Toplum Kürt sorununa çözüm getirilmesini istiyor

ÇETİN DİYAR
İmralı’da Öcalan’la ve Ankara’da BDP yöneticileriyle yapılan görüşmeler, bu görüşmeler üzerinden çözüm üzerine yapılan tartışmalar, ‘açılım’ politikasının açıklandığı günlerdekine benzer bir umut havası yaratmış durumda. Referandumdan önce milliyetçi oylar üzerinden MHP ile kapışırken Öcalan’la görüşmeler yapıldığı iddialarını gündeme getirenleri “şerefsizlik”le suçlamıştı Başbakan Erdoğan. Oysa bugün görüldü ki, bu görüşmeler toplumun geniş kesimlerinde tepki değil; çözüm yönünde bir beklenti yaratmıştır. Gelinen yerde hangi adla veya niyetle yapılıyor olursa olsun, Öcalan ve BDP ile görüşmeler yapılma noktasına gelinmiş olması, sorunun çözümü konusunda bir gelişme olarak değerlendirilmelidir. Burada söylenenlerden elbette sorunun artık kolayca çözüme ulaşacağı, Kürt halkının beklentilerinin karşılanıp birlikte yaşamın koşullarının yaratılacağı sonucu çıkarılmamalıdır. Çünkü Başbakan Erdoğan tarafından yapılan açıklamalar, ülkeyi yönetenlerin Kürt halkının taleplerini karşılamayı değil, halka kendi “çözüm”lerini dayatma arayışı içinde olduklarını göstermektedir.
ANADİLDE EĞİTİM NEDEN OLMASIN?
Evet, başbakan Erdoğan’ın son açıklamaları çözümün neresinde durdukları; daha doğrusu ne zaman ve nasıl bir çözüm öngördükleri sorularına yanıt vermek bakımından önem taşımaktadır. Hükümet temsilcilerinin BDP yöneticileriyle yaptığı görüşmeden sonra ve önceki gün medya organlarının temsilcileriyle yaptığı toplantıda Başbakan Erdoğan ne demişti? “Anadilde eğitim olmaz. Kurs açıp dillerini öğrenebilirler.”
Dil, bir ulusu var eden unsurların en başında yer alır. Bir ulusun kendi varlığını sürdürmesi, kültürünü var edip geliştirmesi için dil olmazsa olmazdır. Bu nedenle anadilde eğitim ve Kürtçe’nin kamusal alanda kullanılması, en başından beri Kürt halkının en öncelikli talebi oldu. Bu nedenle Erdoğan’ın ‘dil’siz çözümü, Kürt sorununun ‘Kürt’süz çözümünden başka bir anlam ifade etmez. Kürtlere “gidin, dilinizi kurslarda öğrenin” diyenler, mesela artık Türkçe’nin okullarda değil, özel kurslarda öğretilmesi konusunda ne düşünüyorlar? Zaten AKP’nin Kuzu’su da dilin kullanımını “ekonomik getirisi” ile açıklamıyor muydu?


YENİ ANAYASA NEDEN SEÇİM SONRASINA BIRAKILIYOR?

Başka ne diyor Başbakan Erdoğan? Yeni anayasa 2011’den, yani seçimlerden sonra, diyor. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun yeni anayasa için hemen çalışmaya başlanması önerisini “samimiyetsiz” buluyor. Samimiyet, sanırsınız Erdoğan’ın tekelinde! Kimin samimi olup olmadığını sadece o belirliyor. Oysa birinin samimi olup olmadığını öğrenmenin en gerçekçi yolu, söylediğini yapmaya çağırmaktır. Madem AKP yeni bir anayasa yapacak, CHP de bunu desteklediğini söylüyor ve zaten BDP’nin de çözüm için talebi bu. Varlık-yokluk derdine düşen MHP dışında meclisteki partilerin hepsi bunu istiyorsa neden şimdi olmuyor da 2011 tarihi veriliyor. Bunun anlamı yeni anayasayı seçimlerde kendisine oy verme koşuluna bağlamak değil mi? Bundan büyük samimiyetsizlik olur mu?
Hadi, bunu da bir tarafa bıraktık. Seçim sonrasına kadar çatışmasızlık ortamının devam etmesi için ne yapacaklar? “PKK, sınır dışına çıksın” deniyor. Peki, devlet bu konuda ne yapacak? Operasyonlar son bulacak mı? PKK; koşullar sağlansın, BM gözetiminde silahlarımızı bırakalım, diyor. Bunun koşullarını yaratmak üzere genel siyasi af ilan edilip ülkeye dönüşlerin önü açılacak mı? Başbakan samimi ya, bütün bu soruları yanıtsız bırakmışken kendisine oy verip beklemeye devam edeceğiz. Sonrası Allah kerim!

İYİMSERLİK HAVASI İYİ  KULLANILABİLİR
Durum ortadadır. İyimserlik havasının devam etmesi; çatışmasızlık ortamının kalıcılaştırılması ve çözüm koşullarının yaratılması için demokrasi ve emek güçlerinin, aydınların beklentiye kapılmadan barış mücadelesini ısrarla sürdürmesi gerekmektedir. Başta anadilde eğitim olmak üzere Kürt halkının taleplerini sahiplenmek ve yeni anayasa konusunda AKP’nin ortaya koyduğu samimiyetsiz tutumu teşhir ederek Kürt, Alevi, emekçi, kadın, genç en geniş halk kesimlerini demokrasi mücadelesinde birleştirmek, bu yönde atılması gereken öncelikli adımlar olarak durmaktadır.
Bir hatırlatmayla bitirelim: Başbakan Erdoğan, son yıllarda Bölge’de yaptığı mitinglerde Ehmedê Xanê’nin adını dilinden düşürmüyor. 17. yüzyılda yaşamış olan Xanê, medreselerde Kürtçe eğitim görmüş ve ölümsüz eseri ‘Mem û Zîn’ ile Kürt dili ve edebiyatının en önemli isimleri arasında yer almıştır. Öyleyse bir yandan Ehmedê Xanê’yi ağzından düşürmeyip öte yandan Kürtlere ‘Kürt’süz çözüm dayatan Başbakan Erdoğan’a bir de Kürtçe soralım: Ehmedê Xanê kî ye?

*Ehmedê Xanê kimdir?

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: