‘Hiç kimseye karşı’ füze kalkanı!

İHSAN ÇARALAN

Türkiye’nin, NATO’nun “Füze kalkanı sisteminin” kendi topraklarına konuşlandırılmasını kabul ettiği belirtiliyor. 4 Kasımda tüm NATO üyelerine iletildiği belirtilen “kabul” taslağında Türkiye’nin “Cephe ülkesi olmama şartı” konulmuş. Yine bu taslakta, füze kalkanı kurulma nedeni olarak İran ve Suriye’nin adından da söz edilmediği belirtiliyor. Çünkü Türkiye, İran ve Suriye’nin anlaşma metninde “Tehdit eden ülke” olarak gösterilmesine karşı çıkmış!
NATO, gelecek 10 yılına yön verecek “NATO Stratejik konsepti”nin temel belgesini hazırlamak için çalışıyor. Ve bu belgenin en önemli yanını da NATO’nun batı ülkelerine karşı girişilecek “Balistik silahlarla yapılacak bir saldırıya karşı füze kakanı kurulması” oluşturuyor. Bu kalkanın da, son 5 yıldır, Polonya, Romanya, Doğu Avrupa, … filan derken, Türkiye’ye yerleştirilmesinde karar kılınıyor. NATO Türkiye’ye başvuruyor. Cumhurbaşkanı Gül, AKP Hükümeti ve askeri yetkililer de bu “Füze kalkanının” Türkiye’ye yerleştirilmesine “Türkiye’nin cephe ülkesi ilan edilmemesi şartıyla evet” diyorlar. Anlaşmanın 19-20 Kasımdaki NATO’nun Lizbon Zirvesi’nde karara bağlanacağı da gelen haberler arasında.
Aslında durum çok açık: Batı emperyalizminin en büyük savaş gücü olan NATO, batı ülkelerine yönelecek saldırıları daha batı ülkelerinin hava sahasına girmeden karşılamak üzere bir füze kalkanı sitemi kuruyor. Bu kalkanı Türkiye’ye yerleştiriyor. Ama Türkiye’nin yetkilileri, bu kalkanın İran’a, Irak’a, Suriye’ye ya da başka bir ülkeye karşı kurulmadığını iddia ediyorlar. Ve bu arada “NATO için en önemli tehdit terörizmdir!” demeye devam ediyorlar. Öyle olunca da; bu füze sisteminin kimi “Terör örgütlerine karşı kurulduğu” izlenimi ediyorsunuz. Yani el Kaide, Taliban ya da onlar gibi birileri batı ülkelerine en az 3-5 bin kilometre öteden füzeyle saldırı yapacak; bu füzeleri Türkiye’de kurulu füze kalkanı sistemi, Türkiye ya da Türkiye’ye bile gelmeden yakalayıp imha edecek!
Bu iddianın abesliği ortada olacağı için bir madde daha sıkıştırılmış taslağa;
“Nükleer silahların yayılmasına öncülük yapan, istikrarsız, düşmanca tutum içerisinde, konvansiyonel silah birikimi yapan, kendini yönetme kabiliyeti olmayan aktörler”e karşıymış bu füze kalkanı!
“Kimmiş bu aktörler?” derseniz; bunu da NATO belirleyecek! Batının stratejisiyle uyum sağlamayan ülkeler bu kategoriye, alınacaktır! Örneğin, “Nükleer silahların yayılmasına öncülük yapan”, “Düşmanca tutum içinde”, … derken bugün en başta İran’dan söz edildiğini anlamamak için her halde aşırı aptal olmak gerek!
Hiç kimsenin, “Hiç kimseye karşı” olan bir füze kalkanı için milyarlarca dolar yatırmayacağı ortadadır. Bu yüzden de “Füze kalkanı” elbette en başta İran’a karşıdır, sonra Suriye’ye, Rusya’ya, belki yönetim değişecek Pakistan’a, Çin’e karşı kurulmaktadır ve bu füze kalkanı Avrupa’nın doğusundaki batının “Arka bahçesi” ülkelere sığdırılamayıp Türkiye’ye kadar getirilmesinde de böyle; Türkiye’yi İran’la Rusya’yla, Suriye ile kapıştırma amacının olduğunu söylemek çok derin bir gerçeği ifade etmek olmaz.
Türkiye, “Füze kalkanı”nı topraklarına konuşlandırılmasına izin vererek, en doğrudan biçimde; batının doğusundaki cephe ülkesi olmayı kabul etmiş olmaktadır. Anlaşmaya, “Biz cephe ülkesi olmak istemiyoruz”, “Füze kalkanı komşularımıza karşı değildir” diye yazdırsa bile bu acı gerçek değişmez! Böylece, aynı zamanda Türkiye, öncelikle İran’la, sonra da Rusya ve Çin ile diğer komşu ülkelerle düşmanlaşmayı peşinen kabul etmiş, üstelik de batı emperyalizminin çıkarları uğruna düşmanlaşmayı göze almış olmaktadır.
Tayip Erdoğan Hükümeti, herhalde, tüm Ortadoğu haklarının ABD’yi, batı emperyalizmini lanetlediği bir dönemde, Türkiye topraklarında yeni füze üsleri kurulmasana onay vererek, silinemeyecek biçimde lekelenmiştir ve böyle bir lekeyle tarihe geçecektir!

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: