Eğitime ‚orta‘ not

İlk olarak 2000 yılında yayınlanan Pisa Araştırması’nda adeta „şok“ geçiren Almanya, şimdi son 10 yıl içinde sağlanan küçük iyileşmeler ile avunmaya çalışıyor. Genel olarak eğitim sisteminde köklü bir değişiklik ve düzenleme yapılması ihtiyacı ise kendisini bir kez daha hissettiriyor.
Son Pisa Araştırması’na göre Almanya’daki öğrenciler okuma ve matematikte yine alt sıralarda kalmaya devam ederken, fen bilgisinde ise üst sıralarda yer aldı.
15 yaşındaki yaklaşık yarım milyon lise öğrencisi arasında 65 ülkede yapılan araştırmada bu yıl da Finlandiya ve Uzakdoğu ülkeleri ilk sıralarda yer aldı.
ALMANYA ORTA DÜZEYDE
2009’un Pisa araştırmasına göre Almanya’daki öğrenciler okuma-anlamada 497 puan alarak OECD ortalamasının biraz üstünde dururken, Çin (Şengahi), Güney Kore ve Finlandiya ilk üç sırayı paylaştı. Almanya bu alanda 2006’da yapılan araştırmaya göre 2 puanlık bir iyileşme kaydetti. Buna göre okuma-anlamama oranı yüzde 22.6’dan yüzde 18.5’e düştü.
Bu alanda sağlanan iyileşmede kız öğrencilerin erkeklere göre daha başarılı olduğu ifade edilirken, genel olarak ortalamanın altında kalındığına vurgu yapıldı.
Fen bilimlerinde ise Almanya’daki öğrenciler dört yıl içinde 4 puanlık artış kaydederek toplam 520 puan aldı ve genel sıralamada 12. oldu. Matematikte ise son dört yıl içinde 9 puan artıran Almanya’daki öğrenciler 513 puan ile genel sıralamada 13. oldu.
Avrupa Birliği ülkeleri arasında matematik ve fen bilimleri dalında Yunanistan, İspanya ve İtalya son sırada yer aldılar. Okuma-anlamada ise Avusturya, Luxemburg ve İspanya öğrencileri genel ortalamanın altında bulunuyorlar.
TÜRKİYE SONDAN ÜÇÜNCÜ
Almanya orta sıralarda yer aldığı halde ülkedeki eğitim sistemi üzerinde yoğun tartışmalar yapılırken, sondan üçüncü olan Türkiye’de benzer bir tartışmanın yaşanmaması dikkat çekiyor. Pisa Araştırması’na göre Türkiye okuma-anlama, matematik ve fen bilgileri dallarında hep sondan üçüncü oldu. Onu Şili ve Meksika takip ediyor. 65 ülke arasında sondan üçüncü olan Türkiye’nin durumu aynı zamanda eğitim sisteminin içler açısı halde olduğunu gösteriyor.
ERKEN YAŞTA DESTEK
Almanya’nın ‚orta not‘ almasını değerlendiren Federal Eğitim Bakanı Annette Schavan (CDU), özellikle okuma ve anlamayı iyileştirmek için yeni programlar hayata geçireceklerini ve bu konuda iyileşme sağlamayı hedeflediklerini ifade etti. Ancak bu konuda somut önerilerde bulunmadı. Ayrıca eğitim bütçesinin artırılmasına da değinmedi.
Pisa Araştırması’nın Almanya’daki yöneticisi Andreas Schleicher ise yaptığı değerlendirmede, son bir kaç yıldır atılan adımların başında erken yaşlardan itibaren göçmen çocuklarına Almanca desteğinin verilmesi geldiğini söyledi. Keza birçok eyaletin Haupschuleleri kapatarak, üç aşamalı eğitim sistemini iki aşamaya düşürmesinin de bunda rol oynadığına dikkat çekti.
Bilindiği gibi daha önceki araştırmalarda, Almanya’nın üç aşamalı elemeci eğitim sistemi Pisa araştırmasında açık bir şekilde eleştirilmiş ve bunun çağdışı olduğu vurgulanmıştı. Ama buna rağmen eğitim alanında sosyal kökene göre elemeyi gerçekleştiren üç aşamalı sistemin değiştirilmesine eyalet ve federal hükümetleri yanaşmamıştı.
EĞİTİM KANAYAN YARA OLMAYA DEVAM EDİYOR
Son Pisa Araştırması ile birlikte önceki yıllara göre sağlanan „kısmi ilerleme“ Alman basını ve politikacıları tarafından ‚toz pembe‘ bir tablo olarak yorumlandı. On yıl önceki şokun atlatılmasının verdiği rahatlıkla, bundan sonra bazı ilerlemelerin sağlanabileceği ileri sürüldü. Ancak, bunun mevcut elemeci eğitim sistemi devam ettiği sürece öyle kolay olmayacağı görülüyor.
Çünkü, ülke içinde son on yıl içinde eğitim alanında öne çıkan sorunların tümü olduğu gibi devam ediyor. Elemeci üç aşamalı okul sistemin yanı sıra öğretmen açığı, araç-gereç eksikliği, bütçe yetersizliği sürekli gündemde ve bu sorunların giderilmesi için öğrencilerin yaptığı boykotlara rağmen adım atılmadı. Keza, eyaletler düzeyinde üniversite öğrencilerinden alınan harçlar da sosyal kökene göre gerçekleşen elemeciğin başka bir boyutunu oluşturuyor. Bütün bunlardan ötürü, eğitim sistemi hakkında yaratılan „olumlu hava“ göz boyamadan başka bir anlam taşımıyor. Bu yüzden öğrencilerin ve velilerin daha iyi ve adil bir eğitim sistemi talebi gündemde kalmaya devam edecek görünüyor. (YH)

Sosyal köken başarıyı etkiliyor

İlki 2000 yılında yayınlanan Pisa Araştırması’nda özellikle Almanya’daki öğrencilerin eğitimdeki başarısı ile geldiği ailelerin kökeni arasında yayın bir ilişki olduğuna dikkat çekilmişti.
Son araştırmada da bu noktaya bir kez daha dikkat çekilerek, Almanya genelinde sosyal konumu zayıf ailelerden gelen öğrencilerin sadece yüzde 6’sının yüksek düzeydeki okullara gittiği, bunun OECD içindeki ortalamasının ise yüzde 8 olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, Almanya’da öğrenciler arasındaki başarı farkının yüzde 18’ni ailenin sosyal kökenine bağlıyorlar.
Son araştırmaya göre, sosyal konumu ve eğitimi zayıf bir çevreden gelen öğrencilerin 100 puan geriden gittiği saptandı.
Bu nedenle düşük gelirli ailelerden ve sosyal çevrelerden gelen çocukların eğitimdeki başarısının Almanya’da, başka hiç bir ülkede görülmeyecek düzeyde eşitsiz olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor.

GÖÇMEN ÇOCUKLAR
Araştırmada, aile ve çevrenin sosyal konumu ile eğitimdeki başarı arasında doğrudan bir ilişkinin bu denli belirgin olduğu Almanya’da, göçmen çocukların bundan en çok etkilenen kesimlerden biri olduğu da yer aldı.
„Sonuçlar, birçok göçmen öğrencinin eksikliklerden iki kat daha fazla etkilendiğini gösteriyor“ denilen araştırmada, bu grubun başında ebeveynleri Almanya’da doğmayan çocukların geldiği dile getirildi. Bu grupta olan öğrenciler ile diğer öğrenciler arasında ortalama 56 puan fark ediyor. 2000’de yayınlanan araştırmada ise bu fark 90 puan olarak saptanmıştı. Benzer bir durum evde Almanca’nın konuşulmadığı göçmen çocuklar için de geçerli. Evde Almanca konuşulan öğrenciler ile konuşulmayan öğrenciler arasında 60 puan fark bulunuyor.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: