Minare dediğin, dışı doğru ama içi eğri

Çağdaş Günerbüyük

MAHSUN Kırmızıgül son filmi, ‚New York’ta Beş Minare‘ ile hem Batıya hem bu taraflara mesajlar veriyor. Ama daha çok, „Bütün Müslümanlar terörist değildir“ gibi fazla basit mesajları dakika başı tekrarlaması, can sıkıcı. Görüntü kalitesi, başroller dışında etkileyici oyuncu kadrosu, efektler belki çok övgü toplayacak ama yine de bu „içi eğri“ durumu kurtaracak gibi değil.
Her zaman kısmet olmuyor, „Amerikan filmi gibi film“ izlemek. Sinema salonlarında, DVD raflarında, internet sitelerinde, televizyon kanallarında Amerikan filmine çarpmadan dolanmak mümkün değil çünkü, zaten Amerikan filmlerinin kendisi yeterince yer kaplıyor. New York’ta Beş Minare, aksiyonuyla, efektiyle, görüntüsüyle „Hollywood filmlerini aratmayan“ film olarak önümüze sürüldü.
Çok affedersiniz de, arayan kimdi?
Amerikan filmine benzemenin bir övgü ifadesi olduğunu düşünmüyorum ya, New York’ta Beş Minare’yi „Samanyolu filmi gibi“ diye nitelersem kimse kızmasın. Onu da hakaret olsun diye söylemiyorum.
Hep yukarıdan yukarıdan, mümkünse helikopterle yapılmış çekimler, bir patlama iki kovalamaca sahnesi, sadece yönetmeni tavlamamış anlaşılan. Galadan çıkan medyatik simalar da, seyircilerin önemli kısmı da, bundan memnun görünüyor. Varsın olsun. Eskiler demiş ki, minare doğru ama içi eğri.
Madem derslere konu olmaya daha fragmandan başladılar, bu film de „Nasıl büyük büyük gösterip tekrar tekrar söyleyince sinema yapmış olunmuyor“ diye ders okutulabilir mesela. Hoş, zaten fragmanın derse konu oluşu da fos çıkmıştı, bu dersten de pek ümitli değilim.
Oyunculukları övmek vardı ama Mahsun Kırmızıgül ile Mustafa Sandal’ın başarısızlığı insanın hevesini kaçırıyor.
Filmin konusunu bilmeyen kaldıysa, İstanbul-New York-İstanbul-Bitlis arası İstanbul polisinin terörle savaşı ve İslamı öğrenme yolculuğuna buyrunuz.
Yönetmen ve senarist Mahsun Kırmızıgül, karşıtlıklarla bir şey anlatabileceğini biliyor, onu anladık. Bol bol adam öldüren şeriat yanlıları ile „İslam sakin olmak demektir“ yanlısı ılımlı Müslüman film boyunca yüz seksen derece zıt hareket ediyor ve iki saatin sonunda onları birbirinden ayırmayı beceriyorlar.
Mahsun Kırmızıgül’ün lafı hem batıya, hem bizim buralara. Sonunda, filmden şunları anlamadan çıkana, parasını iade etmeleri lazım: Birincisi, Amerikalılar petrol için işgalcilik ettiğini inkar ediyor ama İslama pek düşmanca davranıyor. İkincisi, bütün Müslümanlar terörist değil, birkaç tanesi öyle, kalanlar Mevlana falan okuyor. Üçüncüsü, Hacı Gümüş kötü bir adam olamaz.
Bu sonuncusu o kadar çok tekrarlanıyor ki, seyircinin aklından kolay kolay çıkmaz. Çünkü filmin şöyle bir sıkıntısı var, görüntüye şuna buna epey para harcarken, bir yerden kesinti yapmışlar. Zaten senaryo, her repliğin yirmişer kez tekrarlanmasından oluşuyor.
Yani manzara, kimilerinin dediği gibi filmin mesaja boğulmuş olmasından değil, aynı basit mesajın her dakika tekrarlanmasından oluşuyor. Ama bir şeyi sürekli tekrarladığınız zaman, o izleyiciye daha iyi geçmiş olmuyor, sadece can sıkıyor ya, New York’ta Beş Minare’nin problemi o.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: