İşçi-öğrenci dayanışması

Fransa haftalardır süren işçi eylemlerine sahne oluyor. Daha önce Sarkozy Hükümeti’ne geri adım attıran lise ve üniversite öğrencilerinin işçilere destek için tekrar sokağa çıkması ise harekete yeni bir boyut getirdi. İşçiler ve gençlik arasındaki dayanışmanın anlamlı bir örneğini veren öğrencilerin bu hareketi üzerine Fransa Creteil Üniversitesi öğrencisi Diyar Çomak’la görüştük. Çomak, UNEF (Öğrenci Sendikası) üyesi ve DİDF Gençlik Yönetim Kurulu Üyesi.

Hükümet, ‘emeklilik yaşının uzatılması gençlerin ilgilendiren bir konu değil’ biçiminde bir kampanya yürütüyor. Bu doğru mu? Gençlerin harekete geçmesi için bir neden yok mu?
Bu açıklamalar doğru değil. Emeklilik yaşının uzatılması projesi herkesi ilgilendiren bir saldırıdır. Hiç kimsenin gençlerin kendi geleceğini sorgulamasına engel olma hakkı olmadığı gibi ve gelecekleri için mücadele etmelerine de engel olamazlar. Saldırının boyutlarını anladıkça, gösteri ve grevlere katılan öğrenci sayısı artıyor. Hükümet istediği kadar bu saldırının gençleri ilgilendirmediğini ilan etsin, çıkarmak istedikleri yasanın özünü değiştirmiyor bu.
Yine, “daha uzun yaşıyoruz, onun için daha fazla çalışmak gerekiyor” görüşü de gençler içerisinde olumlu bir yankı bulmuyor. Gençlerin en büyük kaygısı iş bulma sorunudur ve bugün çoğu genç okul bittikten sonra hemen iş bulabileceğini düşünmüyor. Emeklilik yaşının uzatılması ise, gençlerin iş bulmasını daha da zorlaştıracağı gibi, gençler içerisinde daha fazla yoksulluk, daha fazla geçici iş ve daha kötü koşullarda çalışma anlamına gelecek. Resmi verilere göre, 15-24 arası çalışabilir nüfusun yüzde 23’ü işsiz. Bunlara iş bulabilmesi için olanaklar yaratılacağına, hükümet insanları daha fazla çalışmaya zorluyor. Yine yapılan değişik araştırmalara göre, emeklilik yaşının 1 yıl uzatılması durumda bile, bu gençlere ayrılabilecek 1 milyon işin yok olması anlamına geliyor. Bütün bunlardan dolayı, onbinlerce genç, emeklilik yaşının uzatılmasına karşı sokaklara çıkıyor, işçi ve emekçilerle birleşerek mücadele ediyor.

Onbinler sokaklarda gelecekleri için mücadele ederken, televizyon kanallarında sadece sağa sola saldırıp, kıran döken bir grup maceracı genç varmış gibi gösteriliyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?
Fransa’da gençler son yıllarda “tehlikeli sınıf” olarak gösteriliyor. ‘Sağı solu kırmak isteyen bir kaç genç’ ise buna alet ediliyor. Bunlar bir avuç olmasına rağmen, tüm gösterilerde bütün gazeteciler bunların peşinden koşup, akşam haberlerinde gösterebilecekleri görüntü almaya çalışıyorlar. Elbette, sokaklardaki milyonları görmezlikten gelmek isterseniz, bunları öne çıkarıp malzeme yaparsınız! Hatta gençlerin bilinçli bir şekilde tahrik edilip provakasyonların hazırlandığı bile söylenmeye başlandı son haftalarda. Amaçları açık, sıradan vatandaşı korkutmak, anne ve babalara çocuklarını gösterilere göndermemeleri için baskı yaratmak. Örneğin Nanterre ve Lyon’da bir avuç genç ile çıkan “sorunlar” ulusal mesele oldu ve tüm bakanlar peşpeşe açıklamalarda bulundular. Aynı gün 3.5 milyon kişi sokaklarda gösteri yaparken, binlerce işyerinde grev yapılırken, gelin görün ki televizyon kanalları, gösterinin haberini bu kavgalarla birlikte verdi.

Peki, üniversiten de gençlerin ruh halleri nasıl? İşçilerle birleşme, onlarla ortak hareket etme konusunda gençler neler düşünüyorlar ? Bir de daha önce gençlerin çalışma hayatını düzenleyen yasanın iptal edilmesini sağlamışlardı.
Benim üniversitemde gençlerin tepkisi değişik. Okul girişinde bildiri dağıtırken, değişik tepkiyle karşılaşabiliyorsunuz. Kimileri bize hemen destek sunuyor, gösterilere geliyor ve mücadelenin gerekliliği konusunda hemfikir olduğunu söylüyor. Diğer taraftan, hükümete yakınlığı ile bilinen sağcı sendikaların çalışması ile bir avuç genç de yasanın doğru olduğu yönünde çaba sarfediyor üniversitelerde. Ve az da olsa, bir kesim öğrenciyi etkileyebiliyorlar. Ama, öğrencilerin ezici çoğunluğu hala izleyici konumunda. Gelişmeleri takip ediyor ve yasanın kendilerine zarar vereceğini bilseler de henüz mücadeleye katılma konusunda tereddüt gösteriyorlar. Ama diğer bir çok üniversitede durum daha farklı. 10-12 üniversitede öğrenciler okullarını tamamen boykota çıkardılar. 2006 yılındaki CPE hareketi de böyle başlamıştı. İlk başlangıç biraz sorunlu olmuş ama başladıktan sonra da her geçen gün kitleselleşerek büyüyen öğrenci hareketi, hükümeti geri püskürtebilmişti. Eğer işçilerin grev ve mücadeleleri önümüzdeki haftalarda bitmez ise, öğrenci hareketinin daha da güçleneceğini şimdiden söylemek abartı olmaz.

Paris Yeni Hayat

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: