Göçmenlere karşı ‘Almanca Kılıcı’

“Almanca bilmiyorlar” söylemi yıllardır Almanya’da yaşayan göçmenlerin tepesinde adeta bir “Demokles’in Kılıcı” gibi sallandırılıyor. Birlikte yaşanılan halkın, içinde bulunulan ülkenin dilini anlamak, konuşmak, kendini ifade edebilmek gibi doğal bir durum, yıllardır bu ülkede daha çok göçmenlerin haklarını budamak, uyumun önüne yeni engeller çıkarmak için kullanılıyor ve öyle görünüyor ki bundan sonra da sıkça kullanılmaya devam edilecek.
“Almanca’yı öğrenme konusunda ayak diremek, öğrenmeye gerek olmadığını savunmak”, elbette aklı başında hiç kimsenin söyleyeceği, savunabileceği bir durum değildir. Tam tersine, olanakları zorlayarak Almanca’yı en azından anlayabilecek ve kendisini ifade edecek kadar öğrenmek her bakımdan hayatın kolaylaşmasına yol açacaktır.
Burada asıl olarak üzerine durmamız gereken devletin, gelip geçen hükümetlerin göçmenlere iyi derecede Almanca öğrenmeyi sağlamak için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirip getirmediğidir.
Eğer, tek tek kişilerin değil, bir toplumsal grubun iyi derecede Almanca öğrenememesinden söz ediliyorsa, bu toplumsal sorun karşısında devletin ne yaptığı veya yağmadığı sorgulanmak durumundadır. Bugün yapıldığı gibi, insanları suçlayarak, yer yer aşağılayarak bir yarım yüzyıl daha sorunun üstesinden gelinemeyeceği açıktır.

‘MİSAFİR İŞÇİLER’E ALMANCA ÖĞRETİLSEYDİ…
50 yıl önce Almanya’ya getirilen “misafir işçilere” gerçekten de “misafir” gözüyle bakıldığı, bu yüzden Almanca öğretme diye bir derdin olmadığı, onyılların fabrika ile “işçi haymları” arasında geçip gittiği biliniyor.
Devletin, birinci kuşak göçmenlere dil öğrenimi için gerekli imkanları sunmamasının yarattığı sorunlar katlanarak bugünlere gelindi.
Nesiller değiştikçe, göçmenler arasında Almanca’yı daha iyi kullananların oranı arttı. Ama buna rağmen devlet, sürekli “Almanca bilmeme” söylemini hakların budanması, önyargıların derinleşmesi için “Almanca öğrenmiyorlar” suçlamasını adeta bir sopa olarak kullandı.
Göçmenlerin uyumu üzerine yapılan tartışmaların odağına bu suçlama kondu: “Almanca öğrenmek istemiyorlar, uyum kurslarına gitmiyorlar”!
İlginçtir, bugün bolca tartışma konusu yapılan “uyum kursları”, 1955’te başlayan göçün üzerinden 40 yıl geçtikten sonra çıkarılan Göç Yasası ile gündeme gelebilmiştir! Ama düşündürücü olan, bunun sanki göçmenleri cezalandırma aracıymış gibi sunulmasıdır.
Bu kurslar yeni gelenler ve eskiden ülkede yaşayıp de devletten yardım alanlar için zorunlu. İnandırıcı bir gerekçe göstermeden kurslara katılmayı reddedenlere verilen devlet yardımları da aşamalı olarak kesiliyor.
Tehdit ve ceza içerikli yasal uygulama yürürlükte olmasında rağmen, son örneği Bavyera Başbakanı Horst Seehofer’in ilan ettiği 7 maddelik pakette görüldüğü gibi, her fırsatta “kursa gitmeyene yaptırım uygulansın” önerileri getirilmesi, maksadın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğunu gösteriyor.

UYUM KURSU VAR DA  GÖÇMENLER Mİ GİTMİYOR!
“Göçmenlerin gösterilen uyum kurslarına gitmek istemediği” şeklindeki iddiayı en net bir şekilde bu kurslardan sorumlu olan Federal Göç ve Sığınma Dairesi (BaMF) yalanlıyor. Daire tarafından verilen bilgiye göre, halen devam etmekte olan uyum kurslarına yüzde 60’ı gönüllü, yüzde 40’ zorunlu olan göçmenler gidiyor.
Bir neden göstermeden kursları bırakanların sayısı çok küçük bir oranda kalırken, bırakanların önemli bölümünü özürlüler, hamileler, hastalar ve bir işe başlayanlar oluşturuyor.
Dairenin verilerine göre 2008 yılında uyum kurslarına katılma yükümlülüğü olanların yüzde 77’si bu kurslara katıldı. Katılmayanların oranı yüzde 23 oldu. Aynı yıl, kursa başladıktan sonra tamamlamadan ayrılanlarsa yüzde 10.

TÜRKİYE’DEN GELENLER KURSLARA KATILIYOR
Türkiye kökenli göçmenler açısından da “Almanca öğrenmiyorlar” iddiasının temelsizliği çok daha açık bir şekilde görülüyor. Hükümetin rakamlarına göre, 2009’un ilk altı aylık döneminde kursa katılan Türkiyeli göçmen sayısı, katılma zorunluluğu olanların 1,5 katından fazlaydı. Bu oran 2008 yılında yüzde 110, 2005-2009 yılları arasında ortalama yüzde 106 olarak gerçekleşti.
BaMF tarafından verilen bilgiye göre, 2005’ten bu yana 15 milyon göçmen kökenli arasında Almanca bilmediği sanılan 2.1 milyon göçmen saptanmış. Bu rakamdan yola çıkıldığında göçmenlerin yüzde 15’lik bir bölümü Almanca bilmiyor. Bilen yüzde 85’ten ise pek söz edilmiyor.

SUÇLAYANLAR BÜTÇE AYIRMAYA YANAŞMIYOR
Dahası, BaMF, son beş yıl içinde Almanca bilmediği saptanan 2.1 milyon göçmenden sadece 700 binine ulaşarak kurslara katılmasını sağlamış. Daire yetkilileri kurslara katılmak isteyen göçmenlerin sayısının yüksek olduğunu, 9 bin kişinin sırada beklediğini, bu kişilere 2011 yılından önce kurs yeri göstermenin mümkün olmadığını kamuoyuna açıkladı.
Bunda elbette hükümetin uyum kursları için yeterli derecede bütçe ayırmaması büyük bir rol oynuyor. Hükümet, 2009 bütçesinde uyum kursları için 174 milyon Euro ayırmıştı. Uzmanlar bunun yetersiz olduğunu, 50 milyon Euro daha ayrılması gerektiğini açıklamıştı.
Veriler, dünden bu güne “uyumun anahtarı” olarak nitelendirilen dilin öğrenilmemesinde sorumluluğun büyük bir bölümünün devlette olduğunu gösteriyor. Buna rağmen hükümet yetkilileri ve medyanın sorumluluğu tamamen göçmenlerin sırtına atması ve hakları budamak için bunu “Demokles’in Kılıcı” gibi sallaması, ne kadar samimiyetsiz olunduğunu gösteriyor. (YH)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: