Bunlar da oldu…

Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktığımız bugünler, yıl boyu yaşanan kimi çarpıcı gelişmeleri hatırlamak içinde bir vesile oluyor. Biz de Almanya ve Avrupa’da farklı konularda yılın iz bırakan olaylarına bir göz atalım istedik.

Yolsuzluk ve skandallar bu yıl da siyaset dünyasının çarpıcı gelişmeleri arasındaki yerini korudu. İrili ufaklı birçok yolsuzluk ve skandalın ortaya çıktığı 2010’da dikkati çekenlerden bazıları ise şunlar oldu:
Yılın ilk aylarında Almanya’da yakın siyasi tarihin en karanlık isimlerinden biri olan silah komisyoncusu Karl Heinz Schreiber’in rüşvet davası siyaset ve iş dünyası arasındaki kirli trafiği bir kez daha gözler önüne serdi.
Daha önceki yıllarda hükümet partisi CDU’ya yasadışı bağış ve rüşvet verdiği ortaya çıkan Schreiber, hükümetin küçük ortağı CSU’ya da milyonlarca Mark rüşvet ve gizli bağış yaptığını açıkladı.
Büyük silah şirketlerinin, bürokrasiyi yola getirmek için komisyoncu olarak kullandığı Schreiber’in itirafları kamuoyunda geniş yer buldu.
Ünlü oteller zinciri Mövenpick`in  FDP ve CSU’ya seçimlerden önce milyonlarca Euro’luk bağış yaptığı ortaya çıktı. İktidara gelir gelmez otellere vergi indirimi getiren hükümet ortağı FDP’nin otel patronlarından aldığı bu rüşvet, „parasını veren yasasını çıkarır“ dedirtecek cinsten bir örnek oldu.
İktidarda ya da muhalefetteki partilerin önemli bir bölümünün para karşılığı nasıl sermaye lehine politikalar yürüttüğüne bir başka örnekse İngiltere’de yaşandı.
İşçi Partisi üyesi üç eski bakanın para karşılığında lobi faaliyeti yaptıklarının ortaya çıkması; ve parlamento başkanı da dahil olmak üzere çok sayıda milletvekilinin kişisel harcamalarını devlete ödettiklerinin anlaşılması siyasetteki kirlenmenin boyutlarını gösterdi ve geniş tartışma yarattı.
Yılın en tartışmalı siyasi liderleri ise Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ile İtalya Başbakanı Berlusconi oldu.
Sarkozy, milyonlarca işçinin günler süren tepkisine rağmen emeklilik yaşını yükseltmesi ve izlediği milliyetçi politikalar ile rüşvet skandalına karıştığı yolundaki iddialar yüzünde yoğun eleştirilere hedef oldu.
Yılın son günlerinde koltuğunu kılpayı kurtaran İtalya Başbakanı ise, yıl boyunca yüzbinlerce insanın katıldığı gösterilerle en çok protesto edilen lider ünvanını kazandı.

KİLİSENİN ‘KARA YILI’
2010 yılına damgasını vuran skandallardan biri hiç kuşku yok ki, kilise kurumlarında yaşanan taciz olayları oldu. Almanya, İrlanda, İtalya, Avusturya gibi pek çok Avrupa ülkesi, kilise kurumlarında çocuklara yönelik şiddet ve cinsel taciz vakalarının yıllardır sistematik olarak sürdüğünün ortaya çıkmasıyla çalkalandı. Bu ülkelerde yüzlerce mağdur ortaya çıktı ve mahkemeye başvurdu. Üst düzey din adamlarının da adı geçen ve birçok istifaya neden skandal üzerine, olayları önce geçiştirmeye çalışan Vatikan resmen özür dilemek zorunda kaldı ama konunun üstüne ciddiyetle gitmemesi ise protestolara neden oldu ve kiliseden kopuşlar arttı.

WİKİLEAKS ‚DEPREMİ‘
Yılın en büyük skandalı ise Aralık ayında patlak veren „Wikileaks Depremi“ oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı ile ABD Büyükelçilikleri arasındaki gizli yazışmaları ele geçiren Wikileaks (Bilgi Sızıntısı) adlı internet sitesinin bunları kamuoyuna açıklaması tüm dünyada büyük yankı yarattı. Açıklanan onbinlerce belgede yer alan, ABD’li diplomatların görev yaptıkları ülkeler ve siyasiler hakkındaki rapor ve yorumları, emperyalist diplomasinin ikiyüzlülüğünü ortaya serdi. Belgeleri açığa çıkaran Wikileaks’in kurucusu  Avusturalya vatandaşı Julian Assange, İsveç’te iki kadına tecavüz ettiği iddiasıyla İngiltere tutuklandı ve kefaletle şartlı serbest bırakıldı.
DUİSBURG’DA FACİA
İlki 1989 yılında yapılan „Aşk Geçidi“ adlı tekno-müzik festivali 2010 yılında facia ile sonuçlandı. Termmuz ayında Duisburg’da düzenlenen ve 1 milyondan fazla kişinin katıldığı festivalde meydana gelen izdiham nedeniyle 21 kişi ezilerek öldü, 500 kişi de yaralandı.
Faciayla ilgili soruşturma açıldı, ancak herkesin birbirini suçladığı olayda ne Belediye, ne örganizatörler ne de polis sorumlu görülmedi. Facia, kar hırsının insan hayatından bile değerli olduğunu gösteren ibretlik bir olay olarak kayıtlara geçti.
LENA VE EUROVİSİON
Bu yıl Oslo’da düzenlenen 55. Eurovisiyon şarkı yarışmasında „Satellite“ adlı parçasıyla ülkesini temsil eden 19 yaşındaki Lena Meyer Landrut, 28 yıl aradan sonra Almanya’ya birincilik getirdi.
Yarışma sonrasında Lena ve ekibi ülkesinde adeta bir kahraman gibi karşılandı.
YILIN HAYVANI PAUL!
2010 yılının tüm dünyada en çok konuştuğu hayvanı ise „kahin ahtapot“ Paul oldu. Almanya’nın Oberhausen kentindeki hayavanat bahçesinde mütevazi bir hayat sürerken, Almanya’nın Dünya Kupası’ndaki 8 maçını da „doğru tahmin ederek“ büyük üne kavuştu! Star muamelesi gören ve ünü sınırları aşan Paul, belki de bu ilgiye dayanamayarak Eylül ayında hayata veda etti.

PAYLAŞILAMAYAN BAŞARI
Alman Mili Futbol Takımının başarılı oyuncusu Mesut Özil, yılın hem spor hem de siyaset dünyasında en çok konuşulan isimlerinden oldu. „Başarısız“ göçmenleri işe yaramaz-değersiz olarak damgalayıp sert yaptırımlara reva gören politikacılar, Mesut Özil’i öve öve bitiremediler. Türk basını ve milliyetçi çevreler ise Mesut’un doğup büyüdüğü Almanya’nın milli takımını tercih etmesini vatan hainliği olarak damgaladılar. Türkiye ve Almanya arasında oynanan futbol maçında Mesut Özil’in yuhalanarak protesto edilmesi ise dikkat çekti.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar verfassen

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.

%d Bloggern gefällt das: