Arjantin, şatafatlı standlar ve garip bir katılış

Mehmet Salim

Konuk ülke Arjantin’e ayrılan salonda ziyaretçileri aralarında ünlü edebiyatçı Borges’in ve bir çok tanınan yazar ve şairin büyük boy resimleri karşılıyordu. Konu kitap olunca salonda sergilenen ve Arjantin’de bulunan dinozor fosili daha çok çocukların dikkatini çekiyordu. Salonda en çok dikkati çeken ise Che’ye ve cunta döneminde kaybedilen şair ve yazarlara ayrılan bölümdü. Kayıp yazar ve şairlerin resimleri de bulunan duvarda isim listesi oldukça uzundu. Che’ye ayrılan küçük bir cam mekanda ise Che’nin resmi altında yazar, şair Julio Cortazar’a ait bir şiir ve Bolivya’da ölmeden önce tuttuğu ‚Bolivya Günlüğü’nün orijinali bulunuyordu.


ARJANTİN KAYIPLARIYLA GELDİ

Konuk ülke Arjantin olunca ağırlıklı gündem de kayıplar oldu. Bir çok etkinlikte bu konu gündem yapıldı ve bunun edebiyata yansıması tartışıldı. Fuar çerçevesinde İspanyolca’dan Almanca’ya çevrilen kitapların büyük çoğunluğunun konusu da kayıplardı. Hükümet bu projeleri desteklemesine rağmen o dönemin sorumlularını açığa çıkaracak gereken iradeyi göstermiyor. Wolfgang Kaleck cunta döneminin sorumlularının neden cezalandırılmadığı üzerine yazdığı kitabını tanıtırken hükümetlerin bilinçli olarak sorumluları gizlediğini vurguladı. Dolayısıyla kitap fuarında konu üzerine bu kadar tartışılmasının sadece dışa yönelik bir görüntü olduğu ortaya çıkmış oldu.
Kuşkusuz konuk ülkenin tek konusu kayıplar değildi. Arjantin’in tanınan yazarı Jorge Luis Borges üzerine bir kaç toplantı yapıldı ve yazarın Arjantin edebiyatına getirdiği yenilikler ve genç yazarlar üzerindeki etkisi tartışıldı. Ayrıca dünyada tanınan Julio Cortazar, Ernesto Sabato ve Manuel Puig üzerine yapılan toplantılar da büyük ilgi gördü. Konuk ülke Arjantin olunca tango ve futbol konuşulmadan da geçilmedi. Arjantin Organizasyon Komitesi Başkanı Magdalena Faillace fuar sonu yaptığı değerlendirmede fuardan memnun olduklarını ve başarılı ve verimli bir fuarı geride bıraktıklarını söyledi.

NE KADAR PARA O KADAR YER!

Kitap Fuarı’nın en ilgi çeken standları medya ve yeni elektronik ürünler bölümü. Bu ürünlerin yüzdesi her geçen yıl biraz daha artıyor. Özellikle büyük firmalar kendi ürünlerini tanıtmak için fuarda birbiriyle yarışıyorlar. Fuara yine en çok yayınevi ile katılan ülkeler Almanya’dan sonra ABD ve İngiltere. Özellikle ABD ve İngiliz yayınevleri krize rağmen fuardan memnun olduklarını belirttiler. Özellikle petrol ülkesi bazı Arap ülkeleri her yıl olduğu gibi bu yıl da şatafatlı standları ile dikkat çektiler. Yani ne kadar paran varsa o kadar yer.

TÜRKİYE KİTAP VAR YAYINEVİ YOK
Fuara Türkiye’nin bu yıl katılımı bir garipti. Kültür Bakanlığı’nın resmi sayfasında otuza yakın yayınevinin fuara katılacağı belirtilirken fuarda bir kaç dini yayınevinin dışında hiç bir yayınevinin bulunmaması dikkat çekti. Yayınevlerinin kitapları vardı ama kendileri yoktu. Yayınevlerine ait bütün kitaplar Yayıncılar Birliği’nin standında sergilendiler. Kültür Bakanlığı’nın standında ise daha çok dini kitaplar ağırlıktaydı. En büyük stand ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Ticaret Odası’na aitti. Bu standlar ise kitaptan çok ticaret üzerine şekillenmişti. Yabancı dillere Türkçe eserlerinin kazandırılmasını destekleyen TEDA’nın standında ise çeşitli yabancı dillere çevrilen kitaplar sergilendi.
Türkiye’den katılan yazarların ve düzenlenen etkinliklerin sayısı da bu yıl oldukça azdı. Durum böyle olunca toplantılara ilgi de düşük oldu. Cumartesi günü ise Yayıncılar Birliği yayınevlerine ait kitapları topladı ve standa Frankfurt’taki bir özel kitapçının („Türk Kitapevi“)  kitaplarını koyarak satmaya başladı. İsmini vermek istemeyen bir yayıncı konsolosluğa verdikleri kitapların her yıl konsolosluk tarafından Türk Kitapevi’ne verildiğini ve kitapevinin de bu kitapları sattığını söyleyerek bu duruma tepki gösterdi.
Fuarda ayrıca Almanca/Türkçe, Türkçe/Almanca çeviri ödülü alanlar da açıklandı. Almanca’dan Türkçe’ye bir çok eser kazandıran Ahmet Cemal ve Türkçe’den Almanca’ya çeviri yapan İngrid İren ödüle layık görüldü. Teşvik ödülü ise Cemal Ener ve Dr. Michael Hess’e verildi. Gazeteci, yazar, çevirmen Yüksel Pazarkaya ise Almanya Türk Gazeteciler Birliği Onur Ödülü’nü aldı.


Bariş ödülü Grossman’a verildi

Alman Yayıncılar Birliği’nin bu yılki Barış Ödülü’ne İsrailli yazar ve gazeteci David Grossman layık görüldü. İsrail ve Filistinliler arasında yakınlaşma sağlanması için harcadığı çabalardan dolayı ödüle layık görülen Grossman, Frankfurt Paul Kilisesi’nde düzenlenen törende yaptığı teşekkür konuşmasında da Ortadoğu sorununa değindi.
Ortadoğu’da iki devletli çözümü desteklediğine dikkat çeken Grossman, Filistinlilerin bağımsız bir devlet kurmasından yana olduğunu belirterek, İsrail için de yeni bir başlangıç dilediğini ifade etti. Grossman, „Ülkemin, israil’in tarihini yeniden yazacak gücü bulabilmesini diliyorum“ diye konuştu.
„Her iki tarafın, hem İsrail hem de Filistinlilerin işgalin, terörün ve nefretin olmadığı bir barış ortamında yaşama hakkı var. Her iki tarafın, tek tek bağımsız halklar olarak kendi ülkelerinde onurlu bir şekilde yaşamaya hakkı var“ şeklinde sözlerini sürdüren Grossman, İsrail’in, tüm askeri gücüne rağmen, vatandaşlarına arzu ettiği güvenlik duygusunu hala sağlayamadığını kaydetti.
David Grossman, Lübnan’daki savaş sırasında 2006 yılında Hizbullah militanlarının düzenlediği bir füze saldırısında oğlunu kaybetmişti.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: