bu kararların başında, “2015 yılına kadar dünya çapında yoksulluğun yarı yarıya düşürülmesi”, “çocuk ölümlerinin azaltılması” bulunuyordu. Ne var ki; bu kararların alınmasının üzerinden on yıl gibi bir süre geçtiği ve belirlenen hedefe beş yıl kaldığı halde, yoksulluğun yarı yarıya düşürülmesi, çocuk ölümlerinin üçte iki oranında azaltılması ve temel eğitimin tüm ülkelerde uygulaması gibi ana hedeflere ulaşılamadı. Aksine bu süre zarfında dünya genelinde işsizlik ve yoksulluk azalmak yerine, ekonomik krizin etkisiyle daha da artma eğilimine girdi.
Peki, “Dünya Meclisi” olarak bilinen Birleşmiş Milletler’in böylesine iddialı kararlar almasının arkasında ne yatıyor ve bu kararlar neden hayata geçirilemiyor?

1 MİLYAR İNSANIN AÇ  YATTIĞI DÜNYA
Resmi verilere göre, şu anda dünya genelinde her 7 kişiden birisi gece yatağına aç olarak giriyor. Bu da 854 milyon insanın açlık sınırının altında yaşadığı anlamına geliyor. Dünya Gıda Örgütü bu rakamı “yaklaşık 1 milyar” olarak ifade ediyor. 2015 yılına kadar yarıya düşürülmesi hedeflenen bu sayının, özellikle yoksulluğun kol gezdiği bölgelerde düşmesi pek mümkün görünmüyor. Tersine, yoksulluğun yüksek olduğu ülkelerin üçte birinde düşüş bir yana artış bekleniyor.
BM konferansı öncesinde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından açıklanan 427 sayfalık rapor da, BM yetkilileri ve dünya liderleri tarafından verilen sözlerin sadece laftan ibaret olduğunu ortaya koyuyor. Rapora göre, dünya genelinde 41 milyon çocuk yoksulluk içinde yaşıyor.

AÇLIK VE YOKSULLUK  AKSİNE ARTIYOR
900 milyon insanın yaşadığı BM üyesi 50 ülkede Milenyum Zirvesi’nin üç önemli hedefine de ulaşması mümkün görünmüyor. Bu ülkelerin 24’ü Afrika kıtasında Sahara’nın güneyinde yer alıyor. 1.2 milyar insanın yaşadığı 65 üye ülkede ise 2040 yılından önce hedeflerden birine ulaşılması mümkün değil. Bu veriler dikkate alındığında, “Milenyum hedefleri”nin 115 ülkede yaşayan 2.1 milyar insan için pek bir anlamı bulunmuyor.
Gelecekle ilgili yapılan tahminlere göre, 2015 yılında 827 milyon insanın yoksullaşacağı, 1.7 milyar insanın günde 2 Dolar’dan daha az bir para ile yaşamaya devam edeceği öngörülüyor.
Keza çocuk ölümlerinin üçte iki oranında düşürülmesi de beklenmiyor ve en iyimser ihtimalle bunun ancak 2045 yılında imkan dahilinde olduğu belirtiliyor.
“Herkese ilkokul” hedefinin de 2015’e kadar tutturulması beklenmiyor. Yani 2015 yılına kadar 47 milyon çocuk okula gidemeyecek. Bunların 19 milyonu Afrika kıtasında. Milenyum Zirvesi’nde ilan edilen temiz su kaynaklarına sahip olamayan 1 milyar insan sayısının 2015 yılına kadar yarı yarıya düşürülmesi de yine gerçekleşmeyecek hedefler arasında.

NÜFUSUN YÜZDE 40’INA GELİRİN YÜZDE 5’i
Yine Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya nüfusunun yüzde 40’ına sahip olan ülkeler, “toplam küresel gelirin” yüzde 5’ine sahip.
Yoksul ülkelerin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömüren emperyalist devletler ülkelerindeki serveti artırırken, sömürdükleri ülkelere ve onların halklarına ise yoksulluk ve sefaleti reva görüyorlar.
Bununla birlikte, bu açlık ve yoksulluğun bir nebze de olsa iyileştirilmesi, en azından ölmeden yaşamak için ayakta kalmalarını sağlamak amacıyla kendilerinin belirledikleri “kalkınma yardımları” konusunda dahi ayak sürüyorlar.
Milenyum Hedefleri’nin tutturulabilmesi için kalkınmış ülkelerin gayri safi milli hasılasının yüzde 0.7’sini ayırması gerekiyordu. Ancak aradan 10 yıl geçtiği halde sözkonusu ülkelerin çok önemli bir bölümü verdiği sözü yerine getirmemiş. AB ülkelerinden sadece Danimarka, Lüksemburg, Hollanda ve İsveç bu hedefi tutturmuş. Zaten birçok ülkenin belirlediği kalkınma yardımı oranı oldukça düşüktü: Örneğin Almanya’nın ayırdığı oran yüzde 0.38, İtalya’nın ayırdığı oran yüzde 0.2.
BM’ye bağlı Milenyum Kampanyası’nın eski yöneticisi Eveline Herfkens bu durumu şöyle özetliyor: “Bu gerçekten bir facia. Önümüze koyduğumuz hedeflere ulaşmamız, hem yoksul hem de zengin ülkelerin ortak katkısıyla mümkün. Şaşırtıcı olan şey, yoksul ülkelerin sorumluluklar konusunda daha büyük adım atmış olmaları.”

KAPİTALİZM DÜNYANIN SORUNLARINI ÇÖZEMEZ
Milenyum Kararları’nın üzerinden 10 yıl gibi bir süre geçip hedefe beş yıl kalırken, dünyamızın açlık, sefalet, ölüm ve hastalık gibi temel sorunlarının mevcut anlayış ve yaklaşımla çözülemeyeceği anlaşılmıştır. Dünyanın bütün ülkelerinin onayı ve desteği ile alınan bu kararların belirlenen hedeflerin çok uzağında kalınması elbette, günümüzde dünya siyasetine ve ekonomisine yön veren emperyalist-kapitalist devletlerin gündeminin bu sorunlarla mücadele olmadığını gösteriyor. Çünkü kapitalist-emperyalist ülkelerin zenginliği, serveti asıl olarak başka ülkeler ve halklarının aç ve yoksul bırakılmasından geçiyor. Dolayısıyla, “küreselleşen dünya”nın en ücra köşesindeki bir çocuğun açlıktan ölmesinde bu güçler sorumlular.
Bu nedenle kapitalist dünyanın belirlediği Milenyum Hedefleri’nin hayat bulması için, bu sorunları doğuran ve bu sorunlardan beslenen kapitalist-emperyalist sistemin ortadan kalkması gerekiyor. (YH)

Neler hedeflendi, hangi aşamaya gelindi

HEDEF 1: Açlığı, yoksulluğu, günde bir doların altında gelirle yaşayanların sayısını 1990’daki düzeyin yarısına indirmek. 1990’da 1.25 milyar insan günde 1 doların altında gelire sahipti.
ŞİMDİKİ DURUM: Dünya Bankası’na göre, halen 1 milyarın üzerinde insan yoksul.

HEDEF 2: Tüm çocukların temel eğitimden yararlanmasını sağlamak.
ŞİMDİKİ DURUM: UNICEF’in verilerine göre, 2007’de 93 milyon çocuk okula gidemiyordu. Bu sayı beş yıl öncesine göre yüzde 20 az.

HEDEF 3: Cinsiyet eşitliğini teşvik etmek, eğitimin tüm aşamalarında cinsiyet ayrımını ortadan kaldırmak.
ŞİMDİKİ DURUM: Bu konuda ciddi bir ilerlemenin olduğuna dair bir veri bulunmuyor.

HEDEF 4: Çocuk ölümlerini 1990 istatistiklerine göre üçte iki azaltmak.
ŞİMDİKİ DURUM: UNICEF tarafından yapılan araştırmaya göre dünya çapında yılda 5 yaşından küçük 9.2 milyon çocuk hayatını kaybediyor.

HEDEF 5: Doğum sırasında yaşanan anne ölümlerini 1990’a göre dörtte üç aşağı çekmek.
ŞİMDİKİ DURUM: Verilere göre, yılda yarım milyon kadın doğum sırasında hayatını kaybediyor. Bu konuda da ciddi bir ilerlemenin olduğuna dair veri yok.

HEDEF 6: AIDS, sıtma ve diğer salgın hastalıklarla mücadele etmek.
ŞİMDİKİ DURUM: Gelinen aşamada 33.2 milyon Aids hastasının sadece üçte biri tedavi altında. WHO tarafından verilen bilgiye göre, 2001-2008 HIV virüsü taşıyanların oranı yüzde 16 azaldı.

HEDEF 7: Ulusal politikaların ‘sürdürülebilir büyüme ilkeleri’ne göre tasarlanması,çevre dostu enerji kaynaklarının arttırılması.
ŞİMDİKİ DURUM: Bu konuda da en son BM tarafından Kopenhag’da düzenlenen İklim Konferansı’nda bir uzlaşma sağlanamadı ve dünya küresel ısınmanın yarattığı felaketlerle karşı karşıya.

HEDEF 8: Yoksul ülkelerin gelişmesi için uluslararası dayanışmayı güçlendirmek, Milenyum hedeflerinin hayat bulması için yoğun bir çaba harcamak.
ŞİMDİKİ DURUM: Büyük devletlerin çoğu gereken yüzde 0.7’lik bütçeyi ayırmadı, ayıracak gibi de görünmüyor.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: