Halklar AB’ye isyan ediyor

Güney ve Doğu Avrupa’da halk kitlelerinin AB, AMB ve IMF’nin ekonomik dayatmalarına karşı mücadelesi sertleşerek devam ediyor.

AB, AMB ve IMF (Troyka) tarafından “Euro borç krizini kontrol altına alma” ve “borçlu ülkeleri düzlüğe çıkarma” adına yapılan bütün müdahaleler emekçi halkları daha fazla emperyalizmin boyunduruğu altına sokuyor. Yunanistan’da görevdeki teknokrat hükümetin Troyka’nın talepleri doğrultusunda parlamentoya sunduğu tasarruf paketinin de Yunan emekçilerinin derdine derman olmayacağı şimdiden biliniyor.

“Yunanistan’ı kurtarmak”(!) için hazırlanan ilk kredi paketinin ardından ekonomi daraldığı gibi işsizlikte sürekli arttı. İki yıl önce yüzde 13,9 olan işsizlik oranı 2011 Kasım ayında 20,9 çıktı. Böylece Yunanistan tarihinde ilk kez bir milyondan fazla emekçi resmi olarak işsiz kaldı.

2010 yılında ekonomideki yüzde 4,5 daralma 2011 yılında ise yüzde 6,8”e çıktı. 130 milyar hacmindeki ikinci kredi paketinin uygulamaya konulmasıyla birlikte ekonominin daha büyük bir hızla daralmayı sürdüreceğine kesin gözüyle bakılıyor. Teknokratlar hükümeti şimdiden 2012 yılında ekonominin yüzde 5,5 küçülmesini bekliyor.

AB’nin patronları Almanya ve Fransa, tekelci sermayenin talimatları doğrultusunda borçlu ülkeler üzerinde baskıyı artırıyorlar. Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, önce Yunanistan’ı hedefe alarak, “Yunanistan’ın iflasına ve Euro bölgesinden ayrılmasına iki yıl öncesine göre daha hazırlıklıyız” dedi ve ardından Portekiz ve İspanya’ya yüklendi: “Güney Avrupa’daki dostlarımızın tasarruf politikaları konusunda daha kararlı olmalarını bekliyoruz. Sanki bir duraksama var gibi” diye konuştu. Alman sermayesinin koçbaşlarında Bosch tekelinin şefi Franz Fehrenbach, Almanya’daki şirket yöneticilerinin artık Yunanistan’da olup bitene sabırlarının kalmadığını dile getirerek, “Gerektiğinde Yunanistan zorla AB’den atılmalı” diye tehtitvari açıklamalarda bulunuyor.

Borçlu ülkeler üzerindeki baskı ve sömürü mekanizması saat gibi işliyor: Önce Troyka önlemleri dayatıyor ardından üç büyük rayting ajansında biri ülkelerin kredi notunu düşürüp piyasalardan ucuz kredi bulmalarının önüne geçiyor ve böylece ülkeler son derece yüksek faizle kredi almaya zorlanıyorlar. Bu kez de tam böyle oldu, Troyka Yunanistan’a paketi dayattı, İspanya ve Portekiz’e yönelik “siz de ev ödevlerinizi yapmayı sürdürün” açıklamasını yaptı. Ardından ise Moody’s isimli rayting ajansı aralarında İspanya ve Portekiz’in olduğu altı AB ülkesinin kredi derecelerini bir ila iki not arası düşürdü.

 

BOYNUMUZU İLMİKTEN KURTARMALIYIZ!

Genel grevde, gösteri ve mitinglerde, “AB’den çıkılsın – Borçlar silinsin” talebiyle yürüyen milyonlarca Yunanlı emekçi, “boynumuzu ilmikten kurtarmalıyız” diye slogan atıyorlar. Yunanlı emekçilerin bu sloganı İspanya ve Portekiz’deki emekçileri de etkiledi. Bu iki ülkede yapılan gösterilerde de “boynumuzu ilmiğe sokmayacağız” sloganı atılıyor.

Özellikle gençler arasında işsizliğin katlanarak artması doğal olarak bu kesimin mücadelenin en önünde yer almasını sağlıyor. Yunanistan ve İspanya’da 25 yaşına kadar olan gençler arasında işsizlik yüzde 50’lere dayandı. AB genelinde bu yaş grubuna bağlı 5,5 milyon genç resmi verilere göre işsiz. Gençler arasındaki işsizliğin gerçekte çok daha yüksek olduğu biliniyor. Milyonlarca gencin işsiz ve geleceksiz olması karşısında gençlik kitleleri arasında öfkenin büyümesine neden oluyor. Emekçi halkların boyunlarını ilmikten kurtarma mücadelelerinde gençlerin yeri belirleyici olacak.

BM, İLO, OECD gibi emperyalist kurumlar, hükümetleri, “gençlik isyanlarına” karşı duyarlı olmaya çağırıyor. “Duyarlılıkla” kastedilenin gençlere eğitimde eşitlik, eğitim sonrası iş ve gelecek sağlanması için çaba olmadığını gençler artık biliyor.

Sadece Güney Avrupa’da değil, emekçiler Doğu Avrupa’da da ayağa kalkıyor, AB’ye karşı öfkelerini dile getiriyorlar. Kitlesel protestolarla Romanya’da hükümet devrildi, Çek Cumhuriyeti’nde ve Macaristan’da protestolar devam ediyor. Önümüzdeki ilkbahar ayları Avrupa genelinde yeni mücadelelere sahne olacağı ve bu eylemlerin Güney ve Doğu Avrupa ülkeleriyle sınırlı kalmayacağı şimdiden söylenebilir.