Nazilerin büyük biraderi

İkinci Dünya Savaşı’na son anda müttefik güçler cephesinden katılan ABD’nin, Hitler Almanya’sı döneminde yöneticilik yapan faşist katiller için “en güvenli liman” olduğu, CIA’nın katillerin kaçması için büyük yardımlarda bulunduğu bir kez daha gündeme geldi.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından 2006 yılında yaptırılan ancak yayınlanması yasaklanan raporda, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Neonazilerin “güvenilir limanlara” çekilmesi için CIA’nın büyük yardımda bulunduğu belirtiliyor.
New York Times (NYT), gazetesine ulaşan 600 sayfalık raporda, CIA’nın yardımda bulunduğu Nazilerin başında Adolf Eichmann’ın yardımcısı Otto von Bolschwing, Mittelwerk Silah Fabrikası’nı yöneten Nazi ‘bilimadamı’ Arthur Rudolf yer alıyor. Raporda, yardım edilerek ABD’deki “güvenilir limanlara” çekilen Nazi sayısının 20 olduğu kaydediliyor.
1954’te Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) yetkililerinin, Nazi suçlusu Adolf Eichmann’ın yardımcısı Otto von Bolschwing’e sağladıkları yardımın kaydedildiği belgede, “Almanya’yı Yahudilerden kurtarma” planlarının hazırlayıcılarından von Bolschwing’in daha sonra ABD’de komünizmle mücadelede CIA için çalıştığı belirtiliyor.
Avrupa çapında Yahudilerin toplama kaplarında bir araya getirilerek katledilmesinden sorumlu olan Eichmann’ın en önemli yardımcısı olan von Bolschowing, Romanya’da Yahudilere yönelik gerçekleştirilen Pogrom’a ise bizzat katılmış; 30 Ocak 1940’ta ise SS ana karargah komutanlığına atanmış birisi.
Savaş bittiğinde ABD Ordu’sunun istihbarat örgütü olan Counter Intelligence Corps (CIC) tarafından bu ülkeye götürülen von Bolschowing, 1949’da Federal Almanya’daki ilk istihbarat örgütü kurucusu Nazi subayı Reinhard Gehlen’in başını çektiği “Gehlen Grubu”na katıldı. Ardından ABD tarafından Batı Avrupa ülkelerinde komünizme karşı mücadelenin kilit isimlerinden biri oldu. 1954 yılında ise Gehlen’in ABD’deki temsilcisi oldu.
Polonya’dan yayın yapan “Polskaweb” adlı internet sitesi tarafından konuyla ilgili servise konulan bir haber-yorumda, ABD’de Yahudilerin de aralarında bulunduğu yüksek sermaye gruplarıyla yakın ilişki içinde olan von Bolschwing’in geçmişte Yahudilere karşı üstlenmiş olduğu rolü bu kez sosyalizme karşı üstlendiğine dikkat çekiliyor.
Bolschwing, kararlı anti-komünist tavrı nedeniyle kısa bir süre içinde ABD sermayesi içinde sevilen, birçok politikacı, bankacı, bilim insanı tarafından dikkate alınan bir şahsiyet oldu. Bolschwing, daha sonra büyük bir tekelin başkanlığını yaptı.
1979 yılında ise ABD tarafından Nazi geçmişi nedeniyle hakkında soruşturma başlatıldı. Sağlık durumu kötü olduğu gerekçesiyle sınırdışı edilemeyen von Bolschwing, 1982 yılında 72 yaşında öldü.
Böylece, uzun yıllar ABD’nin hizmetinde komünizme karşı mücadele yürüten von Bolschwing, işlediği katliamların hesabını vermekten kurtuldu.

ABD’YE GÖTÜRÜLEN DİĞER ÜNLÜ NAZİLER
Raporda adı belirtilen bir diğer eli kanlı Nazi katili Arthur Rudolph de, savaş bittikten hemen sonra füze üretimi konusundaki uzmanlığından dolayı ABD’ye götürüldü. Daha sonra başarıları nedeniyle NASA tarafından ödüllendirildi. Rudolph, Amerikan Saturn 5 füzesinin babası olarak isimlendirildi.
ABD’ye götürülen başka bir ünlü Nazi ise Wernher von Braun. Hitler faşizmi döneminde “İntikam Silahı 2”yi yapan von Braun, savaş suçluları mahkemesinin önünü çıkarılmak yerine ABD’ye götürüldü ve “Apollo” projesinin taşıyıcı raketlerini geliştirdi.

ABD’DE 10 BİN NAZİ
1979 yılında ABD’deki Nazileri ortaya çıkarmak için Adalet Bakanlığı’na bağlı Office of Special Investigation (OSI) adlı dairenin isteği üzerine tarihçiler, avukatlar ve kriminologlar tarafından oluşturulan bir grup tarafından sürdürülen çalışmalarda, 10 bine yakın Nazi’nin ABD’ye sığındığı saptanmıştı.
Ancak bunlardan sadece 300 kadarı yargılanmak üzere sınırdışı edildi. Nazilerin ABD’yi güvenli liman olarak seçtiği yıllarda, Hitler faşizmine karşı çıktıkları için bu ülkeye sığınan Alman sosyalistlerine, ABD’li devrimcilere karşı amansız bir cadı kazanı kaynatılmıştı. McCarthy dönemi bunun nice örnekleriyle dolu. Hitler faşizminin yıkılmasından sonra anti-komünizm bayraktarlığına soyunan ABD, bunu hem ABD’de hem de Batı Almanya’da aynı eski Nazilerin desteğiyle yaptığı bir kez daha somut ilişkileriyle ortaya çıkmış durumda.
Olaylar ve gelişmeler, sosyalizm düşmanlığı konusunda ABD ile Nazilerin tam bir görüş birliği içinde olduğunu, bu yüzden de ABD sermayesinin Hitler faşizmi döneminde etkili görevlerde bulunanları kullanmaktan tereddüt etmediğini gösteriyor. (YH)

28 bin kişinin katili de ABD’ye sığınmıştı

ABD’ye sığınan Nazi katillerinden birisi de bugün Ukrayna sınırları içinde bulunan Sobibor Toplama Kampı’nın gardiyanlığını yapan John Demjanjunk olmuştu. Savaşın bitmesinden sonra CIA’nın yardımıyla ABD’ye kaçan Demjanjunk, uzun yıllar burada sessiz sedasız bir hayat yaşamıştı. Daha sonra gerçek kimliği ortaya çıktıktan sonra yargılanmak üzere İsrail’e gönderilmiş, ancak burada beraat ettirilmişti. Yapılan birçok diplomatik görüşmeden sonra ancak geçtiğimiz yıl Almanya’ya iade edilen 90 yaşındaki Demjanjunk’un yargılanması halen Münih Eyalet Mahkemesi’nde devam ediyor. Katilin yargılanma sürecinin önümüzdeki yılın Şubat ayında tamamlanması bekleniyor.
Hitler faşizmi tarafından kurulan Sobibar Toplama Kampı’nda toplam 27 bin 900 Yahudi katledilmişti.

Alman Dışişleri Bakanlığı da katliamın ortağı

Hitler faşizmi tarafından Yahudilere yönelik gerçekleştirilen katliamda dönemin Alman Dışişleri Bakanlığı’nın da önemli rol oynadığı gün yüzüne çıktı. Eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer tarafından atanan “Tarih Komisyonu” tarafından hazırlanan bir raporda, dışişleri bürokratları arasında Hitler faşizmine desteğin nasıl verildiği ve katliamların örgütlenmesinde büyükelçiliklerin nasıl rol oynadığı ayrıntılarıyla gözler önüne seriliyor.
Dışişleri Bakanlığı ile Hitler faşizmi arasındaki işbirliği, faşizmin işbaşına geldiği yıllara dayanıyor. Hitler 30 Ocak 1933’da iktidarı devraldıktan sonra Dışişleri Bakanlığı’na Merkez Partisi adına (Zentrumpartei) 1932 yılında kısa bir süre başbakanlık yapan Franz von Papen’i getirdi. Von Papen, aynı zamanda Hitler’in yardımcılığını da üstlendi. 1934 yılında bakanlıktan ve başbakan yardımcılığından istifa eden Papen, ardından Hitler tarafından Avusturya ve Türkiye’ye büyükelçi olarak atandı.
Tarih Komisyonu tarafından hazırlanan raporda sıkça adı geçen bir başka bakanlık görevlisi ise Ernst von Weizsäcker. 1984-94 yılları arasında cumhurbaşkanlığı yapan Richard von Weizsäcker’in babası olan Ernst von Weizsäcker, Hitler faşizmi döneminde Dışişleri Bakanlığı’nda müsteşar olarak görev yapıyordu ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Alman yazar Thomas Mann’ın vatandaşlıktan çıkarılmasında büyük bir rol oynamıştı.
Nürnberg Davası’nda yargılanan Weiszäcker, Yahudilerin katledilmesinde payı olduğu gerekçesiyle mahkum olmuştu.
Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, raporun yayınlanması dolayısıyla Dışişleri Bakanlığı’nın Hitler faşizminin suç ortağı oluğunu ifade ederek, ‘Bakanlık o dönem Hitler faşizminin yaptığı katliamlara aktif olarak katılmıştır” dedi. (YH)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: