Öfke doğru kanala akıyor

15 Ekim’de 85 ülkede ve yaklaşık bin kentte kapitalizme, bankalara ve krize karşı yapılan gösterilere yüzbinlerce insan katıldı. Almanya’daki değişik kentlerde yapılan eylemlere 40 bin kişi katıldı.

15 Ekim gösterileri dünya genelinde mali sermayeye, bankalara ve kapitalizme karşı biriken öfkenin dışa vurumu bakımından önemli veriler içeriyor. Öncelikle eylemlere katılım, tahmin edilenden çok daha yaygın ve  yüksek oldu.

Örneğin, Avrupa’da “krizin en az etkilediği ülke” olarak bilinen ya da krizin etkisinin diğer ülkelere göre halka daha az yansıtıldığı Almanya’da bile gösterilere katılım beklenenin üzerinde oldu.
Berlin’de 10 bin, Frankfurt’ta 5 bin, Köln’de 50 kişinin beklendiği eyleme 2 bin kişi katıldı. Benzer rakamlar eylemlerin yapıldığı diğer kentler için de geçerli. Ve sonuçta, “sosyal hareket” bakımından sakin görülen Almanya’da 15 Ekim gösterilerine toplam 40 binden fazla insan katıldı. Bu durum diğer ülkeler için de geçerli. “Öfkeliler” hareketinin başladığı İspanya’da 80 kentte yüz binlerce insan sokağa çıkarak krize ve kapitalizme tepkisini ortaya koydu. Başkent Madrid’deki ünlü Puerta Del Sol Meydanı’nda yarım milyon, Katalonya metropolü Barcelona’da 400 bin kişi toplandı.
Kısacası dünyanın 85 ülkesinde, yaklaşık bin kentte yapılan gösteriler, krize tepki olarak ortaya çıkan sosyal hareketin saman alevi gibi geçici bir hareket olmadığını yeterince ortaya koyuyor.

Avrupa basınında yapılan yorum ve analizlerde de, 15 Ekim gösterilerinin krizin faturasına ve kapitalizme karşı uzun bir süredir kendisini hissettiren yeni protesto dalgasını güçlendirdiği, bu başlangıcın dünya genelinde daha büyük dalgaların habercisi olduğu konusu öne çıktı. Yani, 15 Ekim gösterileri küresel düzeyde kapitalizme, mali sermayeye ve bankalara karşı biriken öfkenin, kendini büyük dalgalar halinde ortaya koyabilecek sosyal hareketlere dönüşebileceği sinyalini verdi.

Bir diğer boyutu ise, şimdiye kadar sonuçlarına tepki gösterilen kapitalizmin giderek kendisinin hedefe konuluyor olması.
Zira, çoktan ‚duvara toslamış‘ kapitalist sistem içinde yaşanan ekonomik ve sosyal sorunlara çözüm aramanın beyhude olduğu, özellikle genç nesiller tarafından çok daha erken fark ediliyor. Burjuva poltikacıların ve sermaye basınının, son gösterileri „haklı, meşru“ vb. gören yorumlarda bulunması da boşuna değil. Böylece tepkileri yumuşatmanın dışında, „suçlu sistem değil, yanlış yönetilen bankalar“ mesajını vererek kapitalizmi aklamak istiyorlar.

Bugün ortaya çıkan protesto hareketi bekleyen en ciddi tehlikelerin başında da bu konu bulunuyor; açlığın, yoksulluğun, gelir adaletsizliğinin asıl sorumlusunun kapitalist sistem değil de, izlenen kimi yanlış politikalar, kontrolsüz davranan mali sermaye ve bankalar olduğu yanılsaması.

Ancak öfkelileri ikna etmek bu kez daha zor görünüyor. Çünkü, “yüzde 99”, bu sistemin açlık, sefalet, yoksulluk, sosyal adaletsizlik, savaş ve sömürü ürettiğini öncesine göre çok daha net olarak fark etmiş durumda.

Hinterlasse jetzt einen Kommentar

Kommentar hinterlassen

E-Mail Adresse wird nicht veröffentlicht.