Bermuda Şeytan Üçgeni’ndeki Rusya

Kaan Kangal

10 Nisan 2010’da Polonyalı diplomatların bir uçak kazasında hayatlarını kaybetmeleri sonucu dünya kamuoyunda bir kez daha yoğun bir şekilde tartışılan “Katin Katliamı“ Batılı ülkelerin Sovyet karşıtı propagandalarına bir kez daha konu olmuş ve zaten tarihsel içeriği tam bir netlik kazanmamış bir hadise, bu sefer daha da dramatik bir hal almıştı.

Katin Katliamı olarak tabir edilen olay Naziler’in 2. Dünya Savaşı esnasında öldürdükleri ve daha sonra da Polonya’da Katin adlı bir kasabanın yakınlarına gömdükleri Polonyalı askerlerle ilgili. Polonya’ya girmesinin ardından Sovyetlerin dünya üzerindeki itibarını zedelemek için Propaganda Bakanı Goebbels bu katliamı Sovyetler’in düzenlediğini iddia ediyor. Goebbels’in bu iddiası halen Sovyet ve sosyalizm karşıtı burjuva hükümet ve ideologları tarafından ana referans kaynağı olarak alınıyor. Keza 1944 yılında Nikolay Burdenko adlı bir tıp uzmanının kurduğu araştırma komisyonu Katin’deki mezarları incelemiş ve cesetler üzerinde yaptıkları araştırma sonucu infaz sırasında kullanılan silahların sadece Alman ordusunda mevcut olduğunu tespit etmişti. Ayrıca mektup, günlük gibi cesetlerin üzerinden çıkan birçok belge de infazların Sovyetler’in bölgeye girmeden çok önce gerçekleştiğini kanıtlıyordu.

Tam da Lizbon’daki NATO Zirvesi”nin gerçekleştiği hafta Rusya’da Katin tartışmaları tekrar patlak verdi. Rus Komünist Partisi’den (KPRF)  Güvenlik Bakanlığı üyesi Viktor İlyuhin, önce yaptığı basın açıklamalarında, daha sonra 24 Kasım’da Duma’ya sunduğu soru önergesinde Katin’e dair birincil derecede önemli dokümanların sahte olduğunu duyurdu ve gerçeğin ortaya çıkartılmasını istedi. Önceden zaten sayfa numaraları, kullanılan damga ve mürekkep cinsi, kağıt, imza gibi teknik detayların orijinal belgelerle uyuşmadığı ortaya çıkmıştı. Bunlara ek olarak İlyuhin kendisiyle irtibata geçen bir itirafçıdan bahsetti. İtirafçı Gorbaçov zamanında özel olarak sahte doküman yaratmak için kurulan resmi çalışma gruplarında bulunmuştu ve Katin’deki tutsakların infaz kararına dair belgenin bizzat kendi içinde bulunduğu grup tarafından üretildiğini söyledi.

Uluslararası kamuoyunda, Rusya içinde yapılan Katin tartışmaları bilinçli olarak görmezden gelinmekle birlikte Katin’in Rusya’nın geleceği açısından stratejik bir önemi var. Sovyetler Birliği’ni karalama kampanyasına tam anlamıyla Rusya da katılırsa önceden beri NATO, ABD ve AB bermuda şeytan üçgeni için en büyük siyasi tehdit de elenmiş olacak. Karşı argümanlara dünya kamuoyunda yer vermemek, hem Sovyetler’de yaşanan gerçeğin üzerini örtmeye, hem sosyalizme saldırmaya, hem de Batılı burjuva hükümetlerin kendilerini mevcut en iyi alternatif olarak sunmasına yarayacak.

Bu yüzden Katin Katliamı’nın, Kasım ayında Lizbon’da yapılan NATO Zirvesi’nde Rusya ile Batı arasında buzların erimeye başladığı bir dönemde tekrar gündeme gelmesi tesadüf değil. NATO-AB-ABD üçgeninin eski Doğu Bloku ülkelerini ekonomik ve politik kıskaç altına almak ve Rusya’yı köşeye sıkıştırmak için bulunduğu girişimler Rusya’yı “yola getirmişe” benziyor.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: