Ticaret savaşı dönemi

Dünya nüfusunun üçte ikisini, dünya ticaretin yüzde 90’ını temsil eden G 20’ler grubunun son yıllardaki toplantıları ciddi ayrılıklara sahne oldu. Bu kez Güney Kore Başkenti Seul’de düzenlenen G-20 Zirvesi, emperyalistler arası çelişkilerin ne denli büyüdüğünü gözler önüne serdi.
ABD Başkanı Barack Obama, daha zirveye adımını atarken ilk tokadı ev sahibinden yedi. Misafirini selamlayan Güney Kore Başkanı Lee Myung-Bak, gazetecilerin “iki ülke arasında temel konularda anlaşmazlık var mı” sorusuna, “Doğrusunu isterseniz bu soru Obama yanımda dururken sorulmaması gereken bir sorudur” diye yanıt verdi. Oysa Obama iki dakika önce aynı soruya, “Güney Kore bizim için önemli bir ülke, ülkelerimizin dostluğu çok yönlüdür” gibi diplomatik bir yanıt vermişti.

KUR SAVAŞLARI, TİCARİ  DENGESİZLİKLER…
Zirvede ele alınması öngörülen gündemler üzerine tartışmalar bu kez çok önceden başlamıştı. ABD yetkilileri, haftalar önce yaptıkları açıklamalarda “Zirvede düşük kur sorunu ve grup üyeleri arasındaki ticaret dengesizliklerini çözmek zorundayız. Bütün ülkeler dünya ekonomisinin ortak (!) çıkarlarını gözeten ulusal politikalar geliştirmeli” diyerek hangi yönde tartışmak istediklerini ortaya koymuşlardı.
Nitekim düşük kur ve ticari dengesizlik tartışmaları özellikle Çin ve ABD arasında son aylarda had safhaya çıkmıştı. Çin’i para birimi Yuan’ı düşük tutmak ve bu yoldan ABD pazarını Çin mallarıyla istila etmekle suçlayan ABD, benzeri eleştirileri Almanya’ya da yöneltmeye başlamıştı.
ABD’ye göre Çin, para birimini piyasa dalgalanmalarına bırakmalı, Almanya ve Japonya gibi ticaret fazlalığı rekor düzeyde olan ülkeler de bunu gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 4’ü ile sınırlamalıydılar.
‘PAZAR RUHUNA AYKIRI TUTUMLAR’
ABD ile çatışmayı açık tutum alarak sürdürmemeyi yeğleyen Japonya ‘siperden’ çıkmazken Çin ve Almanya, hemen ateşe başladılar. Maliye ve ekonomi bakanlarını ileri sürerek, “Okyanus ötesi dostlara”, serbest piyasa ekonomisi hakkında ders verdiren Alman Başbakan Angela Merkel, “Pazar ruhuna aykırı bir tutum kimse bizden beklememeli” dedi.
Ticaret fazlalığı olan ülkelerin “para kazandığını” söyleyen Merkel, “Bazıları ise para yapıyorlar. Bence para yapmayı bırakıp para kazanmaya bakmalılar” dedi. Bu tutum ABD’nin alışık olmadığı bir şeydi. Merkel, ABD’nin para politikasını hedefe alıyordu. ABD Merkez Bankası Fed’in 2011 ortasına kadar 600 milyar Dolarlık devlet tahvili satın alma ve 250-300 milyar Dolar hacminde banka tahvillerini devralma kararı başta Almanya olmak üzere neredeyse bütün G7 ve bazı G20 ülkeleri tarafından eleştirilmişti.
Yuan’ı suni olarak düşük tuttuğu için eleştirilen Çin, ABD’nin girdiği yolu, “dünya ekonomisi tehlikeye atacak bir yol” olarak tanımlıyordu. 2008 -2009 arası 1,7 trilyon Dolar basan ABD, bu kez de karşılığı olmadan 900 milyar Dolar daha basacağını ilan etmişti. Bu ise kaçılmaz olarak Doların değer kaybetmesine neden olacaktı. Bundan ise en fazla döviz kasasında 1,8 trilyon ABD Doları bulunan Çin etkilenecekti!
“MERKEL, ABD’YE KAFA TUTTU VE KAZANDI”
Zirvenin ilk gününün ardından, ABD’nin gölgesinden çıkmaya çalışan Almanya’da zafer sarhoşluğu hakim oldu. Bütün gazeteler, “Merkel ABD’ye kafa tuttu ve galip çıktı” diye yazdılar.
İlk görüşme turundan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Merkel, “Buradan çıkacak sinyal, daha koordineli çalışacağımızın işareti olacak. Ama bu mekanik ya da statik bir bakış açışı olmayacak. Daha fazla istihdam, daha fazla iş, daha fazla refahın önünü açacak bir bakış açısı olacak” dedi. Kısacası zirvede ticari dengesizliklerle ilgili şu veya bu karar alınsa da bunlar göstermelik olacak ve önerilen hedeflere sıkı bir biçimde uyulması gerekmeyecekti. Veya bir başka deyişle, Almanya alınacak olası kararları nasıl değerlendireceğine önceden karar vermişti!
G20 Zirvesi eşliğinde düzenlenen özel bir konferansta 100 kadar tekel ceosu önünde konuşan Merkel, “Politikacıların uluslararası ticarete karışamaması gerektiğini düşünüyorum; Bu serbest dünya ticareti anlayışına zarar verir” dedi. Almanya’nın ihracat fazlalığını savunan Merkel, “Bu Alman ürünlerinin rekabetçi olduğunu, Alman üreticilerinin rekabetten kaçmadığını gösteriyor” dedi. ABD’ye “serbest piyasalar” üzerine ders verme fırsatını hiç kaçırmayan Merkel, “Müzakerelerde de dikkat çektiğim bir konuda para kazanmayla ilgili. Bazı ülkeler kaliteli, rekabet dayanıklı ürünlerle para kazanıyorlar bazıları ise para yaparak sorunlarını çözmeye çalışıyorlar. Biz ilkini yapıyoruz” dedi.
ÇELİŞKİLER DERİNLEŞİYOR
Sonuç itibariyle G 20 Zirvesi ileri kapitalist ülkelere arası çelişkilerin derinleşerek devam ettiği bir zirve oldu. Dış ticaret fazlalığı sorunu konusunda alınan tek karar, bunun gelecek zirve görüşmesinde ele alınması oldu. Bu konuda Çin’den çok Almanya hedef haline getirilecek görünüyor. Bu yılın ilkbaharında Fransa, Almanya’yı “bizim sırtımızdan büyüyorsunuz” diye eleştirmiş ve ardında birçok AB ülkesi benzeri eleştirileri gündeme getirmişti.
Diğer yanda ise görüldüğü kadar önümüzdeki yıl “kur savaşı” olarak tanımlanan para birimlerinin suni olarak düşük tutulması ve bu yoldan ticari avantaj sağlama politikası devam edecek. Bütün ileri kapitalist ülkelerin “krizden güçlenerek çıkma” arzularının tek yolu daha fazla pazar sahibi olarak gerçekleşeceği gerçeğinden hareketle önümüzdeki dönem bu ülkelerin dalaşlarının daha da açıktan yaşanacağı bir süreç olacağı söylenebilir. (YH)

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: