Britanya’da bir ‘Akılsız Tasarım’!

GÖKHAN YADIRGI

Gün geçmiyor ki yeni bir bilimsel veri, evrim teorisini ayakları daha sağlam yere basan bir kuram olarak pekiştirmesin! Sistematik bir kuram olarak ortaya atılmasının üzerinden 150 yıl geçmiş olmasına ve tüm bilim dünyasında kabul görmesine rağmen, gerçeklere direnmek „güneşin kendileri öttüğü için doğduğunu zanneden horozlara“ benzemektir. Evet, böyle ‚diplomalı horozlar‘, merkezi Glasgow’da bulunan ‚Akıllı Tasarım Merkezi (CID)’ni kurdular. Hedefi, evrim karşıtı anlayışlarını okullar, üniversiteler ve toplum içinde yaygınlaştırmak.
KİM BUNLAR?
Daha önce İngiltere’de faaliyet gösteren başka bir evrim karşıtı grup olan „Bilimde Hakikât“in uğradığı hezimetten ders çıkaran CID, yöneticilerini ve yönünü bilimle bağdaştırıp, bilimsel görünerek ilerlemeyi kendisine kılavuz edinmiş.
Tıpkı ABD’de faaliyet gösteren ‚Keşif Enstitüsü‘ gibi bilimsel görünmeye ve bilimsel olduğunu söylemeye özel önem veriyor. Bu yüzden CID’nin başkanı, Queens Üniversitesi (Belfast) Tıbbi Genetik Bölümü’nde Fahri Profesör ünvanı olan Norman Nevin, başkan yardımcısı Dr. David Galloway, direktör Dr. Alastair Noble. İnternet sitelerinde kendilerini destekleyen diğer bilim insanlarının adını vermekten geri durmuyorlar: Cambridge Üniversitesi’nden Russell Healey ve Geoff Barnard, Leeds, Bristol ve Sheffield Üniversitelerinden Dr… Bu kadar Dr. ve Prof. ünvanlı zat’ı biraraya toplayınca, söylenen herşeyin bilimsel olacağını sanan bu akademik din adamları için şu halk deyimi tam yerini buluyor: „Okumak cehaleti alır, eşeklik bâki kalır!“

NE İSTİYORLAR?
Önce „Bilimde Hakikât“le başlayalım. Bunların iddiaları İncil’in Genesis bölümünde anlatılanlara dayanıyor. Buna göre dünya 10 bin yıl yaşındadır; tüm canlı ve cansız varlıklar 6 gün içerisinde yaratılmış ve herşey takdir-i ilahidir! Bu görüşlerin yaygınlaştırılması için teknoparklar, müzeler, yığınla materyal parasız olarak halkın hizmetine sunuluyor! Ancak bunlar bilim dünyasında oyuk açmak için yeterli değil. Bu yüzden CID, her ne kadar bilimsel olmasa da, bir kılıf bulup evrim teorisine karşı argümanlarını bilimsel diye pazarlamaya çıkıyor.
Bilimsel kavram ve kuramları kullanarak asıl iddiaları olan „tüm evren ve içindeki herşeyin akıllı bir tasarımcı (Tanrı) tarafından yaratıldığı“ safsatasını bilimsel kılmak istiyorlar. Kozmolojide Büyük Patlama teorisini ve biyolojide evrimi yeniden yorumlayıp, ortaçağ mantığı kullanarak sonsuzluğu inkar edip, „akıllı bir tasarımcı“ savına bilimcileri ve halkı inandırmak istiyorlar.
Kavram karmaşasının ayyuka çıktığı günümüz postmodern dünyasında bunu yapmak daha kolay görünüyor. Zira, CID’nin direktörü Alastair Noble, „fiziki ve materyalist süreçlere dayanan açıklamalar artık bilim insanlarını tatmin etmiyor“ derken buna işaret ediyor. Ne var ki, gerçeklere karşı savaş, onları savunacak kimse kalmadığında bile, başarısızlığa uğramaya mahkumdur.Yerçekimi yasasını inkar edip kendisini yüksek bir binadan aşağı atan kahramanın hüznü gibi!…

DARWİN VE GERÇEKLER AŞKINA YETER!
Darwin, 1859’da yayımlanan ‚Türlerin Kökeni Üzerine‘ adlı başyapıtında, tüm canlıların ortak bir ya da birkaç atadan evrim yoluyla değişerek bugünkü çeşitliliğe eriştiğini ve bunun çok uzun bir jeolojik zaman dilimi içinde doğal seçilim mekanizması ile gerçekleştiğini kanıtlarıyla ortaya koymuştu.
Öncelikle vurgulanması gereken şey „organizma ve türlerde zaman içinde değişim anlamındaki evrim“in bir teori değil, olgu olduğudur. Dünya dört milyar yaşında. Geçen bu süre içinde türler, basit bir kimyasal çorbadan ve sonraki ilkel organizmalardan evrimleşerek, bugün çevremizde gördüğümüz sayısız canlı sistemlerinin karmaşık ve harikulade dünyasını oluşturdular. Bu bir olgudur. Darwinci Evrim Teorisi için sorun, türlerde bu evrimsel değişimlerin nasıl meydana geldiğidir. Darwin, bundan 150 yıl önce Türlerin Kökeni Üzerine adlı eserini yayımladığında, doğal seçilim üzerine düşüncelerini dört ilkede açıkça belirtmişti: İlkin, tüm organizmalar, hayatta kalabilme olanağına sahiptirler ve bunlar sırası geldiğinde yeniden üreyebilecek olandan daha fazla döl verirler.
İkinci olarak, aynı türün bireyleri arasında üreme, çeşitlilikle sonuçlanır. Yani iki hayvan ya da insanın çiftleşip üremesi sonucu oluşan yavruları kendilerine benzerler, ancak küçük değişiklikler olur.
Üçüncü olarak, çevreye en uygun olan döller hayatta kalırlar. Uygun olmak, daha güçlü olmak anlamına gelmez; çevreye en iyi uyum gösteren yavrular belki daha iyi görebiliyordur ya da daha hızlı koşabiliyordur veya biraz farklı bir metabolizmaya sahiptir, anlamına da gelebilir. Çevreye en iyi uyum sağlayan yavruların hayatta kalmaları daha muhtemeldir.
Ve dördüncü olarak, nesiller boyunca çevreye daha fazla uyum gösteren tipler hayatta kalırlar ve böylece türlerin karakterleri kademeli olarak değişir.
Darwinci doğal seçilimin temel ilkeleri bunlardır. Günümüzde artık türler arası geçişlere kanıt olarak „ara formların“ bulunmuş olmasına ve genetik biliminin, tüm canlılar arasında ortak köken birliği olduğunu ispatlamasına karşın bu çığırtkanlığın devam ediyor olmasına Darwin ve gerçekler aşkına yeter diyoruz!

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: