Hükümete güven kalmadı

Yücel Özdemir

Almanya’da genel seçimlerin üzerinden henüz bir yıl gibi kısa denebilecek bir süre geçerken, işbaşına gelen Hıristiyan Demokrat-Liberal (CDU/CSU-FDP) koalisyon hükümetine “güven” dibe vurmuş durumda. Kamuoyu yoklama şirketleri, şimdiden 2013’deki genel seçimlerden sonra ülkenin nasıl bir tablo ile karşı karşıya kalacağı sorusunu gündeme alırken, sermayenin etkili çevreleri şimdiden kendilerine göre önlem almaya çalışıyorlar. Bu arayışlar arasında Alman siyasetinde “Merkel dönemi”ni kapatma ve yeni bir lider bulma da yer alıyor.
GÜVEN VE VİZYON KAYBETTİ
11 yıllık bir aradan sonra ‘biyik bir heyecanla’ yeniden kurulan CDU/CSU-FDP hükümetinin, emekçilere yönelik sert ve saldırgan bir politika içinde olacağı, az çok tahmin edilebiliyordu. Sermayenin en radikal sözcüsü olarak ortaya çıkan FDP, seçimlerde kazandığı “sürpriz başarı”nın havasını da arkasına alarak sağlıkta ve sosyal alanlarda emekçiler aleyhine daha fazla kesinti yapılması, krizin faturasını onlara yıkma yönünde girişimler içinde oldu. Bunların bir kısmı (sağlık reformu) tam istendiği sertlikle olmasa da karara bağlandı.
Bir yıl içinde kararlaştırılan ve dillendirilen politikalar nedeniyle, hükümeti oluşturan CDU/CSU ve FDP halk arasında önemli oranda güvende yitirmiş bulunuyor
Bu güvensizlik atom santrallerine karşı yapılan eylemler, veya Stuttgart 21’e karşı gerçekleştirilen direniş gibi örneklerle daha da büyüyerek, sokağa yansıyan tepkiler biçiminde de kendini gösterdi.
Mayıs ayında en büyük eyalet olan Kuzey Ren Vestfalya’daki parlamento seçimlerinden çıkan sonuç da güvensizlik ve tepkinin sandıktaki en somut dışavurumu oldu.
YEŞİLLER’İN YÜKSELİŞİ DİKKAT ÇEKİYOR
Hükümete karşı kabaran tepki son aylarda Yeşiller Partisi’nin oy oranın hızla artmasına yol açtı. ARD-DeutschlandTrend’in anketine göre Yeşiller Partisi’nin ülke genelinde yüzde 20 oyu bulunuyor ve şu ana kadar eritikleri en yüksek oran.
Yeşiller’e oy verenler arasında yüzde 33 ile memurlar ilk sırada gelirken, onları yüzde 28 ile “serbest meslek sahipleri” takip ediyor.
Buna karşın Yeşiller’in potansiyel ortağı SPD bir önceki aya göre yüzde 3 oy kaybederek yüzde 27’ye düşmüş durumda. Aynı ankete göre CDU’nun yüzde 32, Sol Parti’nin yüzde 11, FDP’nin yüzde 5 oyu bulunuyor. Kimi yoklamalara göre ise FDP’nin oyu yüzde 3’lere kadar düşmüş durumda.
Uzunca bir süredir Yeşiller ile FDP arasında, aynılaşan sosyal tabanın (iyi kazanan orta sınıf) oyunu paylaşamama kavgası yaşandığı biliniyor. Ve gelinen aşamada, kamuoyu yoklamaları Yeşiller’in hızla orta sınıfın temsilcisi olmaya başladığını gösteriyor. Önümüzdeki yıl Berlin’de yapılacak eyalet seçimlerinden Yeşiller’in birinci parti olarak çıkma olasılığı da sıkça dile getiriliyor.
Bu tabloya göre en çok kaybeden, en saldırgan görünen küçük ortak FDP. Bugünkü verilerden hareket edildiği takdirde, Başbakan Angela Merkel’in 2013’teki seçimleri kaybetmesi büyük olasılık olarak görünüyor. Yerine kimin geleceği, nasıl bir hükümetin kurulacağı ise belirsizliğini koruyor. Aynı anketlerde, SPD’nin başbakan adayı olarak Maliye eski Bakanı Peter Steinbrück öne çıkarılıyor.


“KADER SEÇİMİ” MART’TA

Haftalık Die Zeit gazetesi, mevcut hükümetin kaderinin asıl olarak önümüzdeki Mart ayında Baden-Württemberg eyaletinde yapılacak seçimlerle belli olacağına dikkat çekerken pek de haksız sayılmıyor. Bu eyaletin başkenti Stuttgart’ta haftalardır yeni demiryolu ağı yapımını içeren ve milyonlarca Euro’ya malolacak “Stuttgart 21” projesine karşı etkili bir halk hareketi yaşanıyor. Eyalet hükümeti (CDU-FDP) bütün tepkilere rağmen, merkezi hükümetten de destek alarak geri adım atmaya yanaşmıyor.
ARD televizyonu tarafından yapılan “DeutschlandTrend” araştırmasına göre, eyalet ve federal hükümete tepkilerin artmasında neden olan olaylardan biri de bu “Stuttgart 21” projesi. Ankete katılanların üçte birisi Stuttgart’ta yeni bir tren istasyonun yapılmasını anlayışla karşılarken, üçte ikisi bunu reddediyor. Aynı araştırmaya katılanların yüzde 76’sı Stuttgart 21 eylemlerine katılanlara sempati ile bakıyor.
Önümüzdeki yılın Mart ayında yapılacak Baden Württemberg seçimlerine böylesine bir baskı altında giren CDU-FDP hükümetinin ciddi bir yenilgi alması sürpriz olmayacak.
Bu yenilginin Merkel için, SPD’nin 2005’te Kuzey Ren Vestfalya’da (NRW) aldığı yenilgiye benzeyeceği ve iktidardan gidişinin işareti olacağı yorumları yapılıyor.
Hatırlanacağı gibi, uzun yıllar tek başına NRW’yi yöneten SPD, tarihinin ağır yenilgisini almış, aynı gece verilen erken seçim kararının ardından da Schröder başbakanlık koltuğunu Merkel’e devretmişti.
50 yıldan fazla bir süredir Baden-Württemberg eyaletinde hükümet olan CDU’nun seçimleri açık bir ara ile kaybetmesi, hükümeti başka partilere devretmesi, mevcut hükümet ve Merkel için bir “kırılma noktası” anlamına gelecektir.
Bunun farkında olan Merkel ve CDU’nun ibreyi daha sağa kaydırıp, göçmen karşıtı kampanyanın dozajını artırmasının nedenleri arasında, içine girilen bu sürecin de önemli bir payı bulunuyor.

BARON BAŞBAKAN MI?

Hükümet partilerinin içine düştüğü “güven sorununa” çözüm arayan Alman sermayesinin önemli yayın organları Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) ve Bild gazeteleri, şimdiden Merkel’in yerine Savunma Bakanı Theodor zu Guttenberg’in geçebileceği yönünde bir tartışma başlattı.
Genç yaşta önce Ekonomi Bakanı sonra da Savunma Bakanı yapılan Guttenberg’in yıldızı son bir kaç yıldır hızla parlayan siyasetçilerin başında geliyor. Şimdiden, Hıristiyan Demokratlar’ın gelecekte kiminle yürüyeceği üzerinden yapılan ön hazırlıklarda, Guttenberg’in açık ara ile önde olduğu görülüyor.
Burjuva/soylu bir aileden gelen Guttenberg, bu yönüyle sadece Merkel’e değil aynı zamanda Bavyera Başbakanı Horst Seehofer’e de rakip olabilecek bir sima.
Merkel’in yerine Guttenberg’i hazırlama kampanyası kapsamında Der Spiegel dergisi de, “baron Guttenberg”in hayatıyla ilgili ilginç denilebilecek bir kapak sayısı hazırladı: “Şahane Guttenbergler”. ,
“Şahanelikten” kastedilen elbette Alman siyaseti için aranan “taze kan”ın adresi olsa gerek.
Dergiye göre Bavyera Eyaleti sınırları içinde bulunan Guttenberg kasabasında yaşayan Guttenberg ailesinin 400 milyon Euro serveti var. 900 yıllık geçmişi bilinen ailenin Bavyera’nın Guttenberg kasabasında yaşadığı saray ile halk arasında kesin bir ayrım bulunuyor. Ve Guttenbergler’in sıradan kasaba halkı ile pek ilişkisinin bulunmadığına dikkat çekiliyor.
“Sosyal demokrat-liberal” çizgideki Der Spiegel’in Guttenberg’in başbakanlığına tek itirazı, “çok genç ve tecrübesiz” olması.
Gelişmelerin bundan sonra nasıl seyredeceğinden bağımsız olarak tek başına Merkel’e karşı Gutenberg’in parlatılması bile, sermayenin bir bölümü için Merkel döneminin bittiği anlamına geliyor.
“Bitirme” hamlesini yapan elbette sermaye değil, halkın kendisidir. İzlenen politikalar nedeniyle maskesi düşen, itibarı sıfırlanan aktörlerin yerine yenilerini bulmak, bu düzenin sahipleri için pek önemli bir sorun değildir. Sorun bulunanın ne kadar ve nasıl işe yarayıp yaramayacağıdır.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: