Erken seçim Hamburg için bir şanstır

Hamburg eyaletinde CDU ve Yeşiller arasında iki yıl önce kurulan Almanya’nın eyalet düzeyindeki ilk koalisyon hükümeti dağıldı. İki parti arasındaki ortaklık “yeni bir model” olarak sunulmuştu. İki yıldır bu hükümete karşı muhalefet yürüten Sol Parti’nin milletvekili Mehmet Yıldız ile 20 Şubat’ta gerçekleşecek erken seçimleri, Hamburg Senatosu’nun son iki yıldaki icraatları, eğitim politikası, göçmenlere yönelik politikalar ve başka hak gaspları üzerine konuştuk.

Sinan Özbolat
Hamburg’da kısa bir süre sonra eyalet meclisi seçimleri yapılacak. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Bildiğiniz gibi Yeşiller partisinin hükümetten çekilmesi ile erken seçim gündeme geldi. Bunun Hamburg için bir şans olduğunu düşünüyorum; çünkü CDU- GAL birlikteliği eğitimden ulaşıma, kültürden göç politikalarına kadar hiçbir iyileştirme gerçekleştiremediği gibi, bazı konularda mevcut durumun daha da kötüleşmesi sonucunu doğurmuştur. Şu an SPD önde görünüyor ve muhtemelen – şu an seçim olsa – Hamburg Eyalet Meclisi’nde çoğunluğu ele geçirecek gibi gözüküyor. SPD’nin ve Olaf Scholz’un geçmişteki ‘performanslarına’ bakarsak, seçimlerden sonra ciddi bir politika değişikliği değil bir hükümet değişikliği gerçekleşecek.
Tekrar aday olacak mısınız? Partinizin seçimlerde şansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bizi bekleyen politikaların ve kısıtlamaların boşa çıkarılabilmesi için mecliste güçlü bir sol muhalefete ihtiyaç olacak. Bunun için ben de adayım. Çok iyi çalışır, mecliste güçlü bir biçimde temsil edilirsek, gelecekteki hükümetin politikasını etkileyebilir, gerçekleştirmek isteyecekleri hak gasplarını bir nebze de olsa engelleyebiliriz. Tabii bunun içinde sivil toplum örgütleriyle, sendikalarla, meslek odalarıyla, halk inisiyatifleriyle, kısacası sokakla ilişki içinde olmak, onlarla birlikte hareket etmek en az mecliste güçlü bir biçimde temsil edilmek kadar önemli. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de parlamento dışı muhalefet ile birlikte çalışmak, onların taleplerini mecliste dile getirmek başlıca hedeflerim arasındadır.
YOKSULLARA YENİ YÜKLER
CDU- GAL Eyalet Senatosu’nun son üç yıldaki politikasının mevcut durumu daha da kötüleştirdiğini söylediniz. Biraz açar mısınız?
Evet, son üç yılda kentimizin işsizlik, yoksulluk, eğitim ve kreş gibi acil sorunlarında herhangi bir ilerleme gerçekleşmediğini görüyoruz. Bütçe açığını kapatma ve ekonomik krizden çıkma adı altında birçok kısıtlamalar gerçekleştirilmiştir. Örneğin kreş ücretleri artırılmış, üç yaş üstü çocuklar için yemek parası getirilmiş ve “Familienpass” kaldırılmıştır. Ayrıca HVV gelecek yıl için otobüs, metro, şehir trenleri ve aylık pasolar için zam kararı almıştır. Bunu yaparken Elbfilarmoni gibi sözüm ona itibar vaat eden projelere kaynak aktarımı artarak devam etmiştir. Ayrıca son üç yılda işsizlik oranı yüzde 8’lerde seyretmiştir; bu da aşağı yukarı 80 bin işsize tekabül etmektedir. Ancak biliyoruz ki gizli işsizleri de (iş bulamadıkları için meslek eğitimi yapanlar, işsizlik kurumunun kurslarına katılanlar, bir Euro’luk işlerde çalışanlar vs.) hesaba katarsak bu sayı 100 binin üzerindedir. Yine 240 bin civarında insan sosyal yardım almaktadır, yani yoksullukta herhangi bir azalma olmamış, hatta yoksulların sayısı artmıştır. Unutmayalım ki bunların büyük bir kısmı çalışmaktadır; yani çalıştıkları halde geçimlerini temin edememekte ve sosyal yardım almak durumunda kalmaktadırlar.


Eğitim alanındaki durum nedir?

Hamburg Senatosu’nun Primarschule hedefi vardı biz de birçok eleştirimize ve çekincelerimize rağmen bunu destekledik. Ancak eyalet hükümeti bunu gerçekleştiremedi, belki de gerçekleştirmeyi aslında istemedi. Çünkü eski CDU’lu Hamburg Eyalet başbakanı kendi seçmenini ve  partililerini yeterince ikna edip, referandumda daha iyi harekete geçirseydi eğitim reformu muhtemelen kabul edilecekti. Biz referandumda, tüm eksiklerine rağmen ileri bir adım olarak değerlendirdiğimiz için, eğitim reformuna destek verdik. Ayrıca Senato ile yaptığımız görüşmelerde okullarda öğrencilerden her yıl alınan kitap parasının kaldırılmasını ve sınıflardaki öğrenci sayısının yoksul semtlerde 19, diğer semtlerde ise 23 öğrenci ile sınırlandırılmasını sağladık. Bu da bize parlamentoda bir şeyler yapılabileceğini, mecliste güçlü bir biçimde temsil edilebilirsek bazı kazanımlar elde edebileceğimizi gösteriyor.
DÜNYAYA AÇILAN KAPI MÜLTECİLERE KAPALI
CDU GAL Eyalet Senatosunun son üç yıldaki politikası göçmen ve mültecilere nasıl yansıdı?
Göçmenlerin yerel seçimlere, referanduma katılamayışı, Alman vatandaşlığına geçişte karşılaştıkları sorunlar hala mevcut. Hamburg Senatosu bu konularda, göstermelik birkaç proje dışında, herhangi bir adım atmış değil. Oysa Hamburg Senatosu göçmenlere yerel seçim ve referandumlarda oy hakkı, Optionspflicht’in kaldırılması ve Alman vatandaşlığına geçişin kolaylaştırılması gibi konuları Almanya Federal Konseyi’nde ya da İçişleri Bakanları Konferansında (İMK) gündeme getirebilir, çözüm için adımlar atabilirdi, ancak yapmadı. Ayrıca CDU- GAL hükümet programında göçmen kökenli çocuklara daha erken yaşlarda Almanca öğrenebilsinler diye iki yaşından itibaren kreş hakkı tanımayı vaat etmişti. Bu da gerçekleşmedi. Bundan başka şimdiki başbakan Ahlhaus’un içişleri bakanı iken mültecilere karşı çok sert politikalar uygulamış olduğunu hatırlatmak isterim. Onun döneminde sınır dışı olayları ve gözetim altındaki mülteciler arasında intihar olayları ve girişimleri artmıştır. Kamplardaki mültecilerin durumunun içler acısı olduğunu söyleyebilirim.  Özetle bir taraftan Hamburg “Dünyaya açılan kapı” olarak tanıtılırken, diğer yandan mültecilere tüm kapılar kapatılmakta, onur kırıcı davranışlara maruz bırakılmaktadırlar. Bu duruma dur demek için yerel seçimler hayati bir önem taşımaktadır.
Ben emekçileri, yoksulları, göçmenleri, sosyal adalet, eşitlik ve demokrasiden yana herkesi seçimlere katılmaya ve Sol Parti’yi desteklemeye davet etmek istiyorum.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: